Devr-i devran, insanımız o hale getirdi ki, halk tabiriyle; ne İsa’ya inanıyoruz ne de Musa’ya…
Birinin ak dediğine, öbürü kara diyor. Rahmetli Turgut Özal, iyimserle, kötümserlere bir örnek verirdi;
Bir bardak, yarı yarıya su ile doldurulur ve karşıdakine sorulur:
-Bu bardak boş mu? Dolu mu? Diye…
İyimserler dolu derdi, kötümserler boş…
Bu günlerde yine aynı durumla karşı karşıyayız.
Gelişmelere ve olaylara bakarak, bardağın dolu tarafını mı görelim, boş tarafını mı?
Hep bardağın boş tarafına bakıyorsun suçlamasıyla karşı karşıya kalmamak için bugün gerçekten de dolu tarafını görmeye çalışalım. İşsizlik, emekli maaşları, enflasyon, Döviz kurlarında ki artış, zamlar, hayat pahalılığı vb. gibi günlük yaşamımızı birebir ilgilendiren olumsuz gelişmelere rağmen, bu defa ne yapıp edip, dolu tarafı görelim bakalım.
Bu iyi niyetli ve kararlı yaklaşımla haberleri izliyorum.
Mutlaka bir şey bulup bardağın dolu tarafları da olduğunu tespit edip dostlarla paylaşacağım.
Derken, işte aradığım fırsat;
İstanbul’da Sultanbeyli ormanlarında ve diğer bazı (hatta bütün) ormanlarımızda yol kenarlarının sevgili, kahraman, yiğit, çalışkan, özverili ve inançlı insanlarımız tarafından birçok değerli ürünlerle doldurulduğunu hatta dekore edildiğini anlatıyor spiker. Tabii, siz de kendi şehrinizde bunları görüyorsunuzdur.
Evet boşaltmıyorlar, mesela ağaç dal falan kesmiyorlar, aksine ormana ve doğaya katkıda bulunuyor, doğayı zenginleştiriyor, oraya, mutlaka iyi niyetle, ya gübre olur diye veya da fakir fukara toplasın da üç beş kuruş kazansın diye bazı malzemeler, cisimler vs. bırakıyor, bırakmakla da kalmıyor, orayı bayağı dolduruyorlarmış...!!!
Yani doluluktan bahsediyoruz. Barajlarımızın yağan yağmurlarla doluluk oranlarının yükselme gibi orman kenarlarımızda da ciddi bir doluluk oranı yakalamış bulunuyormuşuz.
Bu halkımızın kalbinden koparıp bıraktığı ve bıraka bıraka yığdığı, ormanları doldurduğu malzemeler neler mi? Malzemeler muhtelif. Rivayet de muhtelif.
Özet olarak, pet şişeler, kola kutuları karton koliler, cam şişeler, mangal kömürü artıkları, eski veya az kullanılmış terlik, ayakkabı, çorap vs. yemek artıkları, ipler ve tabii ki bol miktarda her çeşit ve renkten naylon plastik torbalar poşetler. Diğer bazı hijyenik ve biyolojik malzemeyi saymıyorum.
Bazı iyilikten anlamayan düşüncesiz insanlar bu malzemelerin çöp olduğunu, doğada uzun yıllar çürümeden kalabildiklerini, doğanın kirlendiğini falan söylüyorlar, hatta daha ileri gidip kırık cam şişelerin güneşin ışığını odaklayarak yangına sebebiyet verdiğini bile öne sürüyorlar.
Yok artık!.. Şişeden yangın mı çıkarmış? Adamlar fizik bilmiyor fizik!..
Hem zaten atık malzeme toplayıcılar yangın mangın çıkmadan o şişeleri hemencecik toplarlar.
Bunlar külliyen iftira değil mi? Bu malzemeleri oralara bırakan sevgili vatandaşlarımız cahil, düşüncesiz insanlar mı ki böyle yapsınlar. Üstelik, bunların çoğu namaz kılan, ramazanlarda camileri dolduran, umrelere hatta haclara giden Müslüman insanlar değil mi? Bunlar büyük şehirlerde yaşayan kültürlü, medeni, çağdaş, okumuş yazmış insanlar değil mi? İçki filan içiyorlarsa kime ne bundan? Hem hepsi de biliyor ki, ‘Temizlik İmandan’ gelir. Dini ve Milli vecibelerini yerine getiren bu insanlarımız doğayı kirletmek maksadıyla atmıyorlar bu kadar atığı. Tövbe, tövbe… Allah, kuru iftiradan korusun… Doğaya biraz atık bırakmışlar da ne olmuş? Şu insanlar ne fesat? Hemen yaygarayı basıyorlar: ‘’ Bunlar nasıl insan? Bunlar nasıl Müslüman? Hiç mi Allah korkusu yok? Göz göre göre doğayı kirletiyorlar diye, bas bas bağırıyorlar..
Şişeleri de, poşetleri de, torbaları da, meyve kabukları ile sebze artıklarını da,fakirler alsın diye bırakıp ülke ekonomisine ve sosyal yardımlaşmaya katkıda bulunuyorlarsa neden kızıyorsunuz ki? Bizim insanımız yufka yüreklidir. Acıma hissi, yardım etme hissi güçlüdür.
Görüyorsunuz; konuşmaya gerek yok! Bardağın dolu tarafını görmek için çırpınıyoruz, ama bu kötü niyetliler, ne kadar olumsuzluk varsa, gözümüze gözümüze sokuyorlar. Hâl böyle olunca da, bardak bize dolu tarafını bir türlü göstermiyor. Şimdi merak ediyorum; bu durumda suç kimde? Medeniyette mi? Modern ve medeni yaşam ile İslâmiyet’in doğa ve temizlik esaslarını sindirememiş insanımız damı? Varın kararı siz verin değerli okur.
Biz enseyi karartmayalım, her zaman bardağın dolu tarafını görelim diyoruz ama, elin kıranı rahat vermiyorki…
SON SÖZ: ’’CEHENNEME GİDEN YOLLAR, İYİ NİYET TAŞLARI İLE ÖRÜLMÜŞTÜR.’’