EDEN BULUR!

Adres:
Adana Kızılay Caddesi..
Kavurucu sıcağın altında bir anne küçük çocuğuyla yürümektedir..
Eski PTT binasının yakınına düşen köşede lahmacuncuyu görür çocuk..
Döner annesine;
"Acıktım" der..
Ter içinde kalan, bir an önce evinde olmak için çabalayan annedeki terleme daha da artar.. Çünkü oğlunun istediği lahmacunu alacak parası yoktur.. Sıkıntılıdır, ne yapacağını bilemez durumdadır..
Cüzdanında ki parayı sayar, "gözyaşlarını içine akıtarak" oğluna bakar, mahcup bir edayla lahmacuncuyu yaklaşır.. Orada bulunanların, özellikle de oğlunun duymayacağı şekilde fısıldar;
"Bir lahmacun verir misin."
Lahmacuncu kadına bakar, Allah'tan korkmadan, kuldan utanmadan bir anneye "çocuğunun yanında" şunu söyler;
"Bu tezgahta hiç kimseye bir lahmacun verilmez."
Bu "hayasız cevap" her mânâda yıkık olan anneyi daha da yıkmış, içindeki yarayı derinden kanatmıştır..
Oğlunun elini sıkıca kavrar anne.. Yürürler ve kaybolup giderler!..
"Yeri zamanı" diyerek, bu vicdansızlığı yapacak kadar gaddarlaşan zata sormak isterim;
-Hani sen fakirliğin, yokluğun, yoksulluğun ne demek olduğunu bilirdin?
-Oğlu için senden bir lahmacun isteyen anneye on lahmacun versen ne olurdu, ne kaybederdin be adam(!)
-O anneyi oğluna karşı mahcup etmekle ne kazandın be adam(!)
-Sende "vicdanın kırıntısı" olsaydı bu rezil davranışı yapmazdın be adam(!)
-Anladım mı be adam(!)
****
Zabıtalar geldiler ve o tablayı "yerle yeksan" ettiler..
Hepsini yürekten kutluyor, "helal olsun" diyor, avuçlarım kızarana dek alkışlıyorum.