Ülkemizde 2018 yılından 2023 Haziran ayına kadar düşük faiz politikası uygulanmış, değinilen sürede % 16,5 olan “politika faizi”, 2023 yılının Nisan ayında % 8,5’e kadar indirilmiştir. Bu uygulamayı desteklemek için “faiz neden, enflasyon sonuç” ve “nas var, size bana ne oluyor, faiz dinen yasaktır” şeklinde söylemler geliştirilmiştir. Enflasyonist ortamda iktisat ilmine aykırı olarak yapılan faiz indirimleri, yaklaşık beş yıl içerisinde ekonomiyi felakete sürüklemiştir. Temel gıda maddeleri başta olmak üzere, elektrik, su, doğalgaz, akaryakıt ve ev kiralarında % 800 (8 kat) ila % 1000’e (10 kat) varan artışlar yaşanmıştır. Orta ve dar gelirli kesim için temel ihtiyaçların karşılanması oldukça güçleşmiş, ev ve araba almak ise “hayal ötesine” geçmiştir.
2023 yılı Mayıs ayında yapılan seçimlerin ardından, ülkemizde uygulanan faiz politikasında köklü değişim yaşanmaktadır. Daha önce başta enflasyon olmak üzere, ekonomide her türlü kötülüğün temel nedeni olarak görülen faiz, artık kurtuluşun sihirli değneği konumuna getirilmiştir. Yüzde % 8,5’e kadar indirilen “politika faizi” üç ay gibi kısa sürede %30’a kadar yükseltilmiş, bankalardaki mevduat faizi % 40’a, kredi faizleri ise % 50’ye ulaşmıştır. Bu keskin dönüş ve yaşanan “yaman çelişki” bir yana, faiz artışlarının, fiyat istikrarını sağlamaya yeterli olup olmayacağı akıllarda soru işareti bırakmaktadır.
Başlanılan ve bir süre daha devam edeceği anlaşılan faiz artışlarının, fiyat istikrarını sağlaması için, ilk önce “yeterli” oranda yapılması gerekir. Bunun ölçüsü, enflasyon oranının gerçekçi bir şekilde hesaplanarak, bulunan oranın % 5 fazlası olacak şekilde faizlerin belirlenmesidir. Enflasyonun bilerek düşük açıklanması ve gerçek enflasyonun altında yapılacak faiz artışları, düşük doz alınan ilaç gibi işe yaramamaktadır. Nitekim, yıllarca ülkemizde bu yanlış uygulama yapılmış, neticede enflasyon kontrolden çıkmıştır. Buna karşın, Avrupa ve Amerika’da doğru zamanda ve yeterli oranda yapılan faiz artışları enflasyonun % 3-5 bandına kadar inmesini sağlamıştır.
Faiz artışlarının işe yaraması için yapılması gerekenlerin ikincisi, bütçe açıklarına son verilmesidir. Ülkemizin bu konudaki durumu içler acısıdır. 2023 yılı Temmuz ayı itibariyle Merkezi Yönetim Bütçe açığı toplamı 434 Milyar 654 Milyon TL’ye çıkmıştır. Bu boyutta bütçe açığı veren bir ülkede, fiyat istikrarının faiz artışı ile sağlanması mümkün değildir. Enflasyon düşürülecekse, bütçe açığı acilen azaltılmalıdır.
Bütçe açığının azaltılması; kamuda ciddi tasarrufa gidilmesine, Yap-İşlet-Devret sistemiyle yapılan yatırımların ödeme şeklinin gözden geçirilmesine, kur korumalı mevduatın bütçeye getirdiği aşırı yükün azaltılmasına, bütçe gelirlerinin ise Kurumlar Vergisi ve dar ve orta gelirli kesimin dışındaki gelir gruplarından alınacak Gelir Vergisi ile artırılmasına bağlıdır. Enflasyonu artıracak KDV ve ÖTV artışlarından ise özenle kaçınılmalıdır.
Saygılarımla,