Aktif elektrik aboneliği bulunmasına rağmen tüketim yapılmayan konut sayısı resmi kayıtlarda 225 bin olarak görünürken, sektör uzmanları kayıt dışı durumlarla birlikte bu rakamın 300 bini aştığını ifade ediyor. Şehrin en merkezi noktalarında ışıkları yanmayan binlerce daire, arz-talep dengesini altüst ediyor.
BİR MİLYON KİŞİLİK BARINMA KAPASİTESİ KULLANILMIYOR
Tahmin edilen 300 bin boş konut, ortalama bir hesapla yaklaşık bir milyon insanın barınma ihtiyacını karşılayabilecek bir kapasiteye tekabül ediyor. Ancak bu konutlar, sahipleri tarafından kiralık piyasasına sunulmak yerine, emlak piyasasındaki fiyat artışlarından yararlanmak amacıyla atıl bekletiliyor. Yüksek enflasyon ortamında mülkünün değerini korumak isteyen ancak kiracıyla muhatap olmak istemeyen yatırımcı profili, İstanbul'un konut sorununu içinden çıkılmaz bir sarmala sürüklüyor. Bu durum, sadece kiraların yükselmesine değil, şehrin sosyal dokusunun da zarar görmesine yol açıyor.
RADİKAL ÇÖZÜM ÖNERİSİ: BOŞ EV VERGİSİ
Uzmanlar, piyasadaki bu yapay darlığın önüne geçilebilmesi için dünyadaki benzer örneklerde olduğu gibi "Boş Ev Vergisi" getirilmesini öneriyor. Evini kiralık piyasasına sunmayan ve konutu atıl bırakan mülk sahiplerine uygulanacak ek mali yükümlülüklerin, "hayalet evlerin" yeniden ekonomiye kazandırılmasında etkili olabileceği düşünülüyor. Piyasadaki devir hızının düşmesi ve suni bir stokçuluk algısının oluşması, ancak arzın zorunlu olarak artırılmasıyla kırılabilecek gibi görünüyor. Aksi takdirde, kiralık ev arayan vatandaşlar için seçenekler her geçen gün daha da daralacak.