Can Dostlar, Sevgili İYİ Ailem…
Uzun bir aradan sonra bu yazım açık bir mektup olacak tüm sevenlerime ve İYİ Parti Adana Ailem’e. Sizlerden o kadar çok mesaj, e-mail ve telefon aldım ki bu açıklamayı yazmak sizlere karşı öncelikli gönül borcum oldu. Neden sosyal medyada gereği gibi ve eskisi gibi yer almadığımı? Neden gazete yazılarıma ara verdiğimi? Neden televizyon programı artık yapmadığımı? Neden siz dostlarımı artık aramadığımı? Neden Adana’ya gelmediğimi (Corona öncesi dönemde)? Hep sorguladınız, sordunuz, sordurttunuz… Sağolun, varolun…
Çünkü biz birlikte yola çıktık çocuklarımız için, ülkemiz için bin bir umutla, birlikte el ele verdik demokrasi için, özgürlük için, aydınlık Türkiye için, biz birlikte adalet dedik, herkese refah dedik, barış dedik.
Yürek yüreğe koca iki seçim geçirdik sokaklarda, caddelerde, kahvehanelerde, evlerde, yollarda… Genel seçim dedik, yerel seçim dedik, büyükşehirler dedik, Millet İttifakı dedik… Önce Vatan sonra Parti dedik.
Ekmeğimizi bölüştük köylerde, tarlalarda…
Biz tek yürek olduk tek adam yönetimine karşı…
Tek yürek olduk Büyük Atatürk’ümüzün ışığında, liderimiz Akşener’in yolunda. Ortak değerlerimizle yoğrulduk tek hamur olduk bir kapta. Et tırnak olduk ideallerimizde…
Ve ben sizi nasıl unuturum olmuşken biz tek yürek.
Adana’yı, Çukurova’yı, Seyhan’ı, Ceyhan’ı, Sarıçam’ı, Yumurtalık’ı, Yüreğir’i, İmamoğlu’nu, Karaisalı’yı, Tufanbeyli’yi, Saimbeyli’yi, Feke’yi, Aladağ’ı, Pozantı’yı, Kozan’ı, Karataş’ı unutmak mümkün mü? Mümkün mü her karış toprağını unutmak Çukurova’nın?
Ben sizleyim, burnumda hasret portakal çiçeklerinin kokusuyla… kalbimde sizlerin özlemiyle…
Belki, Parti’nin kuruluşundan bu yana gelen yoğun yorgunluklar, belki ruhumun manevi ihtiyacı, hangisi bilmiyorum… ama bir es vermek istedi ruhum, bir durmak istedi bedenim… ruhumun sesini duymak, varoluşun anlamında kaybolmak istedi benliğim… manevi yolculuk istedi yüreğim…
Hallac-ı Mansur dedi kalbim, Rum-i dedi, Şems dedi, tasavvuf dedi gönlüm… Birazda modern öğretileri aradı zihnim meditasyonda , yoga’da. Farkındalığını genişletmek istedi içim. Hep daha iyi olmaya çalışmak için, daha iyi insan, daha iyi dost, daha iyi anne ve daha iyi yoldaş olabilmek için, sizler için ve sizlerle umutları daha iyi yeşertebilmek için, yüksek ideallerde birlikte var olabilmek için, kendimi aramak ve yeniden bulmak için…
Yoksa unutur muyum ben Başkan Fatih Kara’yı, Başkan Sedat Akkuş’u, Başkan Misal Bolat’ı, Başkan İlker Akça’yı, Başkan Enis Akyürek’i, Başkan Kenan Deniz’i, Başkan Mehmet Koca’yı, Başkan Hüdaverdi Akçıl’ı, Başkan Doğan Atasever’i, Başkan Kara Kalalı’yı, Başkan Veysel Sırkıntı’yı, Başkan Ahmet Köse’yi, Başkan Ekrem Kuşçu’yu, Başkan Mustafa Arıkan’ı, Başkan Refik Oğuz’u kutlamayı gönülden derinden. Unutur muyum bu 15 cesur yüreği… unutur muyum cesurlar hareketinin Çukurova liderlerini….Unutur muyum İl Başkanı Göktürk Boyvadaoğlu’ndan başlayarak İYİ Parti Ailemin her neferini, her üyesini… Ama dedim ya içsel yolculuğumda idim, yoktum buralarda.
Yol arkadaşlarım, dava arkadaşlarım, tüm kalbimle, tüm sevgimle, tüm gönlümle kutluyorum hepinizi, sağolun varolun, verdiğiniz tüm emeklerle yolunuz, yolumuz açık olsun…
Sözlerimi siz dostlardan gelen onlarca gönül mesajından biri ile bitirmek istiyorum.
‘ Ne çabuk yoruldun! İnsanların ablası, bacısı, başkanı, umudu oldun. Daha şimdiden yoruldum dersen, sen bitmişsin derler derim. Ama sahadaki çalışmanla bilenleri şok edersin. Yarından tezi yok GİY ÇİZMELERİNİ’
Ben de buradan cevaplıyorum kendisini:
GİYDİM ÇİZMELERİMİ GELİYORUM!
Sevgiyle kalın, sağlıkla olun… Karantinasız günlerde kucaklaşabilmek dileğimle…