Dünyayı Değiştiren Devrim-1

 

Fransa 1789…

 

Binlerce insan…

 

Çoğunluğu yoksul halk ve aydınlıkçı gençlerden oluşan, mideleri aç ama zihinleri tok insanlar. Bugün attıkları adımın tüm insanlığı değiştireceğinden habersizler. ‘Ekmek ve Özgürlük’ bağrışları her yerde…

 

Giyotin; İhtilalil sembolü… Birkaç yıl içinde on binlerce kelleyi gövdesinden ayıracak!

 

Jakobenler; İsyanın önemli isimleri. Bugünkü solculuk ve sağcılığı onlar doğuracak.

 

Montesquieu, Wolter, Ruso: Bu hikâyede hepsine yer var.. Çünkü bu çıplak ayakların devriminin, Fransız İhtilali’nin hikâyesi…

 

1700’lü yılların sonlarına gelindiğinde, Fransa iyi durumda değildi. Amerika’daki koloniler, yapılan savaşlar sonucunda İngilizlere kaptırılmıştı. Dış borçlanma ekonomiyi gün geçtikçe daha da kötü bir yola sokuyordu. Sık sık gelen yeni vergiler, köylülerin şehirlere göç etmesine neden olmuş, fakat şehirlerde onları daha iyi bir hayat karşılamamıştı. Ayrıca, yaklaşık 100 yıldır devam eden bilimsel aydınlanma, halkın özgürlük ve eşitlik arayışını da tetiklemişti. Kral XVI. Louis, Tanrı’dan geldiğine inanılan bir otoriteye sahip, ancak zayıf karakterli bir obur. Kolay etkilenebilir yapısı, onun bu karmaşık durumları analiz etmesine engel oluyor. Çevresinde sadece soylu derebeyleri ve onların aileleri var. Neredeyse her gün soylularla birlikte eğlenceler düzenliyor. Versay Sarayı’ndaki bu eğlencelerde, o yıllarda Fransız halkının asla göremeyeceği yiyecekler müsrifçe tüketiliyordu. Fransa sokaklarında binlerce insan, bu partilerin artıklarıyla karınları doyurabilecek kadar fakir. Avrupa’da gelişen ekonomi, bir süredir Fransa’da burjuva sınıfını doğurmuştu. Fakat ne burjuva sınıfının, ne de köylülerin hiçbir söz hakkı ya da yönetim üzerinde yasal etkileri yoktu. Halkın yüzde 98’ni oluşturan köylüler, şehirli, sıradan halk ve burjuva hiçbir hakları olmamasına rağmen tek vergi veren kesimdi. Yeni vergiler de eklenmek istenince, yoğun baskı üzerine Kral XVI. Louis, etajenero adı verilen ve 175 yıldır toplanmamış olan, içinde halkın temsilcilerinin de bulunduğu parlamentoyu toplar.

 

***

Solculuk-sağcılık terimleri o zamanlarda başlamış

Bu parlamentoda devrimden yana olan Jakobenler grubu kralın sol tarafına, eski düzenin devamından yana olan din adamları ve soylular, kralın sağ tarafına otururlar. Solculuk ve sağcılık terimleri işte tam da bu oturuş düzeniyle doğmuştur. Kral bu toplantıda Fransa halkının yüzde 98’i yerine yüzde 2’lik kesimini kayırınca, artık iş çığırından çıkmaya başlar. Üstüne üstlük kral halktan korktuğu için 20 Haziran 1789’da meclisin kapılarını kapatır. Kralla yurttaşlar arasındaki son uzlaşma şansı da böylelikle kaçmış olur. Meclise geldiklerinde kapıların kapalı olduğunu gören temsilciler, susturulmaya çalışıldıklarını anlar ve hemen bitişikteki tenis kortunda toplanarak yeni bir anayasa çıkartılana kadar her gün toplanmaya devam edecekleri üzerine ant içerler. Burada bir İnsan Hakları Bildirgesi yayınlanır.

Bildirgenin ilk paragrafında şunlar yazmaktadır; “Ulusal Meclis altında toplanan Fransız halkının temsilcileri olarak inanıyoruz ki; Toplumsal felaketlerin ve hükümetlerin yozlaşmasının yegâne nedeni: İnsan haklarının bilinmemesi, ihmal edilmesi ya da hor görülmesidir.”   (Devam Edecek…)