GİRİŞİMCİ RUHUN EKONOMİYE ETKİSİ

Ekonomik faaliyetlere katılım açısından insanları ana hatlarıyla ikiye ayırmak mümkündür. Birinci grupta yer alanlar rutin faaliyetleri tekrar ederler. Hiç bir yenilik ve değişime sıcak bakmazlar. Risk almak onlar için söz konusu değildir. Mevcut birikimlerini korumak onların hayattaki tek gayeleridir. Tasarruflarını vadeli mevduat, devlet tahvili, hazine bonosu, altın ve döviz gibi yatırım araçlarında değerlendirirler. Bu gruba “memur zihniyetliler” denilmesi sanırım pek yanlış sayılmaz. İnsanların çoğunluğunu bunların oluşturduğu görülmektedir.

Yukarıda izah edilenlerin dışında bir grup vardır ki “memur zihniyetlilere“ hiç benzemezler. Bunların hayatı bir şeyleri değiştirmek, geliştirmek, yeni icat bulmak üzerine yaptıkları çalışmalarla geçer. Bunları da “girişimci ruhlu” insanlar olarak gruplamak doğru olacaktır. Bunların en büyük özelliği “hayallerinin” olmasıdır. Yeni bir alet, edevat, makine veya yöntem bulacaklar, dünyayı değiştireceklerdir. Keşif, icat, yenilik yapmanın hazzını hiç bir şeye değişmezler. Dolayısıyla risk almak bunların hayatlarının kaçınılmaz bir parçasıdır.

Girişimci ruhlu insanlar toplumların çok küçük bir kısmını meydana getirirler. Genellikle pek istenmezler. Eski çağlarda büyücü, uğursuz olarak nitelenmiş, kötü muameleye maruz kalmışlardır. Bizim toplumumuzda da “başımıza icat çıkarma” şeklinde ikaz edilmişlerdir. Ne var ki hiç bir şey bunları hayallerinden vazgeçirememiştir. Sayelerinde insanlık tekerleği icat ederek medeniyet sürecine başlamış, bu gün aklın sınırlarını zorlayan seviyeye ulaşmıştır. Dünyadaki toplumların hangisi bu gruptaki insanlara tahammül etmiş, desteklemiş ise kısa sürede zenginliğe, refaha ve huzura kavuşmuşlardır. Aksini yapanlar ise fakirlik, huzursuzluk ile çalkalanmaktadır.

Son yüzyılda girişici ruha sahip insanların keşif, icat ve buluşları ekonomide inanılmaz büyüklükte artı değer yaratmakta, topluma zenginlik ve refah sağlamaktadır. Teknoloji şirketleri olarak isimlendirilen firmaların ciroları küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarını geride bırakmaya başlamıştır. Otuz yıl öncesinde silah ve petrol şirketleri dünyadaki en değerli firmalar iken, günümüzde yerlerini, yüksek teknoloji ürünü üreten şirketlere terk etmişlerdir. Bankacılık yaptığım dönemlerde girişici ruha sahip, ilginç projeleri olan bazı insanların finansman desteği için başvurduklarını hatırlıyorum. Bankanın böyle bir misyonu ve fonu olmadığından olumlu yanıt alamayan girişimcilerin ne yaptıkları meçhul olarak kalmıştır. Ülkemizde öncelikle girişimci ruha sahip olanlara hoş görülü olunması, gerek devlet ve gerekse özel sektörce yeterli parasal desteğin sağlanmasının artık zamanı gelmiştir. Böyle bir desteğin sağlanması halinde zeki ve yaratıcı özellikleri olan insanımızın pek çok şeyi başarabildiği görülecektir.

Saygılarımla