Dedikodu, başkalarının kişisel ve özel konuları hakkında yapılan konuşmalardır.
Dedikodu, bazen gerçek olaylar ve konular hakkında olsa da, genellikle kişiler arasında konuşulduğundan, kişilerin birbirlerine olayı veya haberi, bilgi ve bilinmezliklerin iletimi sırasında yanlışlıklar ve çarpıklıklar içermektedir.
Bu açıklamalar, psikologların, psikiyatrların bilimsel yorumları.
Geçiniz bunları efendim…
Hadi dürüst olalım,
Şurda biz bize konuşuyoruz.
Herkes dedikoduyu sever, herkes dedikoduya bayılır.
İşte okulda, ofiste otobüste, evde dışarıda, yüz yüze telefonla her yerde, her şekilde dedikodu olur, dedikodudan vazgeçilmez.
Yaradılış özelliğimizden olsa gerek, biz insanoğlu dedikoduya programlanmış canlılarız.
***
Dedikodunun olduğu ortamların ilk sırasında ise aile bireyleri yer alır.
Hısım-akraba, kalabalık aile topluluklarında dedikodu kaçınılmazdır.
Sözde herkes birbirini sever sayar, herkes candır kandır.
Fakat madalyonun öteki yüzüne bakmak lazım.
Aile bireyleri her ne kadar samimi, candan, içten görünse de işin rengi birden değişebiliyor.
Yandaş, kafadar aile bireyleri, yaş gözetmeksizin kendilerini dedikodunun büyülü dünyasına kaptırır.
Kalabalık ailelerin vazgeçilmezi olan dedikodu bazen öyle tatlı gelir ki, gıybeti yapan şahıs kendinden geçercesine kaptırır dedikodunun buğulu dünyasına!
Çaylar kahveler yapılır, sigaralar yakılır, koltuklara oturulur…
“Hadi biraz dedikodu yapalım!” diye de açık açık söylenir.
Günahmış, ayıpmış, yanlışmış kimin umurunda!
Mekânın kuytu köşesinde fısır fısır, gizli kapaklı dedikodu muhabbeti dönmeye başlar.
Öyle ki; kişi nefes almadan, heyecan ve biraz panikle adı geçen şahsın gıyabında konuşur da konuşur.
Öyle can alıcı noktalara, öyle bilinmezliklere değinilir ki,
“Cık Cık Cık… Vay be, gerçekten mi? Öyle mi?” gibi şaşkınlık soruları havada uçuşur.
Dil damak kurumuş, eteklerdeki taşlar dökülmüş, iyice dejarz olunmuştur.
***
Gıybete konu olan şahısla bir araya gelindiğinde ise,
“Canım benim, özledim seni. Ne çok severim seni, iyi ki varsın!” gibi,
Yalan dolan, sahte sözler de ihmal edilmez.
Ee, bu da sahtekârlığın dik alası oluyor!
Ama kim ne derse desin;
“Dedikodu can suyudur”,
“Özellikle aile arasındaki dedikodunun tadı bir başkadır!” diye düşünür birçok insan.
Yazımın başında da söylediğim gibi;
Dedikodudan vazgeçmek, dedikodudan uzak durmak, dedikodu yapmamak biz insanlar için mümkün müdür?
Değildir…
Ya sizce?