EN İYİ OLMAK NASIL BİR DUYGU 2

Duygu, genel anlamda bireyle ilişkili öznel yaşantıları, birey için önemli olan olaylarla ilişkili olarak bireyin neler yapabileceğini, bağlamın değerlendirmesini içeren, tanımlanabilir dönemleri olan bir süreç olarak ifade edilebilir. Duygu, bireyin harekete hazır olmasına, önceliklerini belirlemesine ve planların yapılmasına öncülük eder. Duygulara bedensel değişimler, duygusal ifadeler (sözel ve sözel olmayan) ve hareket tarzları gibi öğeler eşlik eder. Duygu, öğeleri arasındaki ilişkilerin nasıl ortaya çıktığını açıklamak için yapılan bazı araştırmalar, bu öğelerin bazen iç içe olduğu, bazen aralarında hiçbir ilişkinin olmadığı, bazen duygunun öznel yaşandığı ve buna zaman zaman bedensel değişimlerin eşlik ettiği bir örüntüyü ortaya koymaktadırlar. Bunun nedenlerinden biri; bilişsel, bedensel ve sözel olarak ifade edilmeleri sırasında duyguların farklı işlevlere sahip olmaları olabilir. Duyguların temel noktası, hazır bulunma için değişim, bazı hedeflere diğerlerine göre öncelik verme ve sosyal ilişkilerde araç olarak kullanılmayı gerçekleştirme olarak görülmektedir. Farklı duygusal fenomenler farklı zaman seyrine sahiptir. Yüz ifadeleri ve bir çok bedensel değişim genellikle birkaç saniye içerisinde oluşmaktadır (Oatley ve Jenkins, 1996). Duyguları açığa vurmak, onları bastırmaktan daha iyidir ve duyguların farkında olmak ve ifade etmek, bedene doğruluk ve gerçeklik akışını sağlamaktadırlar. Bununla birlikte, duygular çok kuvvetli olduğunda onları açığa vurmanın, iç ve dış karmaşalara neden olduğu görülmektedir. Dış karmaşa, güçlü duygular yaşandığında soğuk, tepkisiz, duygusal yönden yetersiz bireylere yönlendirildiğinde, içinde bulunulan duygu durumundan karşıdaki sorumlu tutulmaya çalışıldığında ve karşıdan yeterli tepki alınmadığında ortaya çıkmaktadır. İç karmaşa ise, bireyin kendisinin başlattığı veya birinin acı çekmesine neden olduğuna inandığı zaman oluşmaktadır ki, bundan dolayı birey utanç ya da suçluluk duyguları yaşayabilmektedir. Çoğu zaman bu güçlü duygular, içinde bulunulan duygulardan dolayı çevredekilerin suçlanmasına (beni kızdırıyorsun, beni ağlattın) ve birilerinin duygularını kontrol edip yönettiğine inanma tuzağına düşülmesine neden olmaktadır. Eğer duygular, içe ve dışa dönük karmaşalara neden olduğu için dışa vurulmaması ve bastırılmaması gerekiyorsa çözüm nedir? İnsan tek başına mağarada mı yaşamalı? Kişi ancak duygularını belirli alanlara yönlendirip yönettiğinde, bu duyguların yaratacağı olumsuz etkilerden kısmen de olsa uzaklaşabilir. Birey duygularını dışarı vurduğunda duygularının anlaşılmasını ve değer verilmesini beklemektedir. Duyguların dışa vurumu onların diğer bireyler tarafından anlaşılmasına ve duygusal mesajların eyleme dönüştürülmesine bağlıdır. Duygular bastırıldığında ise, onların intrapsişik alanda çözümlenmesi ve daha kabul edilebilir şekle dönüşmesi beklenmektedir(McLaren, 1998). Güçlü duygular aynı zamanda büyük miktarda enerjiyi beraberinde taşımaktadırlar. Bundan dolayı organizmanın enerji depolarıdır. Eğer bu duygular kabul edilip onların taşıdığı enerji iyi bir biçimde yönlendirilebilirse ve onları anlamak için zaman ayrılırsa, bütün duygular bireyin kullanımına verilen araçlar haline geleceklerdir. Böylece birey, olumsuz duyguların taşıdığı enerjiden dolayı ortaya çıkan ürkütücü sinyallere karşı şaşkın, ne yapacağını bilemez bir hale gelmeyecektir. Örneğin, öfke ve kızgınlık bireyin algı alanının sınırlarını daraltarak daha güçlü korunmaya yönelik yapılanmayı sağlayacak şekilde enerjiyi dağıtmaktadır. Üzüntü ve hayal kırıklığında enerji içe çekilerek, bu enerjinin içimizde iyileştirmeye yönelik olarak akışını sağlamaktadır. Böylece karmaşık olumsuz duygular yönlendirilerek, kabul edilebilir forma dönüştürülmeye çabalanır. Eğer olumsuz duygular göz ardı edilip yalnızca olumlu duygularla ilgilenilirse, birey doğal olanı yaşayamayan, yüzeysel ve mekanik bir yaşantı şekline sahip olur. Benzer şekilde olumlu duyguların görmezlikten gelinmesi ise, duyguların taşıdığı enerjinin içe yönelip bireyi kuşatmasına neden olur. Kısaca, olumlu ya da olumsuz tüm duygular bireye aittir ve birey bunlarla yaşamayı öğrenmelidir. Birey bu duyguları doğru zamanda, doğru şekilde yönlendirerek hem toplum içinde, hem de kendi içinde daha olumlu, daha yapıcı, anlaşılabilir, verimli ve üretken olarak hayatını devam ettirebilir (Lewis,1993).

SON SÖZ:’’ DUYGU AKLIN ESERİDİR. FAKAT AKIL DA RUHUN ESERİDİR.