"DOĞU" DİYE BİLİNİR, "ADAM" DİYE OKUNUR

Karataş'ın en büyük değerlerinden biridir Doğu Kaymaz..

-Adamdır,

-Adam oğlu adamdır,

-Yalanı, dolanı yoktur,

-Dobra olmayı, dürüst yaşamayı, ihanet etmemeyi, dostunu satmamayı, sattırmamayı kendine İLKE edinen, kendinden başka herkesi düşünen, yardımına koşan, erdemin ne olduğunu iyi bilen, iyi kavrayan, kimseyi kıskanmayan, kırmayan, küsmeyen, küstürmeyen, gönüllere giren, gönül alan, cebindeki son kuruşu dostu ile paylaşan, kendi içine dönük yaşayan bir CAN'dır Doğu Kaymaz.

"Bitti" dedi, erken gitti.

Bazı insanlar vardır.. -Çok derin izler bırakır ya üzerinizde..

Derinden sarsar ya sizi..

-Yüreğinizde yangınlar oluşur ya hani..

-İçinize kurarsınız ya gözyaşlarınızı..

-Kuruyan çöle dönersiniz ya..

-Abondone olursunuz ya..

-Işığınız aniden söner, nevriniz döner ya..

-Umutlarınız, umutsuzluklara karışıp, karabasan gibi çöker ya omuzlarınıza..

-Beyninizin her yanı yanar ya..

-DOĞU'suz kalmak,

-Hatırını soramamak,

-Hasretle sarılamamak,

-Bir daha göremeyecek olmak;

"Onu candan seven Karataşlıların asla ve katta izah edemediği,  e-de-me-ye-ce-ği gerçektir.

.........

Toprağın bereketli, mekanın Cennet olsun.. Allahım seni Nur Denizi'nde uyutsun Doğu Kardeşim."

.................

GÜZEL KARATAŞ'IMIZ İÇİN

"BİR OLALIM, BİZ OLALIM"

Adana'nın incisidir Karataş..

Adanalıların kadim dostu, kardeşidir Karataşlı..

Çocukluk yıllarımıza doyumsuz tat veren, yokluk yolsuzluklar içindeyken bile çok büyük keyifle tozlu sokaklarında koşuşturup, top oynadığımız, denizinde çimdiğimiz şirin mi şirin, güzel mi güzel ilçemizdir Karataş..

Denizi, balığı, kumu, kumsalı, özellikle de sıcak insanlarıyla içimizi ısıtan bizleri BİR ve BİZ yapan değerimizdir Karataş.

...........

Kimler geldi, kimler göçtü?

Gidenler ve bir daha dönmeyecek olan değerlerimizi hatırlamaya çalıştım.. Hatırladıkça da;

"O güzelim yıllarda, o değerli insanları iyiki tanımışım" dedim iç geçirerek..

Mehmet Karataş'ı, Naci Balıkçı'yı, Cumali Ünal'ı,  Bakkal Selim'i, manav Murtaz'ı, kassap Zeki'yi, balıkçı Faik ustayı, Abdulrezzak'ı, Fevzi'yi, Salim'i, özlüyorum..

Cemal Ünal'ın otobüs garajını, Ali İdris'i, değneçi Zehir Kısmet'i, tatlıcı Ahmet'i, Seyfi'yi, Süleyman'ı, İsmail'i, Hamit'i, Rifat'ı, Raci'yi, manifaturacı Mahmut Horoz'u, foto Selahattin'i, mikail'i, berber Mustafa'yı, dinkçi Vahit'i, siyah - beyaz filmleri izlerken bizleri başka dünyalara götüren Mehmet Çiçek'in ahırdan bozma kışlık sinemasını özlüyorum..

Çamlık ormanını, masal anlatıcısı Kuzuli dedeyi, "Salya" denilerek, denize indirilen tekneleri, kalafatçı Nedim Ünver'i, mavi kum'u, magarsuz'u, Hilmi Ünal'ın gazinosunu, dondurmacı Mehmet'i, özlüyorum..

Cami tarlasını, dört direkliyi, fener'i, Mahmut Sudi'nin dalyanını, balık yumurtasını, Harbiş'i, Halk plajı'nı, gavur ve Türk adalarını, batık gemiyi, Atatürk ve Cumhuriyet okullarını, küçük Karataş, Bahçe, Bebeli, Adalı, Feriziye, Sırınsı, Yemişli, Çukurkamış, Çimeli, Yenice, Yüzbaşı, Gökçeli ve Yılmaz Güney ile anılan Yenice köylerini özlüyorum..

Mihriz'i, Zekeriya'yı, İhmemi'yi, Hasan dayı'yı, Mürşit emmiyi, şalgamcı Ahmet'i, davulcu Teyfik'i, çaycı İbrahim'i ve daha nice canlarımı özlüyorum.

..Ve işte bizler mutlaka, ama mutlaka o güzel insanların bıraktığı izleri takip ederek, doğru yolu ve doğruları bulmak zorundayız.

.........

Hep söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim;

"Karataşlılara Karataşlılardan başka dost yok.. Olmadı, olmayacak.. Bize IŞIK olan rehberlerimizi, yollarından yürüdüğümüz değerlerimizi unutmayarak, unutturmayarak Karataş'ımızı her zamankinden daha da çok sahiplenmeyi bilir, kendi göbeğimizi kendimizin keseceği gerçegini kavrar, beyinlerimizden çıkarmazsak..

İşte o zaman bizi hiç, ama hiçbir güç yıkmaz, yıkamaz..

Gelirler.. Sayfalar getirirler..

Denizimizde yıkanırlar ve gi-der-ler."