Festivaller Şehri Adana

Adana’da bir festival biterken diğeri başlıyor. Şehir neredeyse her ay bir başka etkinlikle coşuyor. Sanat, kültür, müzik, sinema ve elbette ki lezzet. Hepsi bu topraklarda aynı sıcaklıkta buluşuyor. Adana sadece kebabıyla değil, artık festivalleriyle ve karnavalıyla da Türkiye’nin dikkatini üzerine çekiyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında Altın Koza Film Festivali ile şehir adeta sanatla nefes aldı. Her sokakta, her caddede bir film sohbeti vardı. Sinemaseverler gösterim salonlarını doldururken, yönetmenler ve oyuncular Adana’nın enerjisinden büyülendi. Kırmızı halıdan geçen ünlülerden tutun da parkta film izleyen gençlere kadar herkesin yüzünde aynı mutluluk vardı.

Adana Altın Koza’nın en güzel yanı, sadece bir yarışma olmamasıydı. Bir buluşmaydı bir paylaşım alanıydı. Adanalılar kendi şehirlerinde sanatçılarla bir araya gelmenin gururunu yaşarken, sanatçılar da Adana’nın içtenliğine hayran kaldılar. Buda Adana’nın sanatla ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor.

Kazananlar sahnede ödüllerini alırken, kaybedenler bile gülümseyerek ayrıldı şehirden. Çünkü Adana’da kaybetmek bile güzel. Adana insanı sizi öyle bir misafir eder ki, hüzün bile yerini sıcak bir tebessüme bırakır. İşte o yüzden her yıl Altın Koza bittiğinde geriye bir dolu güzel anı kalır.

Ve şimdi Ekim ayındayız. Şehrin sokaklarında yine bir telaş, yine bir heyecan var. Çünkü sırada Uluslararası Adana Lezzet Festivali var. Dumanı tüten kebaplar, mis gibi baharat kokuları, yöresel tatlılar ve ustaların hünerli elleri. Adana yeniden sahneye çıkıyor.

Bu yıl festival 10-11-12 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. “Kuşaktan Kuşağa” temasıyla yemek, sanat, kültür, tarım ve gıda ekseninde geçmişten bugüne taşınan zenginlik, yerli ve yabancı konuklara sunulacak. Her lokmada bir hikaye, her tattığınız yemekte bir gelenek gizli olacak. Festival sadece bir yemek şöleni değil, aynı zamanda bir kültür buluşması. Çünkü Adana mutfağı, Anadolu’nun bereketli topraklarının özüdür. Burada sadece et değil tarih de pişer. Ateşin üstünde dönen şişte, geçmişten bugüne aktarılan bir ustalık vardır. Ve her usta kendi lezzetinin ardında bir aile geleneği taşır.

Adanalılar bu festivali sadece turistler için değil, kendi kültürlerini yaşatmak için de sahipleniyor. Gençler büyüklerinden tarif öğreniyor, anneler kızlarına eski mutfak hikayelerini anlatıyor. Böylece festival sadece bir etkinlik olmaktan çıkıp bir kültür aktarımı haline geliyor.

Her geçen yıl daha fazla ses getiren lezzet etkinliği Adana’nın marka değerini yükseltiyor. Binlerce yerli ve yabancı ziyaretçi şehre geliyor esnafın yüzü gülüyor. Adana ekonomisine ciddi bir katkı sağlanıyor. Ama en önemlisi bu festivallerle Adanalı kendi şehrine bir kez daha aşık oluyor.

Adana sadece güneşiyle değil, insanıyla, sanatıyla ve mutfağıyla da sıcak bir şehir. Her festivalde biraz daha büyüyor, biraz daha güzelleşiyor. Kim bilir belki de bu toprakların sırrı, her zaman yeniden doğmayı bilen o sıcak samimi Adana ruhundadır.

Katılan herkesin mutlu, gülümseten ve lezzetli bir festival geçirmesini dilerim.