İnsan için de , toplum için de büyük önemi taşır eğitim. Çünkü , bilgisizliği – cehaleti yenmenin tek yolu ve çaresi eğitimdir. Eğitim ; kapsamlıdır , dinamiktir , süreklidir , yaşam boyu sürer. Bu sayede yetenekler geliştirilir , bilgili - becerikli – düzgün – yararlı- manevi olgunluğu hedefleyen ve gerçek peşinde koşan insanlar yetiştirilir. Bu da , toplumu kalkındıran önemli bir faktör.
Öğretim başkadır , eğitim başka. Okullarımızda , verilen eğitim değil , öğretimdir. Çünkü sadece bilgi verilir. Eğitim ise, öğretilenlerin pratiğe dönüşmesi , uygulanmasıdır.
Hz. Muhammet okumaya ve öğretmeye çok önem verirmiş. Bedir savasında esir aldığı kişilere, 10 Müslüman’a okuma – yazma öğretmeleri koşulu ile özgürlük tanımış.
Küçük yaşlardan itibaren çocuklarımıza okuma alışkanlığı ve araştırma zevki kazandırmalı. Bu konuda , okul ve ailenin işbirliği çok yararlı olur.
Öğretmenlik ; sevgi , bilgi . iyi ahlak isteyen kutsal ve saygın bir meslek. M. Akif Ersoy , şunları söylemiş öğretmenler için ‘’ Öğretmenler , inançlı , edepli , liyakatlı, vicdanlı olmalı. Bu nitelikler , bir arada olmazsa olmaz. İyi öğretmen sadece bilgi vermez. Ahlakı ile , davranışlarıyla örnek olur , yönlendirir. Yetenekleri keşfeder , düşünce genişliği kazandırır , araştırma zevki aşılar, öğrencilere sorumluluk ve güven kazandırır. Ulusça ihtiyacımız olan böyle özgür , farklı düşünen , araştırıcı , sorgulayan yaratıcı kafalardır. ‘’
İşe ve konuya göre eğitim süreleri ve metotları farklılık gösterir. Radyo , internet , müze , sergi , kitaplar , dergiler , eğitimde yardımcı ve de yararlı.
Anayasamızın 42. Maddesinde ; herkesin eğitim- öğretim hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Peki bu hak kullanılabiliyor mu? Eğitimde fırsat eşitliği var mı? Maalesef yok.
Üniversitelerimizin çoğunluğu, liselerimizin devamı olan yüksekokullar. Bilgi üreten , değerli araştırmalar yapan , uluslararası düzeydeki üniversitelerimizin sayısı ne yazık ki çok az.
Eğitimde , seçilecek dalların öğrencilerin yeteneğine uygun düşmesi önemli. Bir kişinin sevmediği ve de beceremediği bir dalda, başarılı olması mümkün değil.
Okumayı seven , okuma alışkanlığı olan bir ulus değiliz. Üstelik , kitap düşmanlarından da az çekmemişiz. Bağdat’ı yakıp yıkan Hülagü Han, kütüphanedeki bütün kitapları Dicle nehrine attırmış. Aksak Timur ‘da , Bursa’daki devlet arşivini tarumar etmiş.
İspanya da 15. Yüzyıl sonunda imparator , Şarlken, Emevilere ait kütüphanedeki bütün kitapları yaktırmış.
Kitapların ve de eğitimin değerini bilelim ve ülke kalkınması için eğitime her türlü katkıyı ulusça verelim.