Rahmetli Adnan Kahveci’nin İlahiyat Profesörü kuzeni, Adıyaman Üniversitesi, eski rektör yardımcısı Prof. Dr. Niyazi Kahveci’den harika tespitler gelmiş.
***
*Bu ülkede en çok satılan, en çok satın alınan, fakat hiç kullanılmayan tek şey “din”dir. Bunu satın alan halk problemlidir.
Halkın zihin yapısı problemlidir.
Bu problemlerin faturasını millet olarak birlikte ödüyoruz.
Bu kafa birini büyütüyor, sonra da gidip kendini ona öldürtüyor.
Bu kafa hastalıklı bir kafadır.
Çağ dışı bir kafadır.
Bu kafa şizofrenik bir kafadır.
On bin yıl öncesinin anlayışıyla bu günü yaşamaya çalışan bir kafadır.
Kiralık kapitalle kapitalizm, kiralık felsefeyle bağımsızlık olmaz.
En zor iş, çağdışı insan malzemesiyle çağdaş işler yapmaya kalkışmaktır.
Otuz yıl sonra ya teknolojik insan olacaksınız, ya da gereksiz insan.
Mesele bu kadar basit.
Batı’daki dini mezhepler teolojiktir ve zihinseldir.
Bizdekiler ise siyasaldır.
Meşrulaştırmak için teknoloji arkadan gelir.
Sünnilikte düşünmenin “d”si yoktur.
Adı üstünde teamülcü!
Allah’tan uygulamacı olan elin oğlu, bize teknoloji satıyor da, onu alıp kullanıyoruz.
Satmasa ne yapacağız?
150 Milyar Dolar ihracatımız var ama 300 milyar dolara yakın da ithalatımız var.
Bunun anlamı şudur.
Bir liralık mal satıp, iki lirayla geçineceksiniz.
Yer altı kaynaklarımızı sattık.
Yer üstündekileri de sattık.
Şimdi havayı betonla doldurup onunla geçinmeye çalışıyoruz.
Gelin görün ki, bunu dert edinen kimse yok.
Şeyhlik, şıhlık kavramı, 5 bin yıl önceki totemizm kavramının insana dönüşmüş halidir.
Bu toplumda, şeyh, şıh çok, fakat tek filozofumuz yok.
O nedenle olguyu okuyamıyoruz.
Biyolojik yönden aklı bozuk insanların, evliyadır diye peşlerinden koşup “Benim halim ne olacak?” diye soranlarımız var.
Batılıları sömürgeci diye eleştiriyoruz.
Fakat onlar kendi insanlarını sömürmüyorlar.
Biz ise dışarıda değil, içeride sömürgeciyiz.
Kendi insanımızı sömürüyoruz.
Buna “Ekonomik Ensest İlişki” deniyor.
Bana göre en büyük vatan hainliği budur.
Adam İlahiyat Profesörü olmuş; yaptığı iş;
VİP cenaze namazı kıldırmak.
VİP Umre ziyareti düzenlemek.
Anlayış olarak hale Farabi’yi aşamamış.
4 bin yıl önce yaşayan Sümerler’in kafasına sahip.
Bilimin, Tarihin ve Sosyal Bilimler’in bir felsefesi vardır.
O nedenledir ki, ülkemizde bir “Felsefe Üniversitesi” açılması şarttır.
Buna Teoloji Felsefesi de dâhildir.
Kur’an üzerinde bütünsel bir çalışma yapmadığımız; daha açık bir ifadeyle, ”Kur’an” ın hedefi nedir, karakteri nedir sorularına cevap bulamadığımız sürece 1.500 yıl öncesine takılır kalırız.
Şunu kafamıza iyice yerleştirelim 21. Yüzyılda dinsel düşünme diye bir şey yoktur, olamaz.
Bu çağda olduğu gibi, bundan sonraki çağlarda da dindar olunabilir.
Fakat dindar olmanın yolu, akılcılıktan ve bilimsel düşünmekten geçmelidir.
Atatürk İslam’ı, ruhunu ve felsefesini çok iyi anlamıştır.
Tıpkı Hazreti Peygamber’in anladığı gibi.