M.S. 12 yılında Roma’nın kalbinde bir çocuk dünyaya geldi. Fakat kimse onun yaşamış olan en zalim insana dönüşebileceğini düşünemezdi.
O çocuğun adı; ‘Caligula…’
M.S. 37 ve 41 yılları arasında 4 yıl boyunca Roma İmparatorluğu yaptı. Zaten psikopat sayılabilecek ebeveynler tarafından yetiştirilmesi ve büyüdüğü acımasız ortam onun bir manyak olması için yeterli zemini hazırlamıştı. İlk garip hareketleri, yaşadığı kellik kompleksi nedeniyle başladı. Kimsenin kendisine yüksekten bakmasına izin vermeyip, çevresindeki herkesin saçlarını kazıttı. Ama inanın bunlar sonrasında yapacaklarının yanında devede kulak kalır.
***
Caligula, ülkenin dört bir yanından getirttiği tanrı heykellerinin kafalarını kestirip, kendi yüzünü onlara monte etti. Tabii bunlar sadece başlangıçtır ve o artık tanrılığını ilan edip, insanların ona kurban kesmesini emreder. Sapkınlığı öyle boyutlardadır ki, kız kardeşinden çocuk yapar. Fakat doğumdan önce kardeşinin karnını açtırıp, cenini aldırır ve onu da yarı tanrı ilan eder. Kız kardeşi Drusilla öldüğünde ise yas süresince Roma halkına gülmeyi, yıkanmayı, ailecek yemek yemeyi ve sokakta birbirleriyle konuşmayı yasaklamıştır.
ZENGİNLERİ ÖLDÜRÜP MALLARINA EL KOYUYORDU…
Caligula’nın yaptıklarına rağmen takma isimleri biraz enteresan gelebilir. Vatanın ve orduların babası, en iyi ve en büyük hükümdar, inançlı adam gibi birçok takma adı varmış. Ama işin daha güzel ve garip kısmı, bu isimleri kendi kendine vermiş olması. O dönemlerde Roma İmparatorları dünyanın en güçlü ve dokunulmaz insanlarıydı. Bu güç zehirlenmesi Caligula gibi zayıf karakterli insanların, akla hayale gelmeyecek şeyler yapmasına da olanak sağlıyor. Eğer onunla göz göze gelirseniz, bilin ki bu sizin ölüm fermanınız demek, hem de çılgınca bir ölüm. Kendi mühendislerine yaptırdığı özel işkence aletleriyle vücuttaki neredeyse bütün kemikleri insan henüz canlıyken yerinden söktürüp, bunu izlemekten büyük keyif alırdı. Özellikle de yemek saatinde sofrada otururken ve biraz da tadına bakarak! Yaptığı hoyratça harcamalar yüzünden boşalan devlet kasasını doldurmak için de basit çözümleri vardı. Zenginleri öldürüp, mallarına el koyun. Ama bu da yetmedi! O da daha farklı bir çözüm buldu. Senato üyelerinin ve Roma’nın güçlü insanlarının eşlerini ve kızlarını büyük bir genelev açarak burada çalışmaya zorladı. Genelevin açılışında halka seslenirken şu cümleleri kurmuştur, “Eyy Roma Halkı… Bakın Tanrınız sizin için ne hediyeler getirdi. Bütün senatörlerin ailelerini size veriyorum. Küçük bir bedel karşılığında onlarla istediğiniz gibi oynayın!”
HASTA VE YAŞLILARI ARENADA DÖVÜŞTÜRÜYORDU…
Caligula, senato üyelerine hiç güvenmez ve onları sevmezdi. Bu nedenle tek dostu olan atını senatör yapmak istemiş ve onun için özel bir saray bile hazırlatmıştı. Zaman, zaman atıyla beraber uyuduğu da Romalı tarihçiler tarafından kayıtlara geçirilmiştir. Senatörlerden o kadar nefret ediyordu ki, kendisi at üstünde giderken bazı senato üyelerini saatlerce yanında koşmaya zorluyor ve bazen de onları soyup, kadın gibi giydirerek dans ettirip eğleniyordu. Özellikle şişmanları çok komik bulurdu, onlar bu konuda her zaman ilk tercih olmuştur. Bazı senatörleri ise sebepsiz yere öldürüp, sonra da hala yaşıyorlarmış gibi onları toplantıya çağırırdı. Doğal olarak gelemedikleri için de, onların intihar ettiği söylentisini yayıyordu. Gladyatör dövüşlerini izlemeyi seven Caligula, profesyonel gladyatörler yerine hasta ve yaşlı ya da bedensel engelli insanları arenada dövüştürüp bunları izlemekten haz alır, bazen de onlarca cüceyi toplayıp cüce savaşları yaptırırdı.
CALİGULA’NIN EN BÜYÜK KORKUSU UNUTULMAKTI
Roma Arenalarında aslan ya da fil gibi egzotik hayvanların dövüşleri de çok popülerdir. Bu hem izleyiciler için değişiklik, hem de imparatorluğun ne kadar büyük sınırlara ulaştığının da göstergesi demek oluyor. Ancak o hayvanların karşısına seyircilerin arasından seçtiği şanssız insanları atmayı özellikle severdi.
Arenada gösteriye çıkacak olan yabani dövüş hayvanlarına yem olarak verilecek küçükbaş hayvanların maliyetinin çok olduğu söylenince, bu hayvanlara esir insanların yem olarak verilmesini emretmiştir. Bu esirlerin seçimini de bizzat kendisi yapıp, “Şu kel adamdan, şu kel adama kadar” gibi garip seçme kriterleri belirlemişti. Ama en büyük korkusu unutulmaktı. Çünkü kendi döneminde bir felaket yaşanmamıştı. Örneğin İmparator Augustus Devri Varus bozgunuyla, İmparator Tiberius Devri Fidina’daki tiyatro çökmesiyle anılıyordu. Bu nedenle Caligula’da büyük savaş yenilgisi, veba salgını, yangın veya bir depremin olması için dua ediyordu. (Devam Edecek…)