ÇOÇUKLARI İÇİN “DÜNYANIN EN ÇİRKİN KADINI!” OLDU
Mary Ann Webster’ın hastalığı onu günden güne kahrederken, eşi Bay Bevan ise ondan desteğini hiç esirgemedi. Her zaman karısına destek oldu. Ancak hayatın her ikisi için de başka planları vardı. 11 yıllık mutlu bir evliliğin ardından Thomas Bevan hayata veda etti. Marry ise 4 çocuğuyla kaldı, hiç parası yoktu ve çocuklarına bakmak zorundaydı.
Mary kocasının ölümünden sonra çocuklarına bakabilmek için yapabileceğini düşündüğü her işi kabul etmeye hazırdı. Birçok yere başvuru yaptı, ancak görünüşü nedeniyle kendisine iyi bir iş teklif edilmedi. Sokaklardaki insanlar ona hakaret edip dalga geçiyorlardı. Yani her iş günü bir meydan okumaydı. İşler iyice kötüleşirken, Mary bir yarışmanın yapılacağını duydu: “Dünyanın En Çirkin Kadın Yarışması”
***
Yarışmanın ödülü oldukça yüksek bir miktardı. 4 çocuğuyla fakirlikle ve işsizlikle mücadele eden Mary, yarışmaya katılma kararı verdi ve kazandı da. Ancak hayatı asıl bu noktadan sonra zorlaştı. Çünkü bu yarışmaya basının ilgisi oldukça yoğundu. Gazetelerde, Mary Ann Webster hakkında hoş olmayan makaleler yazılmaya başladı. Ancak Mary, tüm bunlara göğüs gerdi ve durumunu gelire dönüştürdü.
SİRKLERDE ÇALIŞMAYA BAŞLADI
1920’de ABD’de çalışmaya ve Coney Island’ın Dreamland şovunda yer almaya davet edildi. Çirkinliğini ve erkeksi yönünü vurgulayan belirli kıyafetler giyerek görünüşünü sergilemek zorunda kaldığı bu performanslarda yer aldı. Bu şovlarda sıra dışı özelliklere sahip başka insanlar da vardı; sakallı bir kadın, cüceler, devler ve Siyam ikizleri – hepsi insanları güldürmek veya alışılmadık bir şey görmüş gibi hissettirmek zorunda kalan ve “ucube” olarak anılan kişilerdi. Seyirciler bu şovları oldukça seviyorlardı. Mary ise sirk kültürünün en popüler aktrislerden biriydi. Onun için alay konusu olmanın ne kadar zor olduğunu ancak tahmin edebiliriz. Nitekim çocuklarının iyiliği için tüm zorluklarının üstesinden geldi.
Mary Ann Webster, çocukları için her şeyi yaptı
Mary Ann Webster, hayatının geri kalanının çoğunu bir sirkte geçirdi. Ne yazık ki, akromegali hastası olan çoğu insan çok uzun yaşamıyor. Mary, 1933’te 59 yaşındayken hayata veda etti. Ölmeden önce çocuklarından onu İngiltere’de gömmelerini istedi.
Mary’in elbette başka seçeneğini olmadığını ve sirkte çalışmak zorunda kaldığını söyleyebiliriz. Ancak bu şansı kullanmaktan çekinmedi ve hastalığını bir gelir kaynağı haline getirdi.
Bu etkileyici ve bir o kadar da hüzünlü hayat hikâyesi bizlere bir kez daha neyi anımsatıyor; Sevgi dolu bir annenin zorlu mücadelesini ve annelerin yeri gelince nelere göğüs gerebileceğini…