Hazine bakanı Albayrak, Türkiye bundan sonra diğer ülkeler ile olan alışverişlerinde Euro kullanımına geçecek diyerek ekonomide temelden bazı değişiklikler yapılacağının sinyalini verdi. ABD’nin Türkiye’yi sıkıştırması ile Ağustos başında 4,50 seviyelerinde olan ABD doları Ağustos’un son haftasında 6,84 seviyelerine erişmişti.
Bir aylık sürede Türk parasında %52 civarında bir erime ve değer kaybı görüldü.
Daha önce diğer bazı ülkelerde de gördüğümüz üzere, Dolar’ı bertaraf edip Euro’ya geçiş hiç kimsenin ya da ülkenin hayrına olmuyor.
Örneğin;
Libya lideri Kaddafi Dolar’ı bırakıp AB para birimi Euro’yu tüm petrol gelirlerinde geçerli para olarak ilan ettikten kısa bir süre sonra, ülkesinde karışıklıklar çıktı, ardından yönetimden düşürüldü ve öldürüldü.
Irak örneğinde de aynı gelişmeler yaşandı, Saddam durduk yere iktidarından olmadı o da Euro’ya geçmek istemişti sonucunu canıyla ödedi ülkesi ise bölündü.
Venezüella lideri Chavez de ABD’ye karşı çıktı, dişe diş bir mücadele verdi sonunda şaibeli bir şekilde (kanser oldu) o da öldü. Şoförü Maduro, Chavez’in yerine geçti mücadeleyi sürdürmek için çabalıyor; ama Venezüella bugün hiper enflasyonla cebelleşen, dikiş tutmayan bir ülke haline geldi. Bu saydığımız ülkelere bir şekilde demokrasi ihracı yapıldı !
Kıssadan hisse; bugün ABD’ye karşı çıkan Türkiye, ithalatında uyguladığı para birimini ve gelirlerini ABD Doları’ndan Euro’ya çevirirse, bu çok radikal bir karardır ve neticede bunu yapan her kim olursa olsun Sam amcanın hışmına uğrar, kimi iktidarını kimi de canını kaybeder.Çünkü, örnekler öyle gösteriyor.
Bizimkiler de şu karışık Ortadoğu coğrafyasında tuttu Euro lehine tavır aldılar, üstüne bir de Rusya’dan S400 füzesini 2019 yılında alacağız demeci patlattılar. Rusya’ya, Çin’e ve İran’a yanaşmaya başlayıp yönlerini ise batıdan doğuya çevirmeye başladılar.
Bu gelişmeler ile birlikte geçmişe dönüp Menderesle olan yılları anımsayalım. Bugünden bir farkı olmayan o günlerde de popülist politikalar uygulanıp, yollar yapılıp, Amerika’dan borç olarak alınan paralar gene betona gömülüyordu. Kalkınmayı gene yanlış anlamıştık. Ödeme zamanı geldiğinde ise Sam amcadan gene kredi isteyip bunun bir kısmıyla aldığımız borcu ödemeyi, kalanı ile de beton yatırımlarına devam etmeye niyetlenmiştik. Ama Sam amca verdiğim paraları amacına uygun kullanmadın gene benden para istiyorsun borcu yeni borçla kapatmaya çalışıyorsun, olmaz dediğinde ise, bu sefer ABD’ye resmen posta koyduk; sen vermezsen biz de gider Rusya’dan alırız tehdidi savurduk. Ve sonuçta ABD krediyi vermedi. Menderes hükümeti de Rusya’ya yanaşarak Ruslardan para istedi. Ruslar milli menfaatleri gereği bu isteğimizi makul bularak para vermeyi kabul ettiler. Akabinde Menderes hükümeti için geri sayım başladı. Menderes önce iktidarından oldu, sonra hakkında tutulan dosyalar ortalığa saçılıp yargılanmasına yol açıldı. Bu yargılamanın sonucunda Menderes’le birlikte Zorlu ve Polatkan da idam edildiler. Dayılık pahalıya patladı.
Bugün ise gene aynı yoldan, gene aynı tümsek ve çukurlara bata çıka, gene aynı hataları yaparak, tarihten hiç ders çıkartmadan kör topal yola devam etmeye çalışıyoruz. Sonuç ise malum; olacaklar sadece zaman meselesi. ABD’nin ülkenin tüm hücrelerine nüfus ettiği 60’lı yıllardan beri, ABD’nin uydusu olan bir ülkenin Sam amcaya posta koyması kahraman bakkal süpermarkete karşı oyunundan farksızdır ve anlamsızdır. Ülke ithalat ile ihracatının %70’nin ABD Dolar’ı ile ülkedeki özelleştirmelerin, köprü ve otoyol geçişlerinin gene ABD Dolar’ı ile yapıldığı bir coğrafyada başka bir ödeme ve tahsil aracına geçiş çok iyi bir planlama, programlama ve sağlam bir ekonomi ile olabilir. Bir anlık kızgınlık ve tepki gösterme gösterisi ile olmaz. Unutmayalım ki; öfkeyle kalkan, zararla oturur. Ders almak lazım.
Bugün dünya ülkeleri, geçmişte BrettonWoods kasabasında altın standardını bırakıp, bir kağıt parçası olan doları kabul ettiğine zaten pişman olmuş durumdadır. ABD ve onun politikalarına tepki ve başkaldırı günden güne artmakla birlikte bazı değişiklikler hemen değil, süreç içerisinde yavaş yavaş gerçekleşecektir.
ABD, dünyada ticaret savaşını başlatarak belki de bugüne kadar hakim olduğu dünya hegemonyasının son günlerini veya dönemini yaşamaktadır. Bundan sonrası ise belki de tam anlamıyla dünya için kaos olacaktır. İşte bu nedenlerden ötürü adımlarımızı çok temkinli ve iki kere düşünerek atmalı, iki düşünüp bir karar vermeliyiz.
Temkinli ve dikkatli olmamak, lehimize değil, aleyhimize olur. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar eşliğinde, geleceğe yönelik, dünyadaki gelişmeleri iyi analiz ederek, çıkarlarımızı koruyabiliriz. Dünya da, gücün kadar etkin var sözünü, hatırdan çıkarmamalıyız.
SON SÖZ:’’ BÜYÜK BALIK, KÜÇÜK BALIĞI YUTAR.’’