2017 yılında yaptığımız Geleneksel Kahvaltılı toplantılarımızın sonuncusunun konuğu:
Adana Emniyet Müdürü idi.
Doğrusunu isterseniz, karşımız da çok farklı bir portre vardı. Toplantı boyunca sn. Selami Yıldız’ı izlerken, zaman zaman düşüncelere daldım. Karşımız da,o alışagelmiş ve toplumda ki algıya hiç uymayan bir Emniyet Müdürü vardı. Hatta bir ara, Emniyet Müdürü değil de, bir
Büyük Elçi ya da Dışişlerine mensup, yüksek bir mevkiide görev yapan bir diplomat vardı sanki.
Nezaketi, sükuneti, tane tane konuşması, ses tonundaki yumuşaklık ve insana güven veren oktavı, sakin ve kendinden emin tavırları, bakışlarındaki ışıltı, yüzüne yansıyan tebessümü, sıcak kanlı sevgi yüklü hoş görüsü, bilgi, birikim, deneyim gibi vasıfları ve devlet mekanizmalarına olan vukufiyeti, mesleki alandaki çok çeşitli kademeler de görev yapışı ile
o görevler esnasında kazandığı engin tecrübeler, sn. Müdürümüzü bir hayli yetkin ve kâmil duruma getirmiş…
İster istemez, Hz.Mevlâna’nın;’’Hamdım, Yandım, Piştim’’ sözleri aklıma geldi. Çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini üstün başarılarla tamamlayan sn. Yıldız, mesleğinde tam anlamıyla ihtisas yaparak, üstün vasıflı bir uzman, bir Polis Şefi Olmuş…
Her şeyden önce, bu kadar özelliklere sahip, bir Emniyet Müdürüne sahip olmak, Adana’mız için bir ayrıcalıktır, şanstır. Kabiliyetleri, meziyetleri, üstün vasıfları bu denli yüksek bir bürokrata sahip olmayı kim istemez? Kaldı ki bu bürokrat:’’ Halka hizmet Hak’ka hizmet’’ prensibiyle çalışıyorsa…
Gelelim, öncelikle bu özellikleri niçin yazdığıma…
68 kuşağı diye bilinen kuşağa mensup olan birisi olarak, vatandaş-devlet ilişkilerin de bizzat şahit olduğum çok tavırlarla karşılaştım. Gerek tahsil hayatım boyunca, gerekse erken dönem iş hayatımda şahit olduğum gelişmeleri hatırlayınca, haliyle bunları yazmak durumunda hissettim kendimi.
Devlet dairelerinde, başta Jandarma ve Emniyet birimleri olmak üzere, Vergi Daireleri ile Mahkemeler, vatandaşın korkulu rüyası idi. Hatta, o ceberrut dönemlerde, bu devlet kapısına gidenlere iyi gözle bakılmazdı. Peşinen suçlu ya da kanun dışı ilân edilirdi. O dönemler de ne yazık ki böyle yaftalamalar vardı. Hele ki, karakola ya da Jandarmaya gitmişsen, hapı yutardın. Yedi düvel duyardı ve ayıplanırdın, sana kuşku ile bakılırdı.
Nasıl ki ABD’de iyi vatandaş, iyi yurttaş; Vergisini veren kişi ise, ülkemizde de namuslu vatandaş; karakola gitmez, mahkemeye gitmez, jandarmaya gitmezdi, gitmemesi gerekirdi. Gitmişse, oralara çağrılmışsa, vay o vatandaşın başına gelenlere… Anından tüm mahalle, tüm semt halkı duyardı….
O ceberrut günlerden bu günlere geldik. O yıllar da vatandaş, devlet için vardı. Jandarma, Polis, Mahkeme ve Vergi Dairelerinin çalışanları ile yöneticileri, kolay kolay ulaşılamayan, asık suratlı, azametli ve kibirli tavırlarıyla vatandaşı hakir görür, onu aşağılardı. Vatandaşı zorunlu haller dışında muhatap bile kabul etmezlerdi …
Oysa şimdi öyle mi? Şimdiler de devlet, vatandaş için var. Devlet, vatandaş odaklı hizmet veriyor. ‘‘İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın. İnsanı Yücelt ki, Devlet yücelsin’’ sloganıyla çalışan bir devlet yapılanması var artık.
Ne memurlar, ne amirler, ne de tepe yöneticileri, vatandaşa tepeden bakmıyor, vatandaşı küçümsemiyor artık. Aksine esas görevlerinin yanı sıra, vatandaşa daha iyi hizmeti nasıl verebiliriz? Vatandaşı nasıl daha çok mutlu ederiz derdindeler…
İşte sn. Selami Yıldız, tüm bu özellikleri bünyesinde toplamış bir Emniyet Müdürü olarak, 6 bine yakın personeli ile Adana’ya hizmet ediyor. Devletin şefkatli elini, Adana’ya uzatıyor. Vatandaş-devlet ilişkisinde, tamamen insani değerlere haiz, sıcak, samimi, içten, şeffaf, sevgi ve saygı içeren, ilişkiler kuruyor. Vatandaş artık korkmuyor, çekinmiyor, aksine böylesine başarılı idareciler sayesinde, devletini sahipleniyor, teşkilata yardımcı oluyor.
Adana gibi kozmopolit bir şehri yönetmek kolay değil. Terör( pkk ve hain fetö), Uyuşturucu, Asayiş olayları, Kumar gibi temel konularda çok sıkı bir çalışma içinde olduklarını görüyoruz. Bilhassa Terör ve Uyuşturucu Kentin en önemli sorunları…Bilhassa gençlerimiz(Orta-lise) tehlike altında.
Sn. Müdür; ‘’Gençlerimizin geleceğini çaldırmayacağız’’ derken, kararlılığını ve teşkilatına olan güvenini dile getiriyordu.
Bir İl’in Emniyet Müdürü ve Emniyet Teşkilatı ne yapar? En kestirme, spontane cevap:
-Şehrin huzurunu, asayişini ve güvenliğini sağlar…
Adana’da bu başarılmış mı? Gönül rahatlığı ile evet diyebiliriz. Ayrıca, göç alan bir şehrin, 350 bin diye telaffuz edilen Suriyelilerin varlığı da göz önüne alınırsa, Adana Emniyeti oldukça başarılı… Sosyal ve Kültürel alanlarda da duyarlı bir teşkilat.Proje geliştirmesi, yörece geri kalmış bölge halkına verilen eğitim ve sağlık destekleri, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları da ayrıca takdire şayandır. Mahalle halkı ve Muhtarlarla yapılan toplantılar, saptanan sorunlar, çözüm geliştirmede esas alınıyor.
Sn. Müdürüm: Yolunuz açık olsun. Sizin ve teşkilatınızın başarılarının devamı için duacıyız.
SON SÖZ:’’ MARİFET İLTİFATA TABİDİR, İLTİFAT ALMAYAN MARİFET, ZAYİİDİR.’’