Öfke, insanoğlunun tarih boyunca en tehlikeli ve başa çıkmakta zorlandığı duygularından biridir. Çoğu zaman kontrol dışına çıkan bu duygu, bireyin olay anına dair ne yaptığını dahi hatırlamama, daha doğrusu hatırlamak istememe durumuna yol açar.
Kontrol altına alınamayan öfke, çevresindekileri yakıp, yıkar, geçer ve sonrasında yaşanan pişmanlıklar bir işe yaramaz. "Öfkeden gözüm karardı, nevrim döndü. Ne yaptığımı hatırlamıyorum!" gibi kaçamak ve suçu bastırmaya yönelik savunmalar dile getirilir. Ancak bu tarz yalanlar çoğu zaman işe yaramaz.
***
Şüphesiz her insanın hayatında sorunlar vardır. Öyle ki, son dönemlerde cadde ve sokaklarda, çarşı ve pazarda asık suratlar, çatık kaşlar dikkat çekiyor. Toplumda genel bir mutsuzluk ve yüzlerin gülmemesi durumu hâkimken, insanların birbirine olan tahammülü ve toleransı da azalmış durumdadır. Toplum olarak adeta, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" atasözünü bir kenara bırakıp, "Bana çatan yok mu!" dercesine bir gerginlik ve çatışma arayışı içine girilmiştir.
Ülkemizin farklı bölgelerine bakıldığında; Karadeniz, Doğu illerimiz, Ege ve Marmara'da farklı kültür, şive ve düşünce yapısına sahip insanlarımız bulunmaktadır.
Peki ya Adanalılar?
Adana'da doğmuş büyümüş bir birey olarak, bu şehrin insanlarının tuhaf yönlerini artık öğrenmek gerekmektedir. Adanalı, durduk yere insanın başını belaya sokmaya çalışan ‘psikopatlarla’ dolu bir memleket olarak betimlenmektedir. Örneğin, birine selam verildiğinde, "Sen kimsin de bana selam veriyorsun birader!" tepkisiyle karşılaşılabilir, selam verilmediğinde ise "Bizi adam yerine koymuyorsun gardaşş?" denilerek suçlanabilinirsiniz.
Bir Adanalının öfkelenmesi için özel bir sebep ya da bahaneye ihtiyaç duyulmaz. Her şeye sinirlenme, kızma, bağırıp çağırma eğilimi yaygındır. Hal böyleyken, kısa bir nefes alıp sakinleşildiğinde söylenen, "Ya ben ne yaptım kardaşım yaa!" sözünün de pek bir faydası olmaz.
***
Gerek bir yere yetişme telaşı, gerek trafik sıkışıklığı, gerekse bir yerde sıra beklemenin yarattığı sıkıntı ve bunalma hissi, insanları öfkelendirip bu öfkeyi en yakındakinden çıkarma eğilimine itmektedir. Aklın ve mantığın devre dışı kaldığı anlarda yapılan, ancak genellikle sonunda "Ah ben ne yaptım!" denilerek pişmanlık duyulan, sürekli öfkeye bağlı hatalara düşen birçok birey bulunmaktadır.
Öfke, maskelerin düştüğü, kişinin gizlediği asıl benliğini ve başa çıkamadığı zayıflıklarını acı bir şekilde ortaya çıkaran, tehlikeli bir duygu olmaya devam etmektedir.
Aman diyelim; siz yine de öfkenize hâkim olunuz… Aksi takdirde, bir türlü kontrol edemediğiniz öfkeniz yüzünden, çevrenizdekileri yakıp yıkar geçersiniz. Sonrasında yaşanan pişmanlıklar da bir işe yaramaz.
"Öfkeden gözüm karardı, nevrim döndü. Ne yaptığımı hatırlamıyorum!" gibi kaçamak ve suçu bastırmaya yönelik savunmaların ise, hiç ama hiç faydası olmaz.