ENSAR ve MUHACİR KAPSAMINDA SURİYELİ SIĞINMACILAR  9

Sosyo kültürel boyutta uyum sürecine ilişkin verilen cevaplar, bu alanda olumlu bir tablo ortaya koymamaktadır. Katılımcılar umutsuz olmamakla birlikte, uyum sürecini kolaylaştırıcı bir kabul sürecinin yaşanmadığının da farkında olduklarını, kendi üstlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını vurgulamaktadırlar. Türk toplumunun kabul sürecine ilişkin; toplumun gün geçtikçe Suriyeli sığınmacılara yönelik sert tepkisinin arttığını, sığınmacıları Türk devletine ve topluma yük olarak gördüklerini, işsizliğin, hastalıkların, boşanmaların, suçların müsebbibi olarak görüldüklerinin farkındadırlar.

SONUÇ:

Son yıllarda tüm dünya ve Türkiye gündeminin en önemli konularından biri göçmenler ve bunların toplumsal kabul ve uyumlarıdır. Türkiye’de bu bağlamda son yıllarda yapılmış birçok araştırma bulunmakta, ancak bu araştırmalar, ağırlıklı olarak bu süreç ve sorunlara yerli halk gözüyle bakmaktadır. İşte bu noktadan hareketle, toplumsal kabul ve uyum sürecine Suriyelilerin bakış açılarını belirlemek ve değerlendirmek amacıyla yapılan çalışmanın sonucunda; Suriyelilerin kabul ve uyumuna yönelik olumsuz bir tablonun olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan mülakatlarda, birçok Suriyelinin toplumdan izole bir şekilde yaşadığı ve bunun başlıca nedenin dil yetersizliği olduğu görülmüştür. Zamanlarının büyük çoğunluğunu kendileri gibi göçmen olanlarla ve ağırlıklı olarak da diğer Suriyelilerle geçirdikleri tespit edilen katılımcıların, öz kültürlerinden kopuş yaşamadıkları, ancak Türk toplumu ile de, kaynaşamadıkları tespit edilmiştir. Başkalarının yanında çalışarak geçimlerini sağlamaya çalışan katılımcıların, alt gelir seviyesinde, sosyal güvenceden yoksun ve çoğunlukla günü birlik işlerde çalıştıkları ortaya çıkmıştır. Türk toplumunun, kendilerine hak kaybına sebep olan kişiler şeklinde bakmalarından duydukları rahatsızlığı ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını da ifade etmişlerdir. Özellikle pis ve zor işlerde görevlendirildiklerini, uzun ve düzensiz çalışma saatleri olduğunu, düşük ücretle, güvencesiz çalıştıklarını vurgulayarak, taciz ve şiddetle de karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir. Suriyeli sığınmacıların ekonomik uyumu, tam olarak sağlayamadıkları, ancak özellikle bir işe sahip olma, çalışma konusunda istekli oldukları ortaya çıkmıştır. Katılımcılar, çalışma hayatının yanı sıra sosyal hayatta da ayrımcılıkla karşılaştıklarını, eşitsizlikler yaşadıklarını ve bu durumun da kendilerini toplumdan izole etmelerine neden olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca Suriyeliler, toplumun gün geçtikçe kendilerine yönelik olumsuz tepkilerinin arttığını ve işsizlik, boşanma, suç gibi birçok sorunun sorumlusu olarak görüldüklerini belirtmişlerdir. Mülakat sonucunda uyum sürecinin hukuki boyutundaki tablonun olumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcı Suriyelilerin tamamına yakını Türkiye’nin kendilerine tanımış olduğu yasal haklardan yararlandıklarını ve bu konuda memnuniyet duyduklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca Türk toplumunun sahip olduğu diğer haklardan da yararlanmak için vatandaşlık hakkı istediklerini belirtseler de, bu konuda toplumun vereceği tepkiden çekindiklerini de vurgulamışlardır.

ÖNGÖRÜLER:

Sonuç olarak, şu önermelerde bulunabiliriz.

Suriyelilerin toplumsal kabul ve uyum sürecinin istenen düzeyde gerçekleşmediği aşikârdır. Bu yüzden Suriyeli sığınmacıların toplumsal ve ekonomik etkilerinin, toplumsal ve bireysel tehdit ve fırsat boyutlarıyla iyi analiz edilmesi kabul ve uyum süreci açısından önem arz etmektedir.

*Toplumsal kabul ve uyumun istenen düzeylerde olması ve sürdürülebilirliği için, her iki toplumun birbiriyle uyumunu sağlayabilecek dinamik ve çok boyutlu politikalar uygulanmalıdır.

*Suriyelilerin devletçe sağlanan sosyal yardımlardan ziyade, kalıcı bir yaşam sürdürmeleri için, ekonomik bağımsızlık elde etmeleri gerekmektedir. Bu konuda öncelikle dil sorununun halledilerek Suriyeliler, niteliklerine ve işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun alanlara yönlendirilmelidir.

*Suriyelilerin temel beklentileri arasında yer alan, eğitim imkânının yeterince sunulması ve Suriyeli çocukların tamamının, eğitim alabilmesinin sağlanması önem taşımaktadır. Gerek ulusal gerekse yerel medya organlarında Suriyelilerle ilgili haberlerde kullanılan dil ve üsluba dikkat edilmesi kabul ve uyum sürecinde etkili olacaktır.

*Göçmenler konusunda, uluslararası insan hakları standartlarına ulaşılmalı, yerli halkın da rızasını da alarak, hizmetler imkân olarak değil, hak olarak sunulmalıdır.

*Sivil toplum kuruluşları da her iki toplum kesimini içerecek proje ve faaliyetler yürüterek birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunmalıdırlar. Ayrıca toplumsal kabul ve uyum süreci eş zamanlı ve birbirini bütünleyen, destekleyen politikalarla yürütülmelidir.

*Bu politika ve düzenlemeler yapılırken, Suriyelilerin de fikirlerinin alınacağı ve karar mekanizmalarına katılımlarının sağlanabileceği platformlar oluşturulmalıdır…

SON SÖZ:’’ HER İŞ DE BİR HAYIR VARDIR.’’