Sosyal Güvenlik Müşaviri Özgür Erdursun'un dikkat çektiği bu sorun, Kamu Denetçiliği Kurumu'na yapılan resmi bir başvuruyla kurumsal düzeyde de gündeme taşındı.
Yıl Farkının Yarattığı Finansal Kayıp
Erdursun'a göre enflasyonun gerilediği dönemlerde emeklilik yılının değişmesi maaş hesabını dramatik biçimde etkiliyor. Yıl geçişlerinde uygulanan güncelleme katsayısı düştüğünde, emekliliği bir yıl erteleyenlerin aylık bağlama hesabında kayda değer bir gerileme meydana geliyor. 2025 yılında emekli olup olmama kararını 2026'ya erteleyen vatandaşların bu yüzden yaklaşık yüzde 5 oranında daha düşük aylıkla karşılaştığını aktaran Erdursun, sorunun yalnızca geç emeklilik kararı verenlerle sınırlı olmadığını vurguladı.
Kademeli emeklilik sisteminde hem yaş koşulunu hem de prim gün sayısını tamamlamak zorunda olan çalışanlar, bu iki koşulu aynı anda karşılayamadıklarında emekliliği kaçınılmaz olarak ertelemek durumunda kalıyorlar. Üstelik çalışmaya devam ettikçe ödedikleri primler artıyor. Ancak bu artışın emekli maaşına yansıması beklenen yönde gerçekleşmiyor.
Resmi Başvuru ve Kurumsal Yanıt
Şubat 2026'da KDK'ya yapılan başvuruda bir vatandaş bu mağduriyeti belgeli biçimde ortaya koydu. 2024 yılında emekli olabilseydi daha yüksek bir aylık bağlanacağını ancak gecikme nedeniyle gelirinin düşeceğini anlatan vatandaş, aynı prim ve çalışma geçmişine sahip iken yalnızca tarih farkının bu sonucu doğurmasının hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını öne sürdü.
KDK başvuruyu değerlendirerek Çalışma Bakanlığı ve SGK'ya bu zararın giderilmesi için çalışma yapılması tavsiyesini iletti. Bakanlık ve Kurum ise hesaplama yönteminin mevzuat çerçevesinde uygulandığını ve farklı yıllardaki emeklilik başvurularının farklı sonuçlar doğurmasının sistemin olağan işleyişini yansıttığını açıkladı. Kamuoyundaki tartışma ise bu yanıtla birlikte kapanmak bir yana daha da genişledi.