Efsane mi, yoksa gerçek mi(2)

Bundan önceki yazımızda; Milattan Önce 5.ci Yüzyılda yaşanmış bir hikayeden söz ederek ‘ kocakarı’ ilacının  günümüze kadar gelmesinin hikayesinden söz etmiş ve demiştik ki;

“Kızını yılan sokan kral kızının başında Knidoslular da tapınaklarda dualar ediyordu.

O anda haber getirdiler;

“Kralım dışarıda bir balıkçı var, kızınızı kurtarabileceğini söylüyor”

“Hemen içeri alın, buraya getirin”

Simi’den gelen bir balıkçıydı.

Kralın yaşlarında, uzun boylu, iri omuzlu, yanık tenli, yeşil gözlü biriydi.

Hemen boynundaki meşin keseden tahta bir kutu çıkardı.”

İçindeki merhemi genç kızın tüm bedenine sürdü.

“Üzülmeyin kralım, kızınız ölmeyecek. Şişlikleri yarın inecek; ertesi gün de ayağa kalkacak” dedi.

Simili balıkça bu merhemi, kendisi gibi balıkçı olan dedesinden öğrenmişti.

Yörenin ‘Endemik Otları’ ile yosun karışımı bir merhemdi.

Çok zehirli balıkların soktuğu insanlarda kullanmışlar ve onları kurtarmışlardı.

Bir keresinde Simi koylarında denize giren bir soyluyu, kuyruğunda iğne gibi bir kemik olan çok zehirli bir balık sokmuştu.

O balık, bu denizlerin en zehirlisiydi.

Bu merhem onu bile kurtarmıştı.

Ertesi gün balıkçının dediği oldu.

Genç kızın şişikleri indi, ateşi düştü.

Artık o narin bedeni titremiyordu.

Bir sonraki gün ise, tamamen iyileşti ayağa kalktı.

Kızıyla birlikte Knidos Kralı da hayata dönmüştü.

Hemen talimat verdi ”Balıkçıyı bulun, ailesiyle birlikte saraya getirin. Artık burada kalacak.

Bulup getirdiler.

Kral Simili, balıkçıyı saray hekimleriyle tanıştırdı.

Ve ikinci emrini verdi;

“Bu topraklardaki, dağları, taşları, ormanları tarayın..Tüm çiçekleri, otları, bitkileri araştırın…Denizlerdeki yosunları inceleyin. Onlardan ilaçlar yapın.

İnsanları hastalıklardan kurtarın..Krallığım bu konuda size her türlü desteği verecek. 

Derler ki, Tıbbın babası ‘Hipokrat’  bu adımlardan yola çıktı.

Derler ki; tarihin ilk bilimsel, farmokoloji  merkezinin Anadolu’da kurulmasının nedeni bu Simili Balıkçı.

Ve hatta derler ki;  yüzlerce yıl koca Karia İmparatorluğunun topraklarıydı, bu şifa dolu topraklar.

Karialılar, şifalı otlardan yüzlerce ilaç yapıp, binlerce hasta iyileştirdi.

İşte bu yüzden ‘Koca Karia İlacı” sözü yıllardır Anadolu’da “Koca Karı İlacı” diye kullanılmakta.