Bir önceki yazımızda"Pek çok şarkının bir hikayesi vardır" diye başlamış;
Sözü ;Kemani Tatyos Efendi'nin ünlü bestesi "gamzedeyim deva bulmam"a getirerek;
"Sanki saatlerdir, içen ve çalan o değilmiş gibi, kemanı omuzuna yerleştirip,hafifçe başını kemana eğmiş.
Dudaklarında acı bir tebessümle, o ana kadar duyulmamış o uşşak şarkıya giriş yapmış" demiştik.
Gam-zedeyim, deva bulmam
Garibim bir yuva kurmam
Kaderimdir hep çekerim
İnlerim hiç reva bulmam
Elem beni terk etmiyor
Hiç de fasıla vermiyor
Nihayetsiz bu takibe
Doğrusu takat yetmiyor
Ehli dilin yoktur kadri
Uğraşma gel Tatyos gayri
Eserin çok, kıymetin yok
Git talihine küs bari
Tatyos kemanı omuzundan indirdiğinde, hiç kimsenin tek bir kelime edecek hali kalmamıştı.
Vasili hıçkıra hıçkıra ağlıyor, meyhanede kalanlar da, birbirlerine sezdirmeden, göz yaşlarını silmeye çalışıyordu.
Birkaç hafta içinde İstanbul'da bu şarkıyı ezberlemeyen ne hanende ne de sazende kaldı.
Tatyos'un naaşı Kadıköy'de bir kilisenin ayin salonuna getirildiğinde, iki elin parmaklarını geçmeyen kalabalığa ibretle ibretle bakan Ahmet Rasim, daha dün Galata'da, Beyoğlu'nda onu dinlemek için yüzlerce kişinin akın ettiği salonları düşününce, insanların vefasızlığına hayıflanır.
Cenazesinde 3 bacısı, dul eşi, Ahmet Rasim, yıllardır birlikte çalıştığı 2 sazende ve kilisenin uzak bir köşesinde ağlayan bir kadından ibaret küçük bir topluluk uğurladı son yolculuğuna.
Bu şarkının hikayesini; vefatından hemen önce Ahmet Rasim'e, Vasili hasta yatağında anlatıyor.
Tatyos'un Ortaköy'de bir çocukluk aşkı varmış.
Kendi cemaatinden olan kızın ailesi aniden Ermenistan'a göçünce kavuşamamışlar.
Tatyos da sonradan, şimdiki eşiyle evlendirilmiş.
Beraber içtikleri o gece kızın İstanbul'a döndüğünü ve 30 yıldır evlenmeyip kendisini beklediğini öğrenmiş.
Ahmet Rasim bey, cenaze töreninin sonunda, kilisenin sıralarından birine bırakılmış bir zarf görüyor.
Zarfın üzerinde "Tatyos ile birlikte defnedilecektir" yazmaktadır.
Zarfı; 30 yıl önceki çocukluk aşkı olan kadın bırakmıştır.
Ahmet Rasim zarfı alıp usulca ceketinin cebine koyar.
Zarfın kendi yanına konulmasının bir tesadüf olmayacağını düşünüp onu okur.
İçindeki kağıtta şu dizelerle başlayan dörtlükler yazılıdır;
Gam-zedesin devan benim
Garip kuşsun yuvan benim
Çektiğimiz yeter gayri
Kaderimsin inan benim
Radyo ve televizyonlarla, CD'lerde severek dinlediğiniz
"Gam-zedeyim, deva bulmam"
şarkısının hikayesiydi yukarıdaki satırlar.
Zaman zaman başka şarkıların hikayesinde de siz değerli okurlarımla birlikte olacağız.