ENSAR ve MUHACİR KAPSAMINDA SURİYELİ SIĞINMACILAR 8

Uyum sürecinin ekonomik boyutu açısından katılımcıların durumu değerlendirildiğinde; Suriyeli sığınmacıların ekonomik uyumu tam olarak sağlayamadıkları, ancak özellikle bir işe sahip olma, çalışma konusunda istekli oldukları görülmektedir. Devletçe sağlanan sosyal yardımlar konusunda memnuniyetlerini ifade ederken, yardımlarla kalıcı bir yaşam sürdüremeyeceklerinin farkında olduklarını, kendi ekonomik bağımsızlıkları için işgücü piyasasında, iyi koşullarda, güvenceli ve daimi çalışmak istediklerini belirtmişlerdir. Çalışma hayatına kabul edilme yönünde verilecek eğitimleri almaya da hazır olduklarını vurgulayarak, vatandaşlık hakkının bu konuda yaşadıkları ayrımcılığı da ortadan kaldıracağı yönündeki beklentilerini dile getirmişlerdir. Suriyeli sığınmacılara sosyo-kültürel boyutta uyum ile ilgili sorulan sorulara verilen cevaplar incelendiğinde, bu uyum boyutunun her iki taraf için de zaman, hoşgörü ve planlama gerektiren bir alanı oluşturduğu görülmektedir. Yapılan birçok araştırmada yerli halk ile Suriyeli sığınmacılar arasında farklı dil, kültür, yaşam tarzlarından kaynaklanan farklılıklar sebebiyle, sorunlar yaşandığı ve bu sorunların kabul ve uyum sürecini olumsuz etkilediği ifade edilmektedir. Ancak bu çalışmaların büyük bir çoğunluğunda yerli halkın bakış açısı üzerinden değerlendirme yapılmaktadır. Mülakat gerçekleştirilen Suriyeli sığınmacılar, dil, kültür, yaşam tarzlarından kaynaklı farklılıklara rağmen, özellikle sınır illerdeki halk ile ortak paydalarının daha fazla olduğunu düşünmektedirler. Batıya doğru geldikçe, farklılıkların belirginlik kazandığını, ancak bu farklılıkların da zamanla orta bir yerde buluşabileceği umudunu taşıdıklarını belirtmektedirler. Suriyeli sığınmacılara göre, uyum sağlayabilmelerinin ilk basamağını, Türk toplumunun kendilerini kabul etmeleri oluşturmaktadır. Misafir kelimesinin toplumu olduğu kadar kendilerini de rahatsız ettiğini ifade ederek, misafirlik boyutunu aştıklarını, ama hala Türk toplumu ile yeterli düzeyde kaynaşamadıklarını söylemektedirler. Bu kaynaşma ve uyum sağlama sürecinin, temel eksikliği olarak kendilerinin dil konusundaki yetersizliklerinden kaynaklandığını vurgulayarak, dil sorunu sebebiyle kendilerini doğru ifade edemediklerini ve iletişim kuramadıklarını belirtmektedirler. Zamanlarının büyük çoğunluğunu kendileri gibi göçmen olanlarla, ağırlıklı olarak da, Suriyelilerle geçirdikleri tespit edilen katılımcıların, öz kültürlerinden kopuş yaşamadıkları, ancak Türk toplumu ile de kaynaşamadıkları görülmektedir. Zaman boyutunda uyumda da belirtildiği üzere, katılımcıların çoğu ilk yılları içindedirler ve bu ilk yıllarını kaybettiklerini kazanma gayreti ile geçirmektedirler. Bu gayret içinde iş sahibi olma dışında, kendileri gibi göçmenlerin, sığınmacıların yaşadığı yerlerde yaşama eğilimi de taşımaktadırlar. Katılımcılar da ağırlıklı olarak, Suriyelilerin yoğun olarak yerleştiği yerlerde yaşamakta ve yine kendileri gibi sığınmacı olan Suriyelilerle arkadaşlık, komşuluk ilişkileri kurmaktadırlar. Özellikle sınır illerde yaşanan demografik yapıdaki değişim sebebiyle, Suriyeli kadınlara tepki olduğunu düşündüklerini ifade eden kadın katılımcılar, sosyal yaşama katılım konusunda tedirginlik, korku yaşadıklarını ifade etmektedirler. Ancak sosyo-kültürel boyuta cinsiyet perspektifiyle bakıldığında, kadın sığınmacıların, erkek sığınmacılara göre davranış farklılığı taşıdığı görülmektedir. Kadın sığınmacılar özellikle çocukları için, Türkiye’de kalmak, toplumla kaynaşmak, arkadaşlık kurmak gibi konularda daha istekli ve daha kararlı durmaktadırlar. Nitekim Suriyeli sığınmacılar üzerine yapılan bir diğer araştırmada da, kadınların belirsizlik ortamını sevmedikleri, gelecek gördükleri ülkede kalıcı olarak kalmayı tercih ettikleri, kalınan yerde belli bir süre geçip, çocuklar okula başlayıp, kendileri de iş bulduklarında göç ettikleri ülkeye yerleşerek, ülkelerine geri dönmeyi düşünmedikleri belirtilmektedir. Katılımcılar, çalışma hayatının yanı sıra sosyal hayatta da ayrımcılıklarla karşılaştıklarını, eşitsizlikler yaşadıklarını ve bu durumun da kendilerini toplumdan izole etmelerine neden olduğunu belirtmektedirler.

18 temmuz 2022 Pazartesi günü devam edeceğiz