Afete Dirençli Kent Eğitimi Verdi: ABD’li Uzman Bob Jensen Adana'da

Kriz ve afet müdahale iletişiminde, risk ve kriz yönetiminde uluslararası tanınmış bir isim olan Bob Jensen Türkiye’de.

Haber Merkezi
Haber Merkezi Tüm Haberleri

Röportaj: Sefa Saygıdeğer

Fotoğraflar: Murat Gegin

Belediyelere ve afet konusunda çalışan sivil toplum örgütlerine yönelik “Yerel Yönetimlerde Sosyal İnovasyon Ve Afete Dirençli Kentler” konulu eğitim programı çerçevesinde, Adana başta olmak üzere Ankara, İzmir, Diyarbakır, Samsun ve İstanbul’da 6 oturum gerçekleştirildi. Ulusal ve uluslararası düzeyde kapsamlı liderlik deneyimine sahip üst düzey strateji, risk, kriz ve afet yönetimi ve iletişim yöneticisi,  Bob Jensen, bu çerçevede Adana’da da yerel yönetimlere ve afet konusunda çalışan sivil toplum örgütlerine yönelik bir eğitim programı gerçekleştirdi.  ABD Türkiye Misyonu ve Çankaya Belediyesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında ABD Misyonu  tarafından Türkiye’ye davet edilen ve daha önce ABD hükümetine danışmanlık yapan afet ve acil durum uzmanı  Bob Jensen, dünya çapındaki ve ABD örneklerinden bahsettiği sunumunun ardından kriz yönetimine de değindi.  Jensen, sıklıkla dünya çapında önemli krizlere rastlandığını belirterek, hemen her şehirde her gün ciddi olayların gerçekleştiğini, ancak çoğu lider ve yöneticinin kriz yönetimine gerekli önceliği vermediğini söyledi. Kriz yönetiminin ne olduğunu anlatan Bob Jensen, güçlü bir kriz yönetim çalışmasını oluşturan kritik unsurlara odaklanmanın önemine değindi.  Çalıştayın ardından Sefa Saygıdeğer’in sorularını yanıtlayan Bay Jensen, çalıştayların sonunda yayınlanacak sonuç raporunun önemini vurgulayarak “Bu sonuç Raporu yerel yönetimler ve halk için önemli bir kaynak olacak” açıklamasını yaptı.   

Bay Jensen neden buradasınız ve üzerinde çalıştığınız program nedir?

Burada olmamım sebebi; ABD Türkiye Misyonu ve Dışişleri Bakanlığı, benim gelip bir programa katılmamı, kriz yönetimi ve afet konusunda eğitim vermemi istedi. Üzerinde çalıştığım program afet yönetimiyle alakalı. Bu program benim Türkiye’de 6 şehri görmemi sağladı. Program şöyle olacak; Her şehirde bir çalıştay düzenliyoruz, 6 şehir seçtik, bu çalıştaylarda yerel belediye yetkilileri, sivil toplum örgütleri ve  akademisyenleri bir araya getiriyoruz.

Bu çalıştayların temel amacı nedir?

Çankaya Belediyesi’nden Afet Müdürü Umut Berker Sevilmiş, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Türkiye Misyonu’ndan hibe desteği alarak bu programı organize etti. Bu çalıştayların amacı, her şehirde yerel yetkilileri bir araya getirip, bir afet karşısında ne tip problemlerle karşılaştıklarını tartışmak. İkinci amacı ise, afet esnasında karşılaşılan problemleri çözmek için fikir paylaşımı.. ‘Sosyal İnovasyon Ve Afete Dayanıklı Şehirler’ adında 6 aşamalı strateji paylaşıldı.

Şehirleri seçerken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?

Bu şehirler, Türkiye’nin her önemli bölgesinden, önemli şehirlerde bulunmak amacıyla seçildi  ve her şehrin de aslında farklı bir tip afet riski var. Mesela İzmir de, İstanbul da bir deprem fayı üzerinde. Deprem konuşuyoruz hep ama farklı tür afetler de var. Mesela Samsun’un sel felaketi ile problemi olabilir. Yapmış olduğumuz çalıştaylarda her grupta bu şehirde nasıl bir afet riski var, sorunlar ne, bu afetlerin etkisi ne ve ne tip çözümler olabilir, afetlere cevap verirken nasıl daha iyi iş yapabiliriz konuları konuşuluyor. Ben de dün Adana’da yapmış olduğumuz çalıştayda küresel trendler ve küresel en iyi uygulamalar hakkında sunum yaptım. Acil Durum Eylem Planları hakkında konuştum ve Acil Eylem Planlarının ne kadar önemli olduğunu anlattım.  Burada en iyi pratiklerin, en iyi uygulamaların neler olduğunu paylaştım konuşmamda.

Türkiye’deki deprem kanunlarını inceleme fırsatınız oldu mu? konu hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Türk Hukuku konusunda uzman değilim ama duyduğum kadarıyla deprem ile alakalı birçok yasa var. Anladığım kadarıyla problem kanunlarda değil, daha çok uygulamalarda oluyor.

Afet konusu küresel ölçekte yaşadığımız birçok sorun içerisinde dünyanın en önemli konuları arasında. Çözümleri nasıl olmalı ve konuya dair genel olarak neler söylersiniz?

ODAK NOKTASI AFET ÖNCESİ OLMALI

Dünyada üç önemli trend var. Birincisi; Odak noktasının afet sonrası yerine, afet öncesine kayması. Afet risklerini azaltmak ve hazırlıklı olmak. Birkaç yıl önce Birleşmiş Milletler’in (BM) afet ajansı, adını değiştirdi. Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi oldu. Yani afet öncesine odaklanma var. Afet oldu, o anda ne yapacağımızdan ziyade afet olmadan önce ne yapacağız, nasıl bir plan yapacağız ve afete hazırlıklı mıyız bunları konuşmamız gerek. Üç trendin birincisi bu.

SİSTEMLİ DÜŞÜNME

Sistemli düşünme, herkesin bunu kullanması lazım. Herkes hemen plan yapmak istiyor ama ben onlara şunu söylüyorum; durun önce sisteme bakın. Sistem eğer çalışmıyorsa, plan da çalışmayacaktır. Dünya Bankası’yla çalıştığım ülkelere baktığımız zaman ulusal sistemleri, ulusal planları var mı?  Önce buna bakıyoruz ki çoğunda da olmuyor. Üç önemli trendden ikincisi bu.

YEREL YÖNETİMLER HALKIN FARKINDALIĞINI ARTTIRMA PROGRAMLARI YAPMALI

Üçüncü önemi konu da, özellikle yerel yönetimlerin halkın farkındalığını arttırma programları yapması lazım. Bir afet olduğu zaman insanlar ne yapacağını bilmeli. Örneğin Amerika’da tüm halkı afet eğitimi konusunda bilgilendirmek için kurulmuş bir web sitesi var. Türkiye’de de ulusal anlamda bir web sitesi yapılmalı. Bu üçüncü trende de eğitim diyebiliriz. Ama hepsi Türkiye çapında olmalı ve uygulanmalı.

ÜLKE ÇAPINDA BİR SİSTEM KURULMALI

Tabi ki her şehrin belediyeleri şehirdeki riske göre odaklanacak ama ülke çapında her risk hakkında bilgilendirilip, onlar için ne yapılabilir genel olarak bilgi verilmesi lazım. Çünkü her şehrin kendi sistemini kurması çok pahalıya mal olacağı için ülke çapında bir sistem kurulmalı. Böyle yapıldığı takdirde her şehir kendi sistemine uygun olanı seçebilir ve uygulamaya koyabilir. Her türlü afete karşı insanların ne yapması gerektiğini bilmesi çok önemli.

BÜTÜN ÇALIŞMALARIMIZIN TEMELİNDE 6 ÖNEMLİ NOKTA VAR

Aslında bütün çalışmalarımızın özetini gösteren 6 önemli nokta var. Birincisi, risklerimizi ve başımıza neler gelebilir, problemleri bilmek. İkincisi, sistemlerimizi kontrol etmek. Üçüncüsü, sistemlerimiz tamam ise bir kriz planı yapmak. Dördüncüsü, bu plan için eğitim ve tatbikat yapmak. Sürekli eğitim verip, tatbikat yapmak çok önemli. Beşincisi, halkı bilgilendirmek ve halkın ne yapacağını bilmesi. Altıncısı da, toplumun yaklaşımı.

KRİZ ANINDA HERKES ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ ÜSTLENMELİ

Hükümet, özel sektör, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, akademisyenler, insanların bir araya gelip bir kriz anında rol üstlenmesi gerekir. Büyük bir afet olduğu zaman devletin afeti tek başına müdahale etmesi mümkün değil. Dolayısıyla hep birlikte koordinasyonlu çalışılması gerek. Bir kriz anında herkes üzerine düşen görevi üstlenmeli.

SONUÇ RAPORU ÖNEMLİ BİR KAYNAK OLACAK

6 şehirde çalıştaylarımızı bitirdikten sonra bir sonuç ve durum raporu hazırlanacak. Hazırlanan raporlar 6 şehre verilecek, aynı şekilde isteyen diğer şehirlere de verilecek. Çünkü yerel yönetimler afete ne kadar hazırlıklı olursa bir afet sonrasında sonuç o kadar iyi olacaktır. Dolayısıyla hazırlanacak olan rapor tüm şehirler için çok önemli bir kaynak olacak. 

Gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarıyla yıllardır çalışan bir kişi olarak, Kriz Eylem Planı bulunan kuruluşların birçok planının aslında üç yıldan eski olduğunu ve hiçbir zaman gözden geçirilmediğini ya da denemesinin dahi yapılmadığını tespit ettim. Kriz konusunda liderlik edecek ekipler de planda ne olduğunu sadece kriz olduğunda öğrenmemelidir. Diğer sorunlar arasında bu örnekler de verilebilir;  

-Ortaya konulan ve kapsamındaki kişilerin görev ve sorumluluklarının net bir şekilde ifade edildiği bir Kriz Eylem Planının olmaması,

-Ekiplerin ihtiyaç duyulan konularda ve bir kriz durumunda nasıl davranış sergileyecekleri hususunda eğitime tabi tutulmaması,

-Kriz sadece normal mesai saatlerinde değil aynı zamanda günün her anında ortaya çıkabileceği için, elektronik ortamda ya da (temel Kriz Eylem Ekibi üyelerinin evleri gibi) çeşitli konumlarda mevcut planların olmaması.

Çoğu kuruluş, kriz yönetim uygulamalarının gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi için dışarıdan kuruluşlarla ve kriz yönetimi uzmanlarıyla yaptıkları çalışmalardan yarar sağlamaktadır. Bu durum, bu planlarla ilgili eğitim verilmesi ve bu planların denemeye tabi tutulması için olduğu kadar risk değerlendirme ve planlama açısından da idealdir. Plan ve süreçlerin oluşturulmasında yer alabilecek ve yer alması gerekli kurum içi personel arasında risk yöneticileri, güvenlik ve emniyet yöneticileri, operasyon yöneticileri, İK ve bilişim teknolojisi sistem sorumluları, hukuk ekibi ve kurumsal iletişim sorumluları bulunmaktadır. Kıdemli yöneticilerle üst düzey kurum liderleri de kriz yönetim planlarının yönlendirilmesi ve güvenlik, önleme, hazırlıklı olma ve dirençlilik kültürü yaratılmasında aktif rol oynamaktadır. Bu bilgilerin, kriz yönetiminin sadece hızlı bir değerlendirmesi olmakla beraber, kurum yetkilisi okurlarınıza, kriz yönetim çalışmalarında nerede olduğunu görmesi bakımından bir çerçeve sunmasını ümit ediyorum.

Kaynak: 5 Ocak Gazetesi

16 May 2024 - 10:59 Adana- Eğitim

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.