Gençliğin gözyaşları!

Yarınımızı düşünmeden, geleceğe yatırım yapmadan, hoyratça yaşadığımız ‘Gençlik’ yıllarımız. Gençlik yıllarımızın hiç bitmeyeceğini düşünerek yaşadığımız o güzel günler. Bir gerçek var ki, hiçbir insan gençliğinin bitmesini istemez. Hayat akıp gidiyor ve maalesef zamanın önüne geçilemiyor. Büyüklerimizin gençlik yıllarımızda yaptığı uyarıların, bazı olaylara karşı ders çıkarmamız gereken nasihatlerin kıymeti neden çok geç anlaşılır? O güzel nasihatler niye hiç dikkate alınmaz? Gençlik yıllarının hızla akıp gideceğinin neden farkına varılmaz? Çoğu insanın geleceğe yatırım yapmadan, okuyup bir meslek sahibi olmadan ve bunun için mücadele etmeden gençlikleri ellerinden kayıp gidiyor. Geriye dönüp bakıldığında ise artık iş işten çoktan geçmiş oluyor.

Hayatta, yaşam kalitesinin neredeyse tümüne etki edebilecek kararlar verilir. İnsanlar, verilen bazı kararların doğru veya yanlış olduğunu yaş kemale erdiğinde farkına varır. Birçoğumuzun veya en yakınımızın ‘Keşke’ denecek kadar geç kalınmış yanlış kararları ve hataları olur. Bunun genelinde de zamana yenik düşen, artık geçmişte kaldı dedirten ve sonucu yine gençlik yıllarına dayanan kusurların bütününü oluşturur. Yani zincirleme devam edip giden bir kısır döngü.

***

Hani büyüklerimizin bizlere, ‘Oku, oku da adam ol’ dedikleri o meşhur nasihati vardır. Ama günümüzde bu güzel nasihatin pek işe yaradığını da göremiyoruz. Yıllarını okula giderek, ders çalışarak, bir ton masraf ederek ve sonunda bir üniversiteden mezun olan diplomalı binlerce gencimiz yok mu? İstediği mesleğe sahip olamadan, atama sırası bekleyen veya şansını ne kadar zorlarsa zorlasın bir türlü iş bulamayan üniversite mezunu gencimiz ne kadar çok. Diyelim ki okudunuz ve bir üniversiteden mezun oldunuz. Ya sonra… İş bulma umuduyla, elinde diploma ve kendisine ait CV ile kapı, kapı dolaşan, onlarca iş seçeneklerinden artık ‘Ne iş olsa yaparım’ kıvamına kadar gelen binlerce gencimiz yok mu? Mezun olduğunuz üniversitenin bölümü ne olursa olsun, ne kadar iyi dereceyle bitirirseniz bitirin, önce insanın şansı yaver gitmeli. Şans-talih-baht açık olmazsa, hiçbir şey istenildiği gibi olmuyor. Üniversite bitirip, bir diploma sahibi olmak tabi ki çok önemli. Lakin olmuyorsa, yani bi türlü okuyamıyorsa ne yapacak? Hemen kendimce cevap vermek isterim, öncelikle bir insan çabasıyla, mücadelesiyle kendini geliştirerek istediği işe veya kariyere sahip olabilir. Günümüzde bunun örneklerine pek çok rastlarız. Önemli olan insanın kendini geliştirebilmesi ve yetiştirebilmesidir.

***

Peki; ‘Gençlik’ nedir? Gençlik, yaşamımızın en verimli, en enerjik dönemidir. Genç insan zekidir, atılgandır, yerinde duramaz, düşünce ve özellikle duygu bakımından içinde fırtınalar koparır.

Genç insan yeniliğe ve gelişmeye açıktır. Kendini tanımaya ve kimliğini bulmaya çalışır. Geleceğine hazırlanır, yenilgiyi asla kabullenmez. Eğilimlerine uygun, yetenekli olduğu konularda ve başarılı olabileceğine inandığı bir mesleği seçmek ister. Hepsinden öte, yaşadığı duygusal deneyimler sonucu hayat arkadaşını bulma peşindedir. Toplumda bir yeri olsun, sözü dinlensin ister. Adam yerine konulsun ister.

Günümüzde gençlik, daha doğrusu gençlerimiz bu örnekleri taşıyor mu? Maalesef hayır! Nedenleri çok açık… Mesela bunlardan ilki, en yaygın ve en tehlikelisi olanı sosyal medya bağımlılığı. Şimdiki gençlerimiz kişiliğini, benliğini, kararlarını etkisi altına alan, ailesine ve yakın çevresine karşı kendini soyutlayan anlamsız bir tavır içinde değiller mi? Kimine göre saygısız, kimine göre düşüncesiz, kimine göre akılsız, kimine göre ise vurdum-duymaz oluyorlar. Özellikle aile bireylerine karşı diş bileyen, hırs küpü, kaba, laftan-sözden anlamayan, oturulup bir sohbet dahi edilemeyen, kendini dış dünyaya kapatan, tamamen sanal dünyanın esiri olan gençlerimiz…

Sokak aralarında sıkça gördüğümüz, yaşları daha 15-20 arası olan boş boş mahalle bekçiliği yapan, kötü alışkanlıkların ve kabadayılık taslamaya soyunan bir sürü gencimiz yok mu? Acı ama maalesef gerçek bu… Okul deseniz yok, iş-güç deseniz zaten yok. Değil başkasına, kendisine bile hayrı olmayan gençlerle dolu değil mi bu memleket? İşte bu verdiğim acı ama gerçek örnekler gençlerimizin ne hale geldiğinin somut birer örneği değil mi?

Yaşadığımız dönemde gençlerimiz, gençliğinin tadını çıkarmak yerine neden‘Gençliğin gözyaşları’ ile boğuluyorlar. Bunu bir türlü aklım almıyor!