Aklıma direkt şu cümle geliyor; “Nerde o eski zamanlar?”
Harbiden de nerde acaba?
Eskiden mahallede otururken herkesin kapısı açık olurdu. Bizler oyun oynarken susadığımız da korkmadan bir komşunun evine girip, rahat bir şekilde su içip, yemek ikram ederlerse de yiyebilirdik. Ama şimdi herkesin kapısı kapalı! Kimse çocuğunu tek başına sokağa bile çıkarmıyor. Çocuklar bile sokakta oyun oynayacağı zaman, anneleri kapının önünde bekliyor. Eskiden parklarda tek başına oynayan çocukları görebilirdik. Ama şimdilerde parklarda artık aileleri görüyoruz. Çünkü ortam o kadar kötü ki, ebeveynler çocuklarını parka kendileri götürüp, saatlerce yanlarında bekliyor. Üzerlerinden gözlerini bile ayırmıyorlar.
Gerçekten bir mahalle kültürü vardı.
Peki, şimdi nerde kaldı o eski mahalle kültürü?
Herkesin birbirinin yardımına koştuğu zamanlar...
Yaşanan mutluluk ve acıları birlikte paylaşıldığı zamanlar...
Komşuların pişirdiği yemeklerden, mutlaka küçük bir tabak da olsa verildiği zamanlar…
Mahalleden birinin oğlu askere mi gidecek?
Asker ailesi asla yalnız bırakılmazdı. Bir hafta boyunca mahallede hummalı hazırlıkların yapıldığı zamanlar...
Mahalle delikanlılarının arada bir küçük kavgaları olsa da, başka bir mahalleyle rekabet etmek istercesine hep birlikte, tek yumruk hareket ettiği zamanlar…
Hele hele komşu mahallenin delikanlısı, kendi mahallesindeki bir kıza ‘laf atıp’ veya sataştı mı; adeta yer yerinden oynadığı zamanlar…
Mahalleler birbirleriyle her konuda acımasızca rekabete girdikleri ve mahallenin ismini taşıyan futbol takımlarını kurdukları zamanlar…
Ve zaman zaman içinde kavga taşıyan futbol maçı yaptıkları zamanlar...
Ben bile o zamanlara ışınlandım resmen.
Geçenlerde aile büyüklerimizle toplandık ve konu eskilerden açıldı. Sohbet sırasında şöyle bir cümle geçti; “Eskiden mahallede herkes salçalı ekmek yapar bize verirdi. Komşular öyle iyiydi ki, düştüğümüzde bile anne ve babalarımızdan önce ilk onlar koşardı yardımımıza. Şimdi kendi çocuğuma sınırlar belirledim ve o sınırları asla geçmiyor. Eğer geçecek olursa, ben başında bekliyorum!”
Bu cümle bile, toplum olarak ne kadar vahim durumda olduğumuzu gösteriyor aslında. Çocukların özgürce eğlenecekleri bir alan kalmadı artık! Eskiden filimler bile farklıydı. Aile sıcaklığını anlatan filmler olurdu.
Peki ya şimdi…
Her kanalda mafya dizisi var, herkes birbirini öldürüyor.
Dostlukla ilgili filmlere ne oldu peki?
Nerde sevgi dolu filmler?
Eskiden her şey o kadar güzeldi ki, insanlar cana yakın ve daha sıcakkanlıydı. Şimdi herkes kötü ve kimse cana yakın değil. Yani samimi değiliz. Herkes birbirinden kaçıyor, birine yardım eli uzatmaya korkuyor.
Kocaman bir iç çektiğinizin farkındayım…