Almanya’dan oğlum gelecek… Yakında oğlum evlenecek… Ruhum daraldı, psikolojim bozuldu, evdeki hesap çarşıya uymadı, işler değişti… En kısa zamanda… Vs…
Bu sözler sizlere neyi hatırlatıyor? Kimden veya kimlerden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Evet; kendini bilmez, aç gözlü, para hırsından vicdanını kaybetmiş, fırsatçı ‘Ev Sahipleri’nden bahsediyorum.
En son okuduğum habere göre, ‘İstanbul’da konut fiyatları bir yılda ikiye katlandı, ev bulmak zorlaştı. Merkez Bankası verilerine göre, İstanbul’da konut fiyatları son bir yılda yüzde 106 arttı.’ Peki, Adana’da durum nasıl? İnanın hiç fark yok. Ev sahipleri ve emlakçılar istediği gibi at koşturmaya devam ediyor. Bakıyorlar, “Bir karışan yok, o zaman kafamıza göre takılmaya devam!” diyorlar.
Gerek pandemi, gerekse ekonomiyi bahane eden, üstüne de aç gözlülüğü ekleyen, kiracılarına zulüm eden saygıdeğer ev sahiplerini bu hafta köşe yazıma misafir etmek istedim.
‘Dünyada mekân ahrette iman’ atasözümüzü bilmeyen yoktur. Sanırım bu atasözümüzden aç gözlü, doyumsuz, vicdansız, fırsatçı ev sahiplerinin ya haberi yok ya da tamamen lehlerine söylenmiş bir söz olarak algılıyorlar.
Baraka tabiri dediğimiz 2 oda 1 salon, tuvaleti dışarıda, sıvaları dökülmüş, kapı pencereleri çürümüş, rutubetli, kışın buz gibi yazın çöl gibi olan ve adına da ev denilen yerlere insafsız ev sahipleri inanılmaz kira bedeli istiyor.
EMLAKÇI VE EV SAHİBİ İŞ BİRLİĞİ…
Diyelim ki ekonomik olarak biraz daha iyi durumdasınız, ama yine de kiracısınız. Bir apartman dairesi kiralamak istiyor, yana yakıla ev arıyorsunuz. Hasbelkader bir daire bulursunuz, ev sahibi yerine bir emlakçıyla iletişim kurup, başlarsınız pazarlığa. Emlakçı evi kiralatmak için elinden geleni yapar. Doğal olarak kendi payına düşen hisseyi düşünür. Ev sahibi tam yetki vermiştir emlakçıya. Der ki; “Beni hiç muhatap etme, ne yaparsan yap!” Bu kadar küstah, kibirli ev sahiplerinin de olduğunu unutmayalım. Neyse, eve bakmaya gidilir ve ev çok beğenilir. Hemen sıkı bir pazarlık başlar. İlandaki meblağ ile emlakçının söylediği arasında dağlar kadar fark vardır. Suyunu çıkaracak biçimde, ‘Ne kadar yolarsam, o kadar iyidir!’ zihniyetiyle yaklaşan ev sahiplerinden daha da aç gözlü olan, fırsatçı emlakçıların da olduğunu atlamayalım. Depozito, aidat, kapıcı parası, bina giderleri vs. derken oldu mu size bi dünya masraf. Bütçe haddinden fazla aşıldığından haliyle vazgeçilir ve fellik, fellik yine ev arar gariban kiracı.
EV Mİ KİRALIYORSUN, YOKSA…
Diyelim ki şansınız yaver gitti ve sahibinden kiralık bir ev buldunuz. Sanırsınız ev değil, altın yumurtlayan tavuk emanet ediyor sevgili ev sahibimiz ve başlar bıdı bıdı konuşmaya; “Öncelikle kiranızı zamanında ödeyin. Fatura tarihleri çok önemli, onları da zamanında ödeyin. Çoluk çocuk evime zarar vermesin ve kendi eviniz gibi bakın” der ve anlaşma sağlanır. (Sanki çoluk çocuk evin duvarlarını kemirecek!) Tam her şey bitti derken birden, “Kendi aramızda bir sözleşme imzalayalım. Öyle notere motere gerek yok, aramızda halledelim.” der ve aklınca vergi kaçırmak ister. Yasal mevzuatlarla uğraşmak istemeyen sayın ev sahibi, kendini taca atmak ister.
Bu ne demek oluyor, “İstediğim zaman, tek taraflı sözleşmeyi fesh edebilir, istediğim günde de evi boşaltırsınız.” İşte yok öyle bir dünya… Akıllı olan her kiracı bunun böyle olacağına dair hiç şüphesi olmaz. Sadece sözleşme gereği 1 yılını tamamlanması beklenir, o da sayın ev sahibinin biraz insafı varsa.
Peki, bir kiracının yasal hakları nelerdir?
Öncelikle ev sahibi her yıl kira bedelini yüzde 29,88 arttırabilir, fazlası yasal değil. Daha sonra yapılan sözleşme noter imzalı ve yasal mevzuatlara uygun olmalı. Ev sahibi öyle kafasına göre, “İstediğiniz kadar oturun ev sizin. Rahat olun, deyip de 3-5 ay sonra Almanya’dan oğlum gelecek (Nedense hep Almanya…), oğlum evlenecek ya da ruhum sıkıldı, psikolojim bozuldu, ben evime dönmek istiyorum” diyemez. Hem yasa gereği, hem de etik kurallar içinde öyle başına buyruk hareket edemez. Memlekette dolar kurundan altın fiyatlarına, enflasyondan zamlara kadar tek, tek haberdar olan, gündemi ekonomi profesörü gibi takip eden cin fikirli ev sahipleri; kiracının yasal haklarını bilmesi ve ona göre hareket etmesi sonucunda birden ‘Süt dökmüş kedi’ ye dönüşüyor. Daha sonra ne oluyor peki, aralarında itilaf çıkar ve mahkemelik olurlar.
Demem o ki; kirasını zamanında ödeyen, faturaları aksatmayan, mahalleliyle iyi geçinen gariban kiracıları daha fazla üzmeyin, ezmeyin. Değerinden daha fazla kira bedeli istemeyin. Siz bir ev sahibisiniz, tüccar değil! En önemlisi de; karşınızdaki bir insan ve ne olur biraz empati kurun.
Bu dünyada mekânınız olabilir elbet, ama ahrette de iman şart koşulacak. Para hırsınız, doyumsuzluğunuz ve aç gözlülüğünüzden gariban kesimden ah almayın. Bu günün de yarını olduğu unutmayın. Hepimiz bu dünyada kiracıyız... Öteki dünya tüm insanların evi olacak. Anlayana…