"Göründüğüm kadar zengin değilim"

Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı ‘Varyemez’ filmini bilmeyen yoktur. Yönetmenliğini Orhan Aksoy'un yaptığı 1991 yapımı komedi filmi ‘Varyemez’, dönemin dikkat çeken yapımlarından biri olmuştu. Bu film, televizyonlarda tekrar tekrar yayınlamasına rağmen, halen sevilerek ve ilgiyle izlenir. Filmde Ragıp Elibol karakterini canlandıran Kemal Sunal’ın, o kadar zenginliğe ve servete rağmen akıl almaz cimrilikleri sadece f

 

Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı ‘Varyemez’ filmini bilmeyen yoktur. Yönetmenliğini Orhan Aksoy'un yaptığı 1991 yapımı komedi filmi ‘Varyemez’, dönemin dikkat çeken yapımlarından biri olmuştu. Bu film, televizyonlarda tekrar tekrar yayınlamasına rağmen, halen sevilerek ve ilgiyle izlenir. Filmde Ragıp Elibol karakterini canlandıran Kemal Sunal’ın, o kadar zenginliğe ve servete rağmen akıl almaz cimrilikleri sadece filmde rol alanları değil, izleyenleri de çileden çıkarmıştı. Zengin, çok zengin bir iş adamı olan Ragıp Elibol’un cimriliği her ne kadar pes dedirtse de, aslında filmin vermek istediği mesaj açık ve netti; ‘Tutumlu olmak.’

 

Lakin cimrileri kimse sevmez. Sizler de tıpkı benim yaptığım gibi, bu tip insanlardan uzak durunuz. Çünkü onlar laftan, sözden anlamaz. Anlamadıkları gibi, kendilerini haklı çıkarmakta üstlerine yoktur. Bir de bedavacı olurlar ki, o zaman hiç çekilmezler. Sizin de çevrenizde varyemez gibi cimriliğiyle nam salanlar var mı? Peki, siz cimriler hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçekten çekilmiyorlar. Öyle değil mi?

 

E, cimrilikte bu kadar bahsetmişken, konuyla alakalı yaşanmış güzel bir örnek vermeden olmaz tabii. Lakin bu film değil, gerçek… Cimrilikte dünya çapında nam salan, dönemin en zengin iş insanlarından olan ve bu yolla servetine servet katan, namı diğer ‘Wall Street Cadısı’nın hayat hikâyesini siz değerli okurlarımızla paylaşmak istedim.

 

İşte dünyanın en cimri insanlarından biri olan Wall Street Cadısı…    

 

***

Hetty Green, dedesi ve babası da devrin en zengini ama çok cimriydi. Evi ilkel şekilde ısıtır ve evde en ucuz malzemeden yemek pişerdi. Green, para işleriyle ilgilenmeye henüz 6 yaşındayken başlamıştı. Ekonomi haberlerini takip eden Hetty Green, 8 yaşına gelince ilk banka hesabını açtırmıştır. Matematikte inanılmaz bir yeteneğe sahip olan Green, iş dünyasının en zenginlerinden biri olan Robinson Green’in kızı olarak da bilinir.

Babası yatılı okula verince, orada pişen yemekleri görünce hayret eder. Evlerinde pişen yemeklerden başka yemek görmemiştir çünkü. ‘Hayatımın en güzel yıllarıydı’ der bu yıllar için.

Babası genç yaşta ölünce 21 yaşındaki Green’e 1 milyon dolar miras kalır, bu serveti artırmak Green için bir hastalığa dönüşür.

Hisse alım-satım işlerine girmiştir. Hatta o dönem ABD ekonomisi kötü olmasına rağmen, Wall Street’te ucuza hisse alıp pahalıya satarak servetini katlamıştır. Bu yıllarda lakabı Wall Street Cadısı.

 

Ülke ekonomisinin kırılgan bir yapıya dönüşmesini büyük bir fırsata çevirip, servetini 100’e katlayan Green, ünlü milyarder Ned Green ile de evlenerek inanılması güç bir imparatorluğun sahibi olur. Kocasının işleri bozulur iflas eder. Green kocasına yardım etmek şöyle dursun, onu evden kovar ve boşar. Servetini katlamaya devam eder ve yeni tasarruflar konusun da çığır açar.

 

Evin de asla kalorifer ve soba kullanmaz. Sabahları en ucuz kurabiyeler dışında bir şey yemez. Bunları da bakkaldan kırık ve ezik olanları ayırıp kimse almaz, elinde kalır diyerek ucuza alır. Evde asla fırın kullanmaz ve kimseye kullandırmaz. Dedesi ve babası gibi evi eski, ucuz yöntemle ısıtır, en ucuz malzemeden yemek pişer.

 

Finans haberlerini okumak için aldığı gazeteyi oğluna vererek dışarda sattırır. Siyah elbisesi dışın da başka elbise giymez. Elbisenin sadece yere değen etek uçlarını yıkar, sudan ve sabundan tasarruf eder.

Bu cimriliği yüzünden oğlu Ned, bir gün annesinin gazetesini satarken ayağını kırmıştır. Ancak annesi doktorlara para vermek istememiş, onu kimsesizler hastanesine götürmüş, ancak geç tedavi edilmesi yüzünden kangren olmuş, Ned’in bacağı kesilmiştir.

81 yaşındayken süt almak istemiş, marketteki adamla 1 dolarlık süt için tartışmış ve kalp krizi geçirip ölmüştür.

 

***

Ömrü cimrilikle geçen kadının ölümü de cimrilik yüzünden olmuştur. Bu zenginliği ve cimriliğiyle ABD'nin ünlü atasözlerinden biri olan "Göründüğüm kadar zengin değilim" anlamına gelen "I'm not Hetty if I do look green" cümlesine de konu olmuştur.

4 milyar dolarlık bir servet bırakmış, çocukları zengin olmuştur. Çocukları onun gibi davranmamış, cömert bir hayat yaşamış, pek çok hayır işi yapmışlardır.

 

Not: 3 Temmuz 1916'daki ölümünden iki gün sonra The New York Times, Green'e saygı duruşunda bulundu ve birçok yaygın yanlış kanıyı düzelterek şunları yazdı: Bayan Green, kariyerini sonsuz merakın, yorumun ve şaşkınlığın konusu haline getiren bir kadındı... Alışkanlıkları, "paranın değerini" bilmek için, en iyi nedenlere sahip olan New England atalarının mirasıydı. Onu asla israf etmedikleri ve ancak kurnaz zihinleri kârın kesinliğine yaklaştığını anladığında riske attıkları için. Her ne kadar kendisine sertlik atfedilse de, kimseye zarar verdiği kayıtlara geçmiyor ve acımasızlığın kurbanları genellikle duyulabiliyor... Onun gibilerin az olması, pişmanlık nedeni değil; daha az övgüye değer olanların var olması bunlardan biridir.

 

Sağlıcakla kalın…