Her şeyin eskide daha güzel olduğunu savunanlardan biri olarak, birçok şeyde olduğu gibi artık bayramlarımızın da bir tadı kalmadığı görüşündeyim. Eskiye takılan ya da geri kafalı biri olarak nitelendirmeyiniz. Söylemek istediğim; âdet, gelenek ve göreneklerimizi artı aile birlikteliğinin, mutluluğunun, bayram sevincinin ve coşkusunun özlemi içinde olmamız. Bilirim ki bu sadece beni değil, toplumun büyük kesimini üzen bir durum. Öyle ki, bayrama yaklaşık 10 gün kala ekranlardan gördüğümüz ‘Nerde o eski bayramlar!’ reklamlarında da dile getirilmeye çalışılıyor.
Peki, özlem duyduğumuz o güzelim eski bayramlarda nasıl bir heyecan ve mutluluk olurdu? Bayrama sayılı günler kala hanelerde bayram telaşı nasıldı? Özellikle evin hanımının başrolü çektiği ve can yoldaşı kızlarının bayram hazırlıklarının kısa bir özetini paylaşmak isterim.
***
1 Hafta Kala…
- Kızım, yavaş yavaş halıları kaldıralım…
Anne, daha çok erken. Bu ne acele ya!
- Sen dediğimi yap. Şunun şurasında kaç gün kaldı?
Peki anne…
- Bu arada yastıkları, yorganları, perdeleri de indirelim.
Yok artık anne, daha neler!
- Yavrum misafirler gelecek. Ev yine dolup taşacak. Rezil mi olalım elaleme.
Of… Tamam anne.
- Anneye Of’lanmaz. Sen bir evlen, seni de göreceğiz hanfendi?
Aman anne, utandırma beni. Peki, peki ne dersen yapacağım, yeter ki söylenme.
3 Gün Kala…
- Herif bak, bayrama 3 gün kaldı, siparişleri unutma ha…
Tamam hanım, daha kaç defa diyeceksin. Anladık…
- Şimdi böyle söylüyorsun, ama sonra o yok bu yok, şu eksik bu eksik, neden söylemedin diyorsun.
Anladık, anladık. Yaz bir kâğıda akşama çocukla gönderirim.
- Aman kurban olayım, eksik bir şey olmasın. İstersen beraber gidelim.
Yok, yok… Ben hallederim. Çarşıda 3-5 saat dolaşamam. Bir de seninle…
- Peki o zaman, geç kalmadan istediklerimi alırsın sana zahmet.
Of be hanım, tamam dedik ya!
- Her şeyi ben düşüneyim, kendimi paralıyım, bir de üstüne azar işiteyim. Allah’ım ne çekilmez çilem varmış!
1 Gün kala…
- Kızım her şey hazır mı? Bak bir eksik olmasın ha!
Hazır anne, hazır... Sen merak etme, hiç sorun çıkmayacak.
- Bir de öğle vakti alışverişe gideceğiz.
Babam bizi götürür anne. Sen zaten çok yoruldun, üstelik oruçsun da. Biraz dinlen.
- Olmaz, olmaz. Sonra kafanıza göre alıyorsunuz. Ben de geleceğim. Hem babam da bana ayakkabı alacak.
Gel tabi annem, gezmek-tozmak senin de hakkın. Hem baksana 3 yıldır aynı ayakkabıyı giyiyorsun. Ne güzel olur. Sen de gel, eğleniriz.
- Babanla mı eğleneceğiz? O para harcayacak diye ödü kopuyor.
Yapma be anne… Babam öyle biri değil. Melek gibidir benim babam.
- Sus, oruçlu oruçlu açtırma ağzımı. (Devam Edecek..)