Gerçekten ekonomide tuhaf işler oluyor.
En tuhaf olan işlerden biri şudur;
Döviz fiyatlarının yükselişini durdurabilmek için kullanılan en önemli araçlardan birisinin faiz olması beklenir. Bu nedenle faiz yüseltilerek döviz değerinin en azından durağan olması beklenmelidir. Ama bizde öyle olmadı. Faiz oranları 3-4 kat artmış olmasına rağmen, döviz kurlarının değerlerinde bir düşüş olmadığı gibi durdurulamayan da bir yükseliş var.
Bu nasıl oluyor?
Aslında bunun cevabını verecek olan kişiler, vermelidirler.
TCMB, Politika Faiz Oranlarını yükseltince elbette bankaların maliyetlerini de yükseltmektedir. Çünkü, TCMB Faiz Oranları, temel olarak bankaların fonlanması için kullandığı araçlardan birisidir. Yükselen faiz oranları bankalar için bir maliyet olduğuna göre bankalar bu yüklendikleri maliyeti TCMB ile ilişkilerinde ne kadar azaltmaya çalışsalar da kalan kısmı yine müşterilerine yükleyecektir. Yani işin gerçeği şudur: Bankalar, vatandaşla ilişkilerinde yüksek faizler ile maliyetlerini dengeleyecelerdir.
Peki bu ne demek?
Vatandaşın üzerine binen yeni bir yük, yeni bir maliyet demektir. Nitekim öyle de olmaktadır. Bugün kredi, maliyetlerinin yüselmesi, bankaların kolay kredi vermemeleri bir yana, kredi kartları ve ek hesapların faiz oranları akıl almaz bir biçimde vatandaşın üzerine binmiş bulunmaktadır. Ülkede banka kartı olmayan bir insan neredeyse olmadığına göre, bu kredi kartlarının neredeyse büyük bir kimsinin borç ile kullanıldığını bildiğimize göre bu maliyet vatandaşın omuzlarına yepyeni ve altından kalkması zor bir yük demektir.
Bir süreden beri neden olduğunu anlamadığımız bir biçimde düşürülen politika faiz oranları birden bire yükselmeye başlayınca, vatandaş üzerine aniden gelen bu faiz yükünü şaşkınlıkla ve üzüntüyle izlemektedir ve yaşamaktadır.
Buı nasıl bir ekonomi anlayışı gerçekten bilemez olduk. TCMB Faiz Oranları ile bu kadar oynamak neden icap ediyor? Daha doğrusu akıl almaz oranlarda düşürülürken, hem de yapmayın etmeyin bu kadar düşürülmez, bu düşürme döviz değerlerini düşürmeye neden olmaz diye ısrarla karşı çıkarken ve yine de düşürülürken şimdi de kısa zamanda akıl almaz oranlarda yükseltiliyor.
Bu çok tuhaf işler neden yapılıyor? Ülkemizde ekonomi yönetimi nasıl işliyor? Ekonomi kararlarını kimler alıyor, gerçekten ekonomiyi yöneten birileri var mı?
Bu arada, faiz yükselmesi döviz değerlerini neden durduramıyor sorusu ortada kalıyor. Bakın, döviz kurlarını belirleyen tek başına faiz oranları değildir. Müthiş derecede dövize ihtiyacınız olursa ve döviziniz de yoksa, döviz kurlarının yükselişini kim durdurabilir?
Bu yüzden diyorum ki, ekonomide tuhaf işler oluyor. Yani, sanki ekonomi bilmeyen ve hatta ekonomi ile ilgilenmeyen insanlar ekonomi yönetimi ile görevliler gibi.
Bu tuhaf işler olurken bir de en tuhaf işler oluyor.
Emeklilere temmuz ayında verilen sıfır zam hâlâ devam etmekte, emekliler bırakın enflasyon altında ezilmeyi gerçekten açlığa mahkûm edilmiş bulunmaktadırlar. Akıl alır gibi değil. Nasıl yapılabildiğini gerçekten anlamak mümkün değil. 7500 TL ile nasıl yaşanabilir, nasıl yaşatılabilir, nasıl normal görülebilir, nasıl bekletilebilir, nasıl kabul edilebilir sorularının gerçekten cevabı ve izahı yok.
Bir kısmını saydığım ekonomideki tuhaf işlerin en tuhafı emekli maaşlarına yapılmayan zamlardır. Zamlar denetimsizlik nedeniyle artık tamamen çığırından çıkmış, her ürüne neredeyse her gün zam gelmekte, isteyen istediği fiyatlarla ürün satmakta, ama emekliye zam sıfır olmakta. Bu durum çok ama çok tuhaf değil mi?
İlkokula giden çocuğa günlük 50 TL’nin yetmediği bir Yaşanan Enflasyon ortamında 7500 TL emekli maaşı vermek demek kim nasıl anlarsa anlasın ve yaşasın demektir. Bu durum da çok tuhaf gelmektedir.