Biz bizi anlarız, ne zaman ? Birileri bizim gibi düşündüğü zaman.
Ruhumuz biat, anatomimiz itaat ettiği için.
Nekrofili, beynimize örümcek ağı gibi sarılmıştır.
Yaşarken, yerden yere vurduğumuzu; kaybettiğimiz an, göklerde yer ararız kendisine..
Ölümden sonra özgürlük değil, mezarlık gelir.
İnsanoğlu, doğar, büyür ve ölür.
Kimi iz bırakır, kimilerinin yaşadığından haberimiz bile olmaz.
Panteizm; Tanrı’nın her şey ve herkes, herkes ve her şeyin de Tanrı olduğu görüşüdür.
Yaşamımızda bu sapkınlığa sapanlarımız yok mu ?
Rahmetli Selahattin Özdemir, şöyle tarif ediyor bunları;
-bir dünya kurmuşlar kendilerine, / ruhunu kaybetmiş bedenlerine,
kahredip durmuşlar kaderlerine, / feryadım yaşarken ölenler için.
***
Kula kul olmuşlar, dizim dizim. / Ölüden medet umma iki gözüm,
Sevgi, saygı görevimiz bizim. / Ölen öldü, kalanlaradır sözüm.
-Falancanın ismini, filan yere verelim. Rahmetlinin büstünü şuraya dikelim.
Güzel de, ne için ?
Yaşadığında yaptıklarını örnek alıyor muyuz ?
Mezarının nerede olduğunu biliyor muyuz ?
Birileri Yüreğir Belediyesi’nin ilk Başkanı Sabahattin Eşberk’in adının bir caddeye veya köprüye verilmesini istiyor. Hoş güzel.. Daha ileri gideyim, Yüreğir Belediyesi Hizmet Binası’nın bahçesine büstü dikilsin..
Arkadaşlığını yaşatan var mı ?
Yaptıklarını veya yapacaklarını hatırlayan var mı ?
Oldu olacak, kırıldı nacak !
Ölüye sahip çıkalım da, diriyi de unutmayalım !
Seyhan Belediyesi’nin ilk Belediye Başkanı Yalçın Akyol yaşıyor. Adını bir sokağa, caddeye veremez miyiz ?
Şimdi diyeceksiniz, ‘Selahattin Özdemir’in başka dizeleri var. O’nları da aktar’ da okuyalım.
-zamanla yarıştım artık yoruldum. / dertlere karışmak oldu umudum.
sevenim olsaydı mesut olurdum. / halime acıyan kimsem yok benim.
Sizi bilmem ama ben kendisini seviyorum.
***
Bizim gibi olmayanlara neden tahammül edemiyor, yabancıdan ve farklıdan neden korkuyoruz ?
Şu rasyonalite çağında neden hediye alıyoruz ve birbirimize bir şeyler ısmarlıyoruz ? Niçin dedikodu yapmaktan vazgeçemiyoruz ?
Nekrofili beynimize park etmiş.
Yaşayana tepeden bakıyor, ölülere tapınıyoruz.
Panteizm aynasına her gün bakmaktan ne zaman nefret edeceğiz.
Geçmişe sahip çıkmak, evla..
Tarihi, tanımak özümsemek görevimiz.
Bence, Eşberk kesmez.
80 ihtilalinin vazgeçilmez albayı, Adana Belediye Başkanı Nuri Korkmaz’ı da unutmayalım !
Geçmişte caddelerin üzerine göbekler yapmadı mı ? Göbeğin birisinin ortasına büstünü dikelim.
İtirazım, Eşberk’e değil. İtirazım, öldükten sonra sahip çıkma eğiliminedir.
Yaşarken yapalım. Sevdiğimizi gösterelim.
Çatalan Köprülerine Aytaç Durak adını versek, abartılı mı olur.
Sinanpaşa’daki bulvara Ömer Topçu adı yakışmaz mı ?
Aklınıza gelmez belki.. Kent Meydanı’na da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın adını verelim. Yaşarken, kıymetini bilmiş oluruz.
Ben, sadece Şeytan’ın avukatlığını yapmaya çalıştım.
Biliyorsunuz, ‘Şeytan’da bir melektir..