Döviz Kurlarında Birden Fazla Fiyatlama

Son birkaç aydır döviz kurlarında kafaları karıştıracak düzeyde fiyatlama farklılıklarının meydana geldiği görülmektedir. T.C. Merkez Bankası, bankalar, döviz büroları ve kapalı çarşı kurları arasında bazen % 6’yı bulan farkların oluşması, yine, döviz alış-satış rakamlarındaki makasın 1 tl.nı aşması kafaları karıştırmakta, acaba kurlarda seçimlerden sonra büyük bir sıçrama olacak mı diye akıllarda soru işareti bırakmaktadır.

Kurlarda bu yaşanılanların, serbest piyasa koşullarının hakim olduğu söylenen bir ekonomide olmasının, başlı başına tuhaf bir durum arz ettiği ortadadır. Liberal ekonomide serbest piyasa şartlarında bu farkların oluşması olası değildir. Döviz piyasasına birilerinin müdahale ettiği açıktır. Bu müdahaleyi yapanın devlet olduğu aşikardır. 2021 yılından günümüze değin, Kur Korumalı Mevduat uygulaması, T.C. Merkez Bankası döviz rezervlerinin kullanılması, net hata ve noksan adı altında ülkeye “serbestçe” döviz girişine izin verilmesi sureyle, kurların olması gereken düzeyin çok altında tutulduğu gözlenmektedir.

Bu şekildeki uygulamanın dış ticaret açığını, dolayısıyla dövize olan talebi artırdığı, bir süre sonra kurlarda inanılmaz artışların meydana geldiği geçmiş deneyimlerle sabittir. Yukarıdaki paragrafta izah edilen döviz kurlarında oluşan büyük farkların, böyle bir artışın işareti olmaması en büyük dileğimdir. Zira, kurlarda yaşanan her atağın, enflasyonu fırlattığı, ekonomimizde dengeleri bozduğu, sıkıntıların ise bedelinin orta ve dar gelirli kesimlere ödetildiği hepimizin bildiği bir gerçektir.

Kurların yapay bir şekilde sonsuza kadar olması gereken seviyenin altında tutulması mümkün değildir. Bunun yerine, kurların ülke refahını destekleyen doğal seviyede olması için ülkemizin ithalata bağlı tüketim ekonomisi olmaktan biran önce çıkarılması, ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin “yerli ve milli” olarak Türkiye’de üretilmesi hayati derecede önemli hale gelmiştir. Bunun gerçekleşmesi, ülkemizde Avrupa Birliği normlarında hukuk ve demokrasinin varlığına, yerli ve yabancı yatırımların rakip ülkelerden daha fazla teşvik edilmesine, başta komşular olmak üzere uygar dünya ile iyi ilişkiler kurulmasına ve insanımızın gelişmiş ülkelerdeki eğitim seviyesine kavuşmasına bağlıdır.

Saygılarımla,