ENDÜSTRİ 4.0 DEVRİMLERİ VE TÜRKİYE

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, bazen insanların önceden tarif edilen ihtiyaçlarını karşılasa da, zincirleme reaksiyonla çeşitliliğin artması ile daha geniş alanlara yayılır. Dahası, merakın tatmini için yapılan çalışmalar sonunda ortaya çıkanların ilavesiyle meydana gelen ortamın yeni koşullarına uyabilmek hususunda insanlar tedbirler almaya zorlanırlar. Sözü Endüstri 4.0 devrimine getirmek istiyorum.

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde yaklaşık son üçyüz yıldır kesintisiz bir devrim süreci yaşanıyor. Sanayi devrimi ile başlayan bu sürecin aşamaları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

*İlk aşama olan;

1. Sanayi devriminde su ve buhar gücü ile çalışan mekanik üretim sistemleri kullanılmıştır.

*İkinci aşamada ise;

2. Sanayi Devrimi, elektrik enerjisi devreye girmiş ve Henry Ford’un üretim bandı fikri ile seri üretim uygulamaları başlamıştır.

*Üçüncü aşamada;

3. Sanayi Devrimi, mekanik ve elektrik teknolojilerin yerini dijital teknolojiler alarak programlanabilir makineler kullanılır olmuştur.

*4. Sanayi Devrimi; 15-20 yıl içinde gelişimini tamamlayacağı tahmin edilen yeni bir sanayi strateji planıdır.

4. Sanayi Devrimi deyimi ilk kez, 2011 yılında Hannover fuarında kullanılmış olup Alman Federal Hükümetince desteklenmiştir. Daha sonra, başta ABD, Japonya ve Çin olmak üzere, hemen bütün ülkeler tarafından konuya büyük önem verilmeye başlanmıştır.

Özetle, 4. Sanayi Devriminde, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak üretim zincirinin her aşamasını sayısallaştırıp bütün organların iletişim içinde oldukları bir akıllı sistem oluşturmak hedeflenmektedir. Bu sistemde tedarik, üretim, depolama, pazarlama ve satış entegre edilerek dağıtılmış olan sanayi tekrar biraraya getirilmek istenmektedir. Elde edilecek ürünler mevcut olanlara nazaran daha ucuz, az enerji tüketen, az ısı yayan, yetenekli ve yüksek güvenirlikli olacaktır.

Bu stratejinin gerçekleştirilmesi ve işletilmesinde büyük veri (bigdata), nesnelerin interneti (internet of things: IoT) ve bulut teknolojisi kaynakları kullanılacaktır. Bilgi ve iletişim teknolojileri, bu arada 5D, yapay zeka, robot teknolojileri, sibernetik, üç boyutlu printer, biyoteknoloji, nanoteknoloji bu dönemin temel teknolojileridir (1).

4. Sanayi Devriminin gerçekleşmesi sürecinde mesleklerde, ekonomide, sağlıkta, eğitimde ve yaşam tarzımızda önemli değişiklikler olacaktır.

Evvela kısaca, Endüstri 4.0’ın ekonomi üzerindeki etkilerine, Ekonomi 4.0’a, değinelim:

Giderek artan otomasyon sonucunda akıllı, insansız fabrikalara ulaşılacak ve insan gücüne olan ihtiyaç azalacaktır. Fason imalat olarak ucuz insan gücüne sahip ülkelere aktarılan üretim kademeleri, bütünleşme dolayısıyla makinelere yaptırmak üzere geri dönecek, bu da gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomi alanında sıkıntıya düşmelerine sebep olacaktır. Stratejiyi iyi uygulayan ülkeler uluslararası piyasalarda önemli rekabet gücüne sahip olacaklar, gecikenler ise zor durumda kalacaklardır.

Teknolojik gelişmenin, verimlilik ve ekonomik büyüme üzerine etkisi tartışmalı. KlausSchwab, 2008 yılındaki Küresel Finansal Krizden önce dünya ekonomisi ortalama olarak %5 büyüme göstermiş ve krizden sonra tekrar eski oranlara dönüleceği beklenirken, büyüme hızının %3’lerde kalmış olmasına işaret ediyor. Oysa bu dönemde teknolojik gelişmeler eskisinden daha hızlı büyümüştür (2).

Diğer yandan, sanayinin geliştiği 1950-1973 yılları arasında verimlilikte artış hızlanmış, ancak 1973-1990 arasında, teknolojik gelişmelerin artmasına karşın, verimlilik artış oranları düşmüştür. Özellikle, son 10 yılda meydana gelen teknolojik gelişmelere rağmen ,verimlilik oranları yükselmemiştir.

Bütün bunlar, 4. Sanayi Devriminin verimlilik artışı ve ekonomik büyüme üzerindeki etkisi hakkında tereddüt yaratsa da, bu devrim ürünlerinin daha ucuz, daha küçük, daha çevre dostu olmak gibi özellikleri, Endüstri 4.0’ın bu alanda bir sıçrama etkisi yapacağı hususunda ümit veriyor. Yeter ki, hükümet, şirketler ve sivil toplum örgütleri dijitalleşmeye ayak uydurabilsinler.

Gene KlausSchwab’a göre, bu devrim ekonomisinin rekabet koşullarının başta geleni, ülkelerin ve şirketlerin inovasyonu ön planda tutmak zorunda olmalarıdır (2).

Birinci sanayi devriminden başlayarak ortaya çıkan teknolojik yenilikler, kısa vadede işsizliği artırsa da, uzun vadede istihdamı artırıcı etkiler de yaratmıştır. Ekonomist Keynes, “İşgücü kullanımından tasarruf etme araçlarını keşfetmiş olmamız, onun için yeni kullanımlar bulma hızına ağır basıyor.” demiş ama, Keynes’in bu endişesi bugüne kadar gerçekleşmemiştir. Bununla beraber, 4. Sanayi devriminde teknolojik gelişmelerin üstel şekilde büyümesi, önceki dönemlere ait olan Keynes’in iddiasının oluşma ihtimalini artırıyor.

Dördüncü sanayi devriminin bütün sektör ve mesleklerde çalışma şeklini önemli surette değiştireceği kesindir.

Schwab, teknolojik gelişmelerin istihdam üzerindeki olası iki etkisine vurgu yapıyor:

Birincisi;

teknolojik ilerlemelerle birlikte sermayenin, emek yerine ikame edilmesinin yarattığı olumsuz durum.

22 Nisan Pazartesi devam edeceğiz…