İlk ve orta dereceli okulların 2023-2024 Eğitim ve Öğretim yılına 11 Eylül 2023 tarihi itibariyle başlayacaklarını öğrenmiş bulunmaktayız. Eğitimci olmadığımdan, ilk ve orta dereceli okulların eğitim ve öğretiminin “nitelik” sorunlarına değinmeyeceğim. İlk ve orta düzeydeki eğitimin içinde bulunduğu durumun tartışmasını, bu konudaki uzmanlara bırakıyorum. Ben sadece düşünen, sorgulayan, araştıran, bilgiye ulaşan, ulaştığı bilgiyi teknolojiye, icat ve buluşa dönüştüren bir “nesile” ülkemizin çok acil ihtiyacının olduğunu yetkililere hatırlatmak istiyorum. Yine, üzülerek ifade ediyorum ki böyle bir “ altın kuşak” oluşturamaz isek, ülkemiz için “gerçek beka” sorunu ne yazık ki başlayacaktır.
Yaklaşık olarak Okul öncesi eğitimde 1.885.000, İlk Öğretimde 5.433.000, Orta Öğretimde 11.836.000 öğrenci eğitim görmektedir. Okul öncesi eğitim ile birlikte 19.154.000 gencimiz, geleceğimizi şekillendirmek üzere “eğitim ordusuna” katılmıştır. Ulaşılan rakam, Avrupa ülkelerinin çoğunun (bir kaçı hariç) toplam nüfusundan fazladır. Muazzam bir “potansiyel” güce sahip olduğumuz açıktır. Potansiyel gücün “aktif güce” dönüşmesi, “eğitim kalitesinin” Avrupa Birliği normlarına kavuşturulması halinde mümkün olacaktır. Aksi halde, önceki nesiller gibi mesleksiz, işsiz, fakir ve “yarı cahil” bir topluluk bizleri beklemektedir.
Bu günkü yazımın konusunu oluşturan eğitim masraflarına gelince… Böyle bir potansiyel gücün anne ve babaları, bu günlerde akıl ve vicdanları zorlayan eğitim masrafları nedeniyle ciddi sıkıntı içerisindedir. Ülkemiz ekonomisinin içeresinde bulunduğu durum, eğitim ve öğretim giderlerinin aşırı yükselmesine neden olmuştur. Okullarının servis ücretleri, kırtasiye masrafları, kıyafet ve beslenme giderleri, orta ve dar gelirli kesimleri maddi açıdan oldukça zorlamaktadır.
Bu günlerde devletimize düşen en acil görev, okul çağında çocukları olan orta ve dar gelirli kesime yardımcı olmaktır. Devlet veya belediyelerin, yine bazı sivil toplum örgütlerinin, değinilen kesime yardım ettiği bir gerçektir. Ancak, bu yardımlar yeterli değildir. Yakın çevremizdeki ailelerin bu konudaki serzenişleri bunun en büyük ispatıdır. Eylül ayında, eğitim çağında çocukları olan orta ve dar gelirli ailelere, devlet tarafından “eğitim desteği” adı altında, ihtiyaca yetecek miktarda bir ödeme yapılması “acil gereksinim” haline gelmiştir