Belgesel izlemek insanın genel kültürünü, eğitimini ve bilgi düzeyini arttırır. Ayrıca; belgeseller, insanın dünya üzerindeki canlı varlıkları daha çok tanımasına, yaşamlarını nasıl sürdürdüklerine, doğup büyümelerine ve ölüm anına kadar öğrenmek, bilgi ve kültür seviyesinin artmasına olanak verir. Evrenin yaratılışındaki ihtişamı görürüz. İzlediğiniz belgeselin içeriğine göre bizlere neler kazandıracağı değişir. Ancak şu bir gerçek ki; insan her izlediği belgeselde yeni bir şeyler öğrenir ve bilgi kazanır. O yüzden insanlar daha sık belgesel izlemeli. Bilginin zararı olmaz…
Belgeseller, sadece hayvanlar üzerine çekilmiş filmler değildir elbet. Bunun yanında tarih, evren, doğa, ülkeler, şehirler ve insanları ele alan muhteşem belgesellerin de olduğunu unutmayalım.
Belgesel izlemenin faydalarından bu kadar bahsetmişken, geçtiğimiz hafta sonu izlediğim bir belgeselden bahsetmeden olmaz diye düşündüm.
Belgeselin konusu; Buzullar… Aslında tüm dünyayı yakından ilgilendiren ve yaklaşan tehlikeyi gözler önüne seren bu sürükleyici belgesele bir göz atalım isterseniz.
***
Belgeselin konusu; Buzullar tam olarak erirse, dünyada neler olur?
İnsanlık, çok değil sadece birkaç bin yıldır dünya üzerinde egemen güç konumunda. Fakat dünyada artık öyle bir istilacı konumuna geldik ki, gezegeni bile değiştirmeye başladık. Dünya, 2,5 milyon yıl önce Buz Devri’yle buzullarla tanıştı. 2 milyon yıldan fazla süren bu beyaz uyku, 10 bin yıl önce sona erdi. Devir artık insanların devriydi.. Buzullar, yüksek zirvelere ve dünyanın kutuplarına çekildi. Lakin insanlar, orada bile buzullara rahat vermeyecekti. Tıpkı neslini tükettiği binlerce canlı gibi!
18. yüzyılda başlayan sanayi devrimi ve makineleşme, şüphesiz ki insanlık için büyük bir adımdı. Bu sanayileşme sürecinde kullanılan sera gazları, petrol, kömür gibi enerji kaynaklarının tüketiminden bol miktarda karbon monoksit ortaya çıkmaktaydı ve elbette bunlar atmosfere zarar veriyordu. Verilen bu zarar ise kısaca bizlere sıcaklık artışı olarak geri dönüyordu. Sanayileşmenin ilk yıllarında insanlık buna pek aldırış etmedi. Nitekim artarak devam eden bu sanayileşme sürecinde, 200 yıl sonra geldiğimiz noktada artık dünyayı geri dönülemez şekilde etkilemeye başladık. Haberlerde her yaz gördüğümüz üzere, bu yaz dünyanın en sıcak yazı olarak lanse edilmekte, çeşitli yerlerde sürekli sıcaklık rekorları kırılmakta.
Peki, bu süreç böyle devam eder ve buzulların tamamı erirse dünyamızı nasıl bir felaket senaryosu bekliyor?
Şu an var olan buzullar tahminen dünyanın tatlı su rezervlerinin yüzde 69’unu oluşturuyor. Ancak her ne kadar bunlar tatlı su kaynağı olsa da, buzullar eridikten sonra deniz suyuna karışacağı için, insanlığın büyük ölçüde eriyen buzullardan tatlı su olarak yararlanabileceği düşünülmüyor. Kimi uzmanlar tüm buzulların 5 bin yıl içinde eriyeceğini söylerken, kimileri de 40-50 yıl içerisinde küresel ısınmanın etkisiyle buzulların kaybolabileceğini düşünüyor. Fakat yaygın düşüncenin aksine buzullar eridikten sonra, tüm dünya sular altında kalmayacak. Ancak hangi kara parçalarının sular altında kalacağına hakkında bazı araştırmalar var. National Geographic’in araştırmalarına göre, 2 bin 100 yılında dünya haritasında gözle görünür değişmeler yaşanacak. Suların 70 metreye kadar yükseleceği, kıyıların tekrardan şekilleneceği, hatta bazı şehirlerin tamamen sular altında kalacağı söyleniyor. Araştırmanın Türkiye ayağına bakacak olursak, Marmara Bölgesi’nde Tekirdağ, İstanbul ve Bursa’nın büyük bir kısmı sular altına gömülecek. İzmit de sular tarafından yutulurken, Karadeniz sahil şeridi boyunca Sinop, Samsun ve Trabzon illeri içeriye doğru daralacak. Ege Bölgesi’ndeyse İzmir ve adaların tamamı yok olacak.
Aslında böyle bir senaryo da dünyanın pek çok yerindeki şehir aynı kaderi yaşayacak. Ancak tüm bu şehirlerin yanında üç ülkenin tamamen dünya haritasından silinmesi bekleniyor. Bu ülkeler; Belçika, Danimarka ve Hollanda.. Bugün bile deniz seviyesinin altında olan Hollanda, yaklaşmakta olan bu felaketi ciddiye almış olacak ki, şimdiden ülkesinin kıyı kesimlerine kilometrelerce uzunlukta devasa setler inşa etmeye başlamış durumda. (Devam Edecek…)