İnsan zihni, garip bir şekilde eksik olana odaklanmaya programlanmıştır. Bardaktaki boş tarafı görmek, dolu tarafın tadını çıkarmaktan daha kolay gelir çoğu zaman. Oysa bugün şikâyet ettiğimiz pek çok şey, aslında dünyanın her hangi yerinde tanımadığınız bir insanın ya da hemen kapı komşumuzun en büyük duasıdır. Hayat, sadece ulaştığımız hedeflerden değil, sahip olduğumuz ve sıradanlaştırdığımız mucizelerden ibarettir.
Çoğu insan farkında değildir, fakat şikâyetlerimizin ardındaki gizli lüksler vardır. Günlük telaş içinde sorun olarak gördüğümüz pek çok durum, aslında birer imtiyaz göstergesidir. Bakış açımızı biraz genişlettiğimizde, empati gücünü azıcık kullandığımızda, şu tabloyla karşılaşırız:
***
Okul stresi; "Yine mi sınav, yine mi ders?" diye yakındığımız o ağır kitaplar, tarlalarda çalışmak zorunda kalan veya okul yüzü görmemiş bir çocuğun ulaşamadığı en büyük hayalidir.
Mutfaktaki bulaşıklar; Yemekten sonra biriken bulaşıklardan şikâyet etmek, aslında karnınızın doyduğunun ve evinizde bereket olduğunun kanıtıdır. Boş bir tencerenin başında bekleyen biri için o kirli tabaklar, bir ziyafetin mutlu sonudur.
Yağmurlu ve soğuk hava; "Yine hava çok kötü, yağmurdan sırılsıklam oldum!" dediğimiz anlarda, sığınacak bir çatısı olmayan veya kuraklıktan toprağı çatlamış bir çiftçinin yağmura olan özlemini unuturuz. Rahatsız olduğumuz o ıslaklık, yaşamın kaynağıdır.
Yaşlanmak ve beyaz saçlar; Aynadaki kırışıklıklardan veya beyazlayan saçlardan dert yanmak, aslında pek çok kişiye nasip olmayan yaşlanma onuruna eriştiğiniz anlamına gelir. Genç yaşta hayata veda edenler için yaşlanmak, asla ulaşamayacakları bir ödüldür.
Unutmamalıyız ki;
Şikâyet ettiğimiz zor iş, ailesini geçindirmek zorunda olan işsiz birinin hayalidir.
Sabrımızı sınayan yaramaz bir çocuk, çocuğu olmayan birinin en büyük rüyasıdır.
Çok sıkışık, “Biz bu eve sığmıyoruz artık” dediğimiz bir ev, evsiz birinin hayalidir.
Yetersiz gelen mütevazı birikimlerimiz, borç içinde yüzenlerin hayalidir.
Zorlu olduğunu düşündüğümüz sıradan bir sağlık sorunu, ölümcül hastalıkla mücadele edenin hayalidir.
Sahip olduğumuz huzur, keyif, rahat uyku, kolayca ulaşabildiğimiz yemek; bunlar savaştan zarar görmüş bölgelerde yaşayan insanların hayalidir.
***
Demem o ki; şükretmek, sadece bir kelimeyi tekrar etmek değil, kıymet bilmektir. Elimizdekileri ancak onları kaybettiğimizde fark etmek, insan doğasının en büyük trajedisidir. Oysa gerçek huzur; sağlığın, huzurlu bir uykunun ve sevdiklerimizin sesinin paha biçilemez olduğunu henüz yanımızdayken anlamaktır.
Sonuç olarak; şikâyet ettiğimiz pek çok şey, aslında milyonlarca insanın en büyük isteği ve duasıdır.
Sahip olduğumuz her şeye değer vermeliyiz. Ne de olsa yarının ne getireceğini kimse bilemez.
Eğer yazdıklarımın yarısına bile sahipseniz; dünyadaki çoğu insanın hayallerini yaşıyorsunuz demektir.
Sağlıcakla kalın…