GÜVEN TESİSİ AMA NASIL?

İnsanlar genç yaşta, bir çok konuda aşırı cesaretli olup macera yaşamayı sever. Genç demek; kanın deli deli aktığı, adrenalin seviyesinin en yüksek olduğu dönem demektir.. Başta kavak yellerinin estiği dönemdir…Konuları ince ayrıntılarını düşünmeden hareket ederler. Kimi zaman bu aşırı meraktan başları belaya girer. Olayları değerlendirirken, akıllarıyla değil, duyguları ile hareket ederler. Çoğu kez aceleci davranır, hırslarına yenilirler. Daha sonra geriye baktıklarında ise ne kadar hatalı davrandıklarını anlarlar. Hani güzel bir deyiş vardır; ‘’zararın neresinden dönerseniz kardır’’ denir ya, işte böyle zamanlar insana tecrübe kazandırır. Tecrübe kazanmadan evvel birisi gelse, size bu konunun riskli olduğunu söylese, vaz geçmenizi istese , inanıyorum ki bu doğru sözlere değer verip o konudan vazgeçmezsiniz. Genç yaşlarda deneme yanılma metodu daha geçerli olmaktadır . Yanıldığınız bir konuyu, sizden daha genç nesile tavsiye niteliğinde söyleseniz bile, kabul göreceğine inanamayız. Çünkü insanoğlu, her zaman olmasa da çoğunlukla deneyim metodu ile öğrenmeyi tercih eder. Kendimizden çok örnekler vermemiz mümkündür. Ancak bir konu önemlidir, insanoğlu yanıldığı bir konuda tekrar aynı deneyimi yaşamaya kalkışması zordur. Elini sıcak sobaya dokunan bir çocuk, tekrar elini o sobaya uzatmaz. Büyüklerimiz buna; bir musibet, bin nasihatten iyidir derler. İnsanın doğumundan, kemalet dediğimiz noktaya gelebilmesi, şüphesiz ki uzun yıllara baliğ oluyor. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik ve olgunluk dönemi derken, ancak yetkinlik kazanıyor. Deneyim kazanıyor, tecrübe ediniyor, yaşadıklarından ve hatalarından iyi ve doğru olan, güzel sonuçlar çıkarabiliyor. İşte bu noktaya da ‘Kamil İnsan’

  1. da diğer tanımı ile ‘Kemaletli İnsan’ diyoruz… Tabiiki her yaşın bir güzelliği var ama, sanırım insanın kalbiyle, ruhuyla, bedeniyle en uyumlu, en mutlu olduğu dönem, bu dönemdir diye rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaman ve sabır bu süreçte bizimiçin, en büyük yardımcı kaynaklardır.

Yaş ilerledikçe bu öz güven ve cesaret yerini daha temkinli davranmaya yöneltiyor. Bir çok konuda deneyim kazanan insan, aynı deneyimi asla tecrübe etmeye kalkışmıyor. İnsan çoğu zaman hırslarının esiri olur. İnsanın aklı, hırslarının arkasında giderse hataların bir biri ardından sıralanması işten bile değildir. Yaş ve deneyim artıkça, insan aklı hırslarının önüne geçmeye başlar. Ancak bu her zaman doğru olmayabilir. Bu durumların en çok yaşandığı zamanlar, herhangi bir konuda iktidar sahibi olduğunuz zamandır. Daha uzun bir dönem için bu erki elinizde tutmaya devam etmek istediğinizde, iktidar ve güç adına hırs sahibi olduğunuzda hatalar başlar. Öyle hatalar yapılır ki, o hatanın örtülmesi için hırs, bir başka hataya yöneltir insanı. Hatalar, hırslarla beraber yarışmaya başlar. Daha sonra, geriye bile bakılmadan daha büyük hırslarla hayat devam eder, buna paralelde derin izler bırakacak hatalar zinciri oluşur. Çünkü o erki elde tutmak, sahip olduğunuz iktidarı yitirmemek adına, akıllı davranmayı bir tarafa bırakırsınız. Aklınız size doğru yolu gösterse bile siz aklınızın gösterdiği doğru yola gitmek yerine, hırsınızın size işaret ettiği yola gidersiniz. Oysa o yol, hatadır, yanlıştır, zararlıdır. Ama bunu bir türlü kabullenemezsiniz…

Bu durum, siyasette daha belirgin bir hal alır. İdare edenlerin hatalar zinciri, başta halkı bile yok sayacak derecede iktidar hevesinin devam etmesini düşünür. Önemli olan o kurumu seçenlerin yerine, parasal kaynak sağlayan küçük toplum veya kişilerin menfaatleri öne çıkar. Bu iktidar hırsı, parayla her şeyi elde edeceğini sanır. Çünkü orada gücü ve hakimiyeti, sahip olduğu forsu yitirmek istemez. Aslında o mevkie gelirken de, insanların üstlerine basıp, bu hırslarının esiri olarak tırmanır erkin tepesine. Tepeye ulaştı mı, gerisi kolay… Üzerine basarak çıktığı toplumu daha da ezip, seçim zamanına yakın bir tarihte biraz ferahlık

verdiniz mi, balık hafızalı toplum hemen kanar. Ne yapsın? Bir lokma ekmeğe, bir kaşık aşa muhtaç, hak ve adaletten uzak yaşarken, bir anlık hatırlanmak bile bu yurdum insanlarını memnun eder. Çök derseniz çökerler. Kalk derseniz kalkarlar. Onlarda kendilerini onlarla ifade ederler. O iktidarı, ya da o iktidar sahiplerini, kendilerine daha yakın hissederler.

Bir insan nasıl olurda, hem idare eden, hem murakabe eden, hem de yargılayan koltukta oturur? Bütün yönetim organları, bütün iktidar gücü tek bir kişi de toplanırsa, bu adil olur mu? Elbette ki bunu zaman gösterecektir. Adaletten, hakkaniyetten, eşitlikten ve tüm ülke halkını kucaklamaktan kaçınılmadığı sürece, ülkenin birliğini, beraberliğini sağladığı ve devam ettirdiği sürece, halktan onay alacaktır. Ancak, bunları bir tarafa bırakıp ta sırf kendi geleceğiniz için, kalkıp parti başkanı olarak meydanlara çıkmak suretiyle tek taraflı söylemlerde bulunursanız, işte o noktada daha büyük yanlışlara yol açarsınız. Güven sarsılır, umutlar umutsuzluğa dönüşür.

Ülkemizde ki duruma baktığımızda, birçok farklılıkları görebilirsiniz. Yaklaşan seçimlerle ilgili bu kadar çok şaibenin etrafta dolaşması, bunlardan sadece bir tanesidir. ‘Uluslararası Ülke Değerlendirme’ raporunda belirtilen, seçimleri güvensiz ortamda yapılan, Avrupa ülkelerinin

Değerlendirilmesinde notumuz; 4.5 yani sınıfta kalmış görünmekteyiz . Sizce neden acaba?

SON SÖZ :’’ SEN DOĞRU OL, EĞRİ BELASINI BULUR.’’