Yahudilerin Cezası: Arzı-ı Mev'ud'dan Uzaklaştırılma:
Yahudilerin kadim zamanlarda bereketli topraklardan uzaklaştırılmaları Allah'a ve peygamberleri Hz. Musa'ya karşı isyanları yüzündendir. Bakara sûresinde İsrailoğulları'nın durumu açıkça aktarılıyor:
"... Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın âyetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı." (Bakara 2/61)
Enbiya sûresi 105. âyette "Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, 'Yeryüzüne muhakkak benim salih kullarım varis olacaktır.' diye yazmıştık." şeklinde buyrulması bölgenin sonraları herhangi bir ırka değil, Allah'ın salih kullarına bağışlandığını gösteriyor.
Sadece Kur'ân'da değil aynı zamanda temel Musevi kaynaklarında da Yahudilerin bereketli toprakları hak etmedikleri için buradan kovuldukları sıkça belirtilmektedir. Tevrat'taki şu satırlar oldukça düşündürücüdür: "Öküz kendi sahibini, eşek de efendisinin yemliğini bildiği halde İsrail Rabbini bilmemektedir. (İşaya ½-3) Yahudilerin bu bozgunculukları ve Allah'a verdikleri sözleri tutmaları dolayısıyla bereketli topraklardan uzaklaştırıldıkları Tevrat'ta da belirtilmiştir: "Ahde riayet etmeyen Arz-ı Mev'ud'dan mahrum kalacak ve lanetlenecektir." (Yeremya 11/3)
Yahudiler Vazgeçmiyor…
Yahudiler Allah tarafından cezalandırılıp Arz-ı Mev'ud'dan uzaklaştırıldıktan sonra hiçbir zaman bu topraklardan vazgeçmemişlerdi. Yahudilerin bir siyasi örgütlenmesi olan Siyonizm hareketinin ortaya çıkış gayesi de bu amaca ulaşmaktı. İsrailoğulları'nın yüzyıllar sonra yeniden bölgeye gelmeleriyle birlikte, bereketli topraklar hiç olmadığı kadar huzursuz bir dönem geçirdi.
Gerek 1948'den bu yana, gerekse bugün Gazze'de yaşanan olaylar, Yahudilerin bereketli toprakları elde etme amaçları doğrultusunda, neler yapabileceklerini gösterdi. Ancak bereketli topraklara layık olamamaları dolayısıyla ceza olarak buralardan uzaklaştırıldıkları hem Kur'ân hem de Tevrat'ta açıkça vurgulanıyor. Üstelik sadece Yahudilere vaat edilmeyen toprakların artık Allah'ın salih kullarına bağışlandığı belirtilen yukarıdaki âyeti son olarak tekrar hatırlamak yerinde olacaktır. Hal böyle iken başta ABD olmak üzere, batılı diğer emperyal ülkeler, bu hedeflerinden vazgeçmemektedir. İşta bunun bir örneği, yakın tarih’te Ruanda’da yaşandı. Emperyal ülke, amacına ulaşmak için, bakın ne yaptılar…
Dünyada RUANDA diye bir ülke var..Orta Afrika’da:Etrafı; Uganda, Kongo, Burundi ve Tanzanya ile çevrilmiş garip bir toprak parçası…
Sadece 12 milyon nüfusa ve 26.338 kilometrekare toprağa sahip, bizim Konya ilinden bile küçük garip bir devlet.
Önce Alman, sonra da Belçika sömürgesi olan bu küçük ülke; engebeli arazi yapısı nedeniyle “Bin Tepeli Ülke” diye de anılır. Aslında “Bin Tepeli Ülke”den daha çok, “Bin Dertli Ülke” denilse daha doğru olur.
Fakat Ruanda önemli…
Çünkü dün Ruanda’da yaşananları ve Ruanda’yı anlamadan, bugün ülkemizde bizlere yaşatılmak istenenleri anlayamayız.
Esasen Belçika sömürgesiydi. Derken baktılar ki, bu Ruandalılar “Ruanda’nın Ruandalılara ait olduğunu” savunmaya başlıyorlar ve sömürüye karşı başkaldırmaya niyetleniyorlar.
Belçikalılar durur mu? Hemen harekete geçtiler. Dışarıdan bakıldığında, aslında çok masumane gibi görülen bir şeyler yapıyorlardı.
Ne mi yaptılar? Ruandalılara sözde hangi ırktan olduklarını gösteren kimlikler dağıtmaya başladılar. “Eee.. ne varmış bunda?” demeyin. Çünkü Belçikalılar; Ruandalıların ırklarını belirlerken öyle akla zarar yöntemler kullandılar ki, şaşmamak imkânsız. Öyle DNA testi, şecere, tarih, kültür, akrabalık bağı araştırması falan değil. Yöntemleri çok daha basitti. Basit, ama şeytanca!
Ruandalıların daha ince yapılı ve daha narin bir görünüşe sahip olanlarını, ince burunlularını, uzun boylularını, güzel ve yakışıklı olanlarını ve daha zengin olanlarını nüfusa “TUTSİ” olarak kaydettiler.
Şaka falan değil, şimdi sıkı durun. Ruanda’da sahip olduğunuz inek sayısı sizin ırkınızı belirleyen bir kıstas idi. Yani 10 inekten fazlasına sahipseniz “Tutsi”, 9 ve daha az ineğiniz varsa hoop oluveriyordunuz “HUTU”... Yani dün 10 ineğiniz vardı ve geceleyin birisi hastalanıp öldüyse, sabaha ırkınız değişmiş olarak kalkıyordunuz.
Devam edecek…