Haber: Sefa SAYGIDEĞER
Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) 22. Olağan Genel Kurulu, geçtiğimiz hafta sonunda gerçekleştirildi. “Gazetecilerin Gücü” mottosuyla İstanbul’da 5-6 Ekim’de toplanan TGS Genel Kurulu sonrası, mevcut Başkan Gökhan Durmuş yeniden TGS Genel Başkanlığına seçildi. TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, medya üzerindeki ağır tehdit ve baskıların olduğunu ifade ederek, Basın, Yayın ve Gazetecilik iş kolundaki tüm çalışanların, çalışma koşullarını iyileştirmek için mücadele edeceklerini vurguladı.
KİMLER KATILDI:
TGS genel kuruluna; TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri ve TEKSİF Başkanı Nazmi Irgat, Basın-İş Başkanı Savaş Nigar, TOLEYİS Başkanı Cemail Bakındı, Kristal-İş Başkanı Bilal Çetintaş, DİSK Gıda İş Başkanı Seyit Aslan, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Merkez Yöneticisi Hakkı Zariç, Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, Kıbrıs Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir, TEKSİF Danışmanı Faruk Büyükkucak ve delegeler katıldı. Genel Kurula katılamayan Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Mogens B. Bjerregard ise bir mesaj göndererek iyi dileklerini sundu. Almanya, İspanya, Yunanistan, İsveç, Polonya, Hırvatistan, Kıbrıs ve Sırbistan’dan medya sendikaları da gönderdikleri mesajlarla Türkiye’deki gazetecilerin yanında olduklarını deklare ettiler.
DURMUŞ: “SENDİKALAR KANUNUNDA ANTİ DEMOKRATİK UYGULAMALAR ÖRGÜTLENMEYİ ENGELLİYOR”
TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş genel kurulda kongreye katılanları selamladıktan sonra yaptığı konuşmada, şunları söyledi; “Zorlu bir o kadar da umut dolu bir dönemde genel kurulumuzu topluyoruz. Zorlu çünkü Türkiye’de çalışanların hayatı kötüye gidiyor. Ekonomik veriler ülkedeki gidişatın bataklığa doğru sürüklendiğini gösteriyor. Çalışanların ücretleri eriyor, yaşam koşulları zorlaşıyor. Evine ekmek götürmekte zorlanan emekçiler daha uzun ve güvencesiz çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum sendikalar için elbette bir fırsat. Ancak son yıllarda sendikalardaki erime, mevcudu koruma anlayışı, bu fırsatı değerlendirme noktasında eksik kalındı. Buna rağmen son bir kaç yıldır sendikalardaki üye artışını görmek gerekiyor. Sendikalar kanununda anti demokratik uygulamalar örgütlenmeyi engelliyor. Sadece şu örneği sizlere vermek istiyoruz. Bir işyerinde örgütlenmeyi tamamladığınız zaman çalışma bakanlığından yetki istiyorsunuz. Üyelikleri bakanlığın sistemine göre yapıyor olsak da bakanlık işverene itiraz hakkı tanıyor. İşverenler bu itirazlarla en az 1 yıl süre kazanıyor. Bakanlık kendi verdiği yetkiye işverenin itiraz etmesini doğal görüyor. Kendi rakamlarını, istatistiklerini sorgulatan bakanlık niye var ki?
“YÖNETENLER FATURAYI BİZ EMEKÇİLERE KESMEKTEDİR”
Türkiye istatistik kurumuna göre 2019 yılı enflasyon ortalaması yüzde 18.
Enflasyonun hesaplamasında kullanılan ürünler hepimizin malumu. Ona rağmen ancak bu kadar düşük tutabiliyorlar. Gerçek yaşam enflasyonun yüzde 30’lara dayandığını hepimiz yaşayarak görüyoruz. Son bir yıl içerisinde dövizde yaşanan dalgalanmalar Türkiye ekonomisinde istikrarın olmadığı hepimize gösteriyor. Ülke ekonomisi bu kadar sıkıntı yaşarken yönetenler faturayı biz emekçilere kesmektedir. Son bir yıl içerisinde binlerce çalışan işten atıldı. Yüzlerce işletme, fabrika kapanmak zorunda kaldı. Tek adam iktidarının ülke ekonomisinde yarattığı tahribatın küçük bir resmidir bu tablo. Maalesef tahribat sadece ekonomide yaşanmıyor. Türkiye’de demokrasi ağır yaralar aldı, hukukun üstünlüğünü iktidara karşı yenildi. Sendika yönetim kurulumuzun geride bıraktığı 3 yılın 2 yılında Türkiye OHAL ile yönetildi. Parlamenter sistem tek adam sistemine dönüştürüldü. Her şey saraya bağlandı. Sesini çıkartan terörist ilan edildi. Yüzlerce kişi sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı, soruşturmalara maruz bırakıldı. Türkiye tarihinde gelmiş geçmiş tüm Cumhurbaşkanlarının kendisine yönelik eleştirilere karşı açtığı hareket davalarının tamamından fazlasını bu dönemde mevcut Cumhurbaşkanı açtı. Ülkede yaratılan korku ikliminden her kesim nasibini aldı. Binlerce memur ihraç edildi. Yüzlerce gazeteci hakkında davalar açıldı. Basın özgürlüğü yok edildi. Bugün hala 126 meslektaşımız özgürlüklerinden mahrum bir şekilde Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Suçları gazetecilik yapmak.
“NEDEN Mİ BU KADAR HEDEF OLDUK? SADECE GAZETECİLİK YAPTIĞIMIZ İÇİN”
Hukuk sistemimiz, iktidara yakın olan gazetecilerin muhalifleri dönük eleştirel yazılarını ifade özgürlüğü olarak değerlendirirken, iktidarı eleştiren yazılar terör faaliyeti olarak değerlendirildi. Bu süre içerisinde kurmaca mahkemeler, kurmaca yargılamalara şahit olduk. Kurmaca olduğu apaçık olmasına rağmen cezalandırılan gazetecilerin varlığına şahit olduk. Evindeki parkeyi değiştirdiği için terör örgütüne destek verdiği iddia edilen, bir tatil şirketinden tatil rezervasyonu yaptığı için yargılanan, televizyonlarda yorum yaptığı için anayasal düzeni yıkmakla suçlanan, yolsuzlukları ortaya çıkarttığı için hücrede yaşayan meslektaşlarımız oldu bu dönemde. Aylarca iddianameleri hazırlanmayan ama tutuklu olan gazeteciler gördük. Tecrite zorlanan, insan yüzüne hasret meslektaşlarımız oldu. Meslektaşımız Hüseyin Aykol’un 65. Yaş gününü cezaevindeyken kutlamak zorunda kaldık. Patlatılan enseler, sıkılan portakallar, kurşunlanan, kuytu köşelerde darp edilen meslektaşlarımız oldu. Neden mi bu kadar hedef olduk? Sadece gazetecilik yaptığımız için.
“HALKIN HABER ALMA HAKKINI YOK ETTİLER”
Son 10 yıldır bu iktidar gazeteciliği suç olarak gösterdi. Önce toplum gözünde itibarını zedeleyecek politikalar uyguladı sonra bizleri terörist ilan etmek çok kolaydı ve öyle de yaptı. Medyanın yüzde 95’ini kontrolü altına alırken en büyük zararı sadece gazetecilere vermedi. Halkın haber alma hakkını da yok etti. Evet gazeteciler içerisinde işsizlik oranı arttı. Birçok meslektaşımız evine ekmek götürebilmek için başka işler yapmak zorunda kaldı. Yüzlercesi basın kartını kaybetti. Ama halk da haberi kaybetti. Gelişen teknoloji ile birlikte habere ulaşmanın yolları arttı. Hükümet toplumun habere ulaşmasını engellemek için yeni yeni düzenlemeler yaptı. Yayın yasakları ve erişim engelleri ile habere ulaşımı engelledi. 10 binlerce gazeteci internet medyasında çalışıyor olmasına rağmen gazeteci kabul edilmediler. Son çıkan RTÜK kanunu ile birlikte internet mecrası da kontrol altına alındı.
GAZETECİLERİN GÜCÜNÜN TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI OLDUĞUNU GÖSTERECEĞİZ
Elbette hiç endişemiz yok bu kötü günler geçecek gazeteciler yine gazetecilik yapabilmeye başlayacak. Halk doğru habere kolayca ulaşabilecek. Umutluyuz demiştik tabi bunun nedenleri de açıklayacağım. Gazeteciler arasında sendika fikri son bir yıldır hızla yayılmaya başladı. Türkiye gazeteciler sendikasının medya sektöründeki ağır kuşatmaya rağmen yaptığı başarılı işler, imzaladığı toplu iş sözleşmeleri sendikaya güveni arttırmaya başladı. 2016 yılında görevi geldiğimiz zaman sendikamızın üye sayısı 1019, toplu iş sözleşmeli işyeri sayımız 5 iken bugün üye sayımız 1450, toplu iş sözleşmeli işyeri sayımız 9’dur. Hala Reuters haber ajansında görüşmeler devam etmektedir. Tek başına bu tablo umut vermese de yakında Türkiye’de ses getirecek ve medya sektöründe köklü değişimi başlatacak olan çalışmamızı sonlandıracağız. Önümüzdeki görev dönemimizde işkolunun en büyük sendikası olacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu noktaya ulaştığımız zaman hem ülke demokrasisine katkı sunacağız hem de basını yeniden özgür yapacağız. Medya sektöründeki orman kanunlarını ortadan kaldırtıp, toplu iş sözleşmeli, iş güvenceli bir düzen getireceğiz. Cezaevindeki meslektaşlarımız özgürlüklerine kavuşması için daha güçlü haykıracağız. Dayanışmayı arttırıp gazetecilerin gücünün Türkiye Gazeteciler Sendikası olduğunu göstereceğiz. Önümüzdeki dönem güzel günleri ve mücadele günlerini birlikte inşa edeceğiz. Birlikte başaracağız, değiştireceğiz. Bu duygularla hepinizi saygı ile selamlıyoruz.”
YENİ YÖNETİM ŞU ŞEKİLDE OLUŞTU:
Delegelerin oy birliği ile Divan Kurulu Başkanı seçilen TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri ve TEKSİF Başkanı Nazmi Irgat, TGS’ye başarılar diledi. İstanbul’da gerçekleştirilen ve iki gün süren genel kurulda delegeler, ilk günü genel kurulun ilk gününde, örgütlenme çalışmaları, basın özgürlüğü mücadelesi, önergeler ve tüzük üzerine yapılan tartışmalara ayırdı. İkinci gün ise TGS'yi gelecek dönemde yönetecek genel merkez yöneticilerini seçti. Genel kurul sonucunda, Genel Başkanlığa; Gökhan Durmuş, Genel Başkan Yardımcılığına; Ozan Alper Yurtoğlu, Genel Sekreterliğe; İlkay Akkaya, Genel Mali Sekreterliğe; Demet Çulha, Genel Örgütlenme Sekreterliğine; Mustafa Kuleli, Genel Eğitim Sekreterliğine; İpek Yezdani, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeliklerine; Vedat Yalvaç, Hilal Köse ve Kenan Başaran, Denetleme Kuruluna; Mahmut Oral, Mustafa Özke ve Fevzi Bahattin Argun, Disiplin Kuruluna; Rahmi Yıldırım, Serdar Nuri Akın ve Yavuz Özkaya, TÜRK-İŞ Delegeliğine; Gökhan Durmuş ve Halil İbrahim Hüner seçildiler.
TGS Adana Şubesi delegasyonundan Mustafa Özke, TGS Denetleme Kurulu’nda, Serdar Nuri Akın ise TGS Disiplin Kurulu’nda görev aldı. Murat Özkardeş ise Disiplin Kurulu yedek üyeliğine seçildi.