EKRANI TEMİZLE, İŞGALE DUR DE!

Mekân; Adana Ulu Cami önü. Güneş tepede, hava sıcak...

İnanın bana Adanalının yüreğindeki yangın, Çukurova’nın sıcağından daha yakıcı. Kadınlar, çocuklar, gençler, sivil toplum kuruluşları...

Adana Büyük Aile Platformu tek yürek olmuş. Türkiye genelindeki "Temiz Ekran Hareketi" seferberliği için Adana’dan gür bir ses veriyorlar: "Ahlaki yozlaşmaya artık dur deyin!"

Haksızlar mı? Yerden göğe kadar haklılar.

***

Televizyonu bir açıyoruz. Aman Allah’ım!

Gündüz kuşağı programları tam bir toplumsal cinnet hali. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Reyting rekorları kıran, günlerce gözümüzün içine sokulan o meşhur kadın kuşağı programlarında her gün yeni bir skandal...

"Çocuğumun babası eşim değil, yan komşum çıktı" diyenler...

Çarpık ilişkilerini milyonların gözü önünde hiç utanmadan anlatanlar...

Havada uçuşan DNA testleri üzerinden koparılan sahte alkışlar.

Ahlaksızlık, maalesef evlerimizin baş köşesinde normalleştiriliyor.

'Ayıp' kelimesi, lügatimizden siliniyor.

Sadece gündüz mü?

Akşam oluyor, ailecek bir maç izleyelim diyoruz.

Saha kenarındaki panolarda, maç yayınlarında bas bas bahis ve kumar reklamları bağırıyor.

Özellikle yurtdışı kaynaklı maçlarda yasadışı bahis sitelerinin reklamları dijital olarak gözümüze sokuluyor.

Gençlerimiz adım adım kumara çekiliyor.

Diziler deseniz...

Entrika, aldatma, mafya özentiliği ve bilinçaltına işlenen sübliminal mesajlar gırla gidiyor.

Şiddet, akşam yemeğimizin sosu haline gelmiş.

***

Gelelim meselenin en can alıcı noktasına. İktidar, nüfusun yaşlanmasına ve aile yapısının çatırdamasına karşı çok haklı uyarılar yapıyor.

Hatta önümüzdeki on yılı, 2035’e kadar olan süreci "Aile ve Nüfus" vizyonuyla şekillendireceğini ilan ediyor.

Alkışlıyoruz...

Sorumluluğu almak, aile yılı ilan etmek, aileye yönelik somut çalışmalar yapmak çok ama çok önemli.

Fakat...

Ortada devasa bir çelişki var.

Bu meselede en büyük sorumluluk yine iktidarın omuzlarında. Zira bu ülkeyi yaklaşık 25 yıldır, çeyrek asırdır bu iktidar yönetiyor.

Üstelik bu ahlaksızlık furyasına, reyting uğruna aileyi dinamitleyen bu yayınlara en çok da iktidara yakın olduğu bilinen televizyon kanalları çanak tutuyor.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

***

Mesele sadece cam ekrandan ibaret de değil.

Son zamanlardaki klasik deyimle; Büyük resmi görelim.

Zamanında Avrupa Birliği uyum yasaları uğruna zina suç olmaktan çıkarıldı.

Devlet eliyle oynatılan şans oyunları, yani kumar, her köşe başında bayiler ve dijital platformlar aracılığıyla yasal olarak teşvik ediliyor.

Faiz, ekonomik sistemin ve sosyal hayatın kılcal damarlarına kadar işlemiş durumda.

Zinanın yasal ve sıradan bir hak gibi algılandığı, kumarın bizzat devlet gözetiminde oynatılıp vergilendirildiği, faizin çağın kaçınılmaz gerçeği olduğu bir düzende...

Sorarım size; aileyi nasıl koruyacaksınız?

***

Çözüm nerede?

Gerçekçi ve milletin benimsediği adımlar atılmalı:

1. RTÜK, "Cezasını öderim, reytingimi yine alırım" anlayışını bitirecek. Aile yapısını bozan programlara verilen cezalar komik para cezaları değil, doğrudan 'format iptali' olacak.

2. Gündüz kuşağı yayınlarına net bir 'aile etiği' standardı ve katı kırmızı çizgiler getirilecek.

3. Devlet, aileyi korumaya önce kendi sisteminden başlayacak. Yasal şans oyunları teşvik edilmeyecek, reklamları kısıtlanacak. Faiz, kumar ve zinanın yarattığı toplumsal tahribatı onaracak güçlü hukuki adımlar atılacak.

4. Kültür Bakanlığı, reyting kaygısı gütmeden aileyi yücelten yapımlara özel fon sağlayacak.

***

Sözün özü...

Ekranı temizle, işgale dur de!

Bu haykırış, kültürel işgalcilere karşı söylenecek en gür sözdür.

Adana Ulu Cami önünden yükselen bu feryat, aslında tüm Türkiye’nin sessiz çığlığıdır.

Ankara bu sese kulak tıkamamalıdır.

Unutmayalım; ekranı kirli olanın, vicdanı yaralı olur. Vicdanı yaralı olanın da geleceği aydınlık olmaz!