GENEL VE YEREL SEÇİMLER

 

Başlığı özellikle SEÇİM diye adlandırdım. Çünkü, esas tartışılması gereken seçim nedir ve nasıl yapılmaktadır.

Burada tartışılmasını istediğim konu, elbette Genel Seçimlerdir. Yerel seçimleri belki çok büyük iller hariç, yerel adayların denetimi sağlayabilmeleri açısından tartışma dışı tutmayı tercih ediyorum ve gerekli görüyorum.

Söze işin tam ortasından girelim ve bir örnekle girelim. ABD, dünyayı tam istediği gibi ikna edemediği halde, 2003 yılında Irak devletini vurdu. Hem de demokrasi getirme adına vurdu. Vurdu ama, hem orayı bataklığa çevirdi, hem de kendisi bataklığa battı. Kendi ülkesinde bile çok ciddi savaş karşıtı direnişlerle karşılaştı. 5 yıl kadar bu bataklığa çare aramakla geçirdi. 2008 yılında Başkanlık seçimi yapıldı. Bir de baktık ki, ABD Başkanı siyahi Barak Obama olmuş. Hem de öyle bir propaganda yapılıyor ki, adında bir de Hüseyin varmış. Gördünüz mü? ABD ne kadar demokrat bir ülkeymiş. Bizim ülkemizde bile o kadar çok sevinen oldu ki, akıl almaz. Halbuki birkaç soru ile bu iş farklı bir boyut kazanır. ABD nüfusunun yüzde 10-11 kadarı siyahi. Siyahiler, bugün bile ülkede maalesef birinci sınıf vatandaş değil. Polisin tavrından bunu her zaman açıkça görebiliyoruz. Ku klux klan siyah düşmanı örgüt ara sıra hâlâ dişini gösteriyor. Bütün bu şartlar altında siyah derili bir vatandaşa ABD beyazları seçim kazandıracak oy vermişler. Kısaca anlattığım şartlarda bu sonuç mümkün görünmekte midir? Daha fazla uzatmaya gerek yok. Bir çok yerde bu durum ile karşılaşabiliriz. Bizim ülkemiz de de...

Genel seçim konusu, elbette mutlak monarşilere karşı insanlığın birkaç asırdan beri geldiği en önemli kazançtır, yoldur ve çözümdür. Bu gerçeği kabul etmeliyiz. Ancak, dünyada gelinen noktada egemen güçlerin önemli ve özgül ağırlığı olan ülkelerde seçimi yönlendirmesi, Toplum Mühendisliği ile Algı Yönetimi yapması maalesef mümkün görünmekte ve hatta yapmaktadırlar. Bu nedenle insanlığın seçim konusunu ve gerçek demokrasiye geçiş konusunu yeniden tartışmak ve yeniden bir düzen kurmak zorunluluğu ortaya çıkmış bulunmaktadır.

 Şu an buna hemen çare bulmak ve yeni bir düzene geçmek mümkün değildir. Ancak, tartışılması ve çare aranması gerektiği kabul edilse bile ileride çözüm bulmak için iyi bir başlangıç olacaktır.

Neyse...

Genel seçimler konusunda çok genel olarak düşüncemi belirttim de, ne olursa olsun benim yaptığım bir fikir jimnastiğidir, bir düşünce matematiğidir, bir çözüm araştırması önerisidir.

Gerçek şudur ki; seçimler vardır, yapılmaktadır ve yapılmalıdır.

Zaten bu gerçek devam ettiği içindir ki, ben de bu işlere iki kez dahil oldum.

Yerel seçimler, doğası gereği genel seçimlerden oldukça farklıdır. Çünkü, yerel yönetimlere talip olan adaylar, yerel bazda çalışmakta ve gayret göstermektedirler. Dolayısıyla, yukarıda söz ettiğim dünya egemen güçleri düzeninden daha farklı bir ortamda yarışmaktadırlar. Çok büyük, denetimi çok zor yerel birimler dışında yerel yönetici adayı sandıkları önceden, seçim günü ve seçim sonucunda denetleme imkânına sahip bulunmaktadır. Bu nedenle daha bir gerçekçi sonuçlar almak elbette olağan olmaktadır.

Ülkemizde de yerel seçimler oldukça yaklaşmış bulunmaktadır. 4-5 aylık bir zaman dilimi kalmıştır. Bu nedenle yerel yönetime talip olanlar ortaya çıkmaya başlamışlardır.

Bu talip olanların bir kısmı bir takım amiyane tabirle koku almaya çalışmakta ki ben ona mahcup aday diyorum. Bir kısmı ise doğrudan, açıkça, beklemeden, koklamadan kendisini ortaya koymuş bulunmaktadır.

Beklemeden, açıkça, doğrudan kendisini ortaya koyan yerel yönetime talip adaylardan biri de Kadir Akgöllüdür.

 

Kadir Akgöllü, Milliyetçi Hareket Partisinden Adana Büyükşehir Belediye Başkalığına aday olduğunu ilan etmiştir. Bu ilanı gereği sürekli ziyaretlerde bulunduğunu hem söylemekte ve hem de ben yakından gözlemlemekteyim. Çünkü, benim ziyaretime de geldi. Uzun uzun Adana ile ilgili projelerini açıkladı ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığını nasıl yapacağını ayrıntıları ile anlattı.

Kadir Akgöllü, İTÜnün İnşaat Bölümünden mezun olmuştur. Böyle bir eğitime sahip olarak şehir altyapılarında oldukça fazla iş yaptığını anlatmıştır.

Her şeyden önce bu seçim arasına parantez içi bir bilgi olarak şunu koymalıyım: Bir ülke için, bir toplum için, bir millet için ve dolayısıyla bir insan için eğitim oldukça, ama oldukça önemlidir. Ülkemizde İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) gibi bir kurum vardır. Bu kurumun ülkemize kattığı değerler oldukça fazladır. 1773 yılında III. Mustafa zamanında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun adıyla kurulan İTÜ, halen Türkçe eğitim veren en önemli üniversitelerimiz arasında belki de başta bulunmaktadır. Ben bir ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi ) gibi ülkenin en aranan üniversitesinden mezun olmama rağmen, İTÜnün varlığından her zaman gurur duymuşumdur. Bu konuda parantez içi bilgiyi sonlandıralım.

Kadir Akgöllü, MHP içerisinde geçmişiyle dikkati çeken bir kişiliktir zaten. Sadece bana yaptığı ziyaret ve bu ziyarette anlattıkları ile kalarak böyle bir yazıyı yazmayacağımı beni tanıyan herkes bilir. Başka yoklamalarımda da gördüm ki, Kadir Akgöllü, dengeleri değiştirecek bir konumdadır.

Hakkı olan herkesin, haklı olan her şeyin, hak olan her işin hakkını alması dileğiyle başarılar dilerim.

Otuz yıldan beri Köşe Yazarlığı yapmaktayım, 20 yıl Televizyon Programcılığı yaptım, bir çok yerde konuşmalar yaptım ve bunları yaparken kişilerden, partilerden, gruplardan vesaire söz etmemeye özel gayret sarf ettim. Hatta yukarıda söylediğim gibi, şahsen kendim aday olduğum zamanlarda bile bu ilkemi uygulamaya çok gayret gösterdim. Ama bugün kişisel bir adayı anlatmak gereği duydum.

Yani, istisnalar istisna olmayı hak ederse kaçınmak zor oluyor.

Umarım, hak eden, hakkını verir.

 

    

 

 

 

 

   

.