DIŞ POLİTİKA CİLVELERİ

Bir ülkenin dünya politikalarındaki yeri, şüphesiz ki çok önemlidir. Bu bakımdan oluşturulan dış politikalar, ülkenin komşularıyla ve dünya ülkeleri ile olan ilişkilerinin yönünü tayin eder. Atatürk zamanında belirlenen, ’’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’’ politikası yıllarca başarıyla uygulandı. Anadolu da bir tabir vardır: ‘’ Elin kıranı rahat durmuyor ki’’ diye.. Ne zaman Türkiye rahatlama yoluna girse, mutlak surette dış güçler bundan rahatsız oluyor ve Türkiye’yi karıştırmak, rahatını bozmak için harekete geçiyorlar. Ne huzurlu olmamızı, ne kalkınmamızı, ne de gelişmemizi ve güçlenmemizi istemiyorlar…

Son yıllarda ki gelişmelerde bunun somut örneği… ABD, Almanya, Fransa, Avusturya, Belçika gibi ülkeler başrolde… Sonra diyoruz ki bunca senedir dış siyasette niçin yuvarlanıp gidiyoruz? Bu günü yarını düşünen sadece ben değilim. Bütün toplum, gelişmeleri takip edip, irdelemekte. Günü yaşamaktan yorulduğumuzu düşünüyoruz. Yarın ne olacak? Bir hafta, bir ay sonra ne olacak? Öyle ki,altı ay sonra ne olacağını, bu günden düşünmek ve plân yapmak mümkün görünmemektedir. Güney sınırımıza yakın illerimizdeki yaşam, ülkesini seven her insan gibi beni de düşündürmektedir. Bu illerimizdeki insanların günlerini nasıl geçirdiklerini düşünürüm:!Hayatlarının bile bir pamuk ipliğine bağlı olduğu muhakkak. Ne zaman, nereden gelebilecek bir tehlikeye ne kadar hazırlıklılar diye düşünmeden edemiyorum. En fazla etkilenen illerimiz; Kilis, Hatay, Mardin illerinde insanların günlük hayatlarını nasıl idame ettirdiğini hiç düşündünüzmü? Bilhassa Kilis ve Hatay, sıkıntılı illerimizin başında geliyor.

Gözü dönmüş caniler, kanlı katiller, terör alçakları,resmi, sivil demeden, ‘Roket’ saldırısında bulunuyor. Mal ve can kaybına sebep oluyor. Bu Roketleri nereden temin ediyor bu çapulcular? Yukarı da değindiğim ülkelerden…

Zaman içinde hazırlanan Güney Doğu komşumuzdaki Türkiye’nin harekâtı içinde hedefimizi hepimiz biliyormuyuz? Siz sanıyor musunuz ki biz sadece terörle savaşıyoruz? Aksine, teröre destek veren ülkelerle de açık olmayan, örtülü bir savaşın içindeyiz. Okyanus ötesinden yapılan plânların içinde, sınır boyumuzda yaratılan terör örgütlerinin konuşlandırılması, bir başka konuyuda gündeme getirdiğini düşünmekteyim. Suriye ile sınırımız boyunca bir - iki kilometre genişliğinde mayınlı bir arazi olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bu arazinin yıllardır temizlenmesi için Amerika’nında aracı olarak İsrail’e verilmesi üzerinde uzun seneler görüşmeler yapıldığını halâ hatırlarız.

İsrail, bu mayınlı araziyi kullanma karşılığında mayınlardan temizleme taahhüdünde bulunduğunuda unutmamak gerekir. Hani İsrail’e vaat edilmiş topraklar konusu vardı ya, binlerce yıl önce.. İşte bu durum da, İsrail’in bu toprakları arar gibi bir telaşı var. Büyük Ağabeyi Amerika’nın arkasına sığınarak yürüyen bücürleri hatırlatır bana. Bücürlere bir fırsat verseniz, akıl almaz felaketlere kapı açmış olursunuz. 800 kilometre boyunca bir - iki kilometre genişliğinde bir arazi ile Türkiye’yi tehdit eden bir yeni coğrafya yaratmış olacaksınız.

Bu senaryo tutmadı. Bu nedenle Suriye’de bulunan yer altı kaynaklarına göz diken Amerika, önce yarattıkları terör örgütleri ile bu alanların hakimiyetini ele alıp, bunları daha sonra da vaat edilmiş topraklar adına, İsrail’e teslim etmesi için yapılan bir senaryo olmadığına, kimse beni ikna etmeye kalkmasın.

Amerika’nın göz diktiği petrol ve doğal gaz için, Irak’ta yaptıkları ortada. Bu senaryo için binlerce insan hiç yoluna öldü. İran için tasarlanan plânları bilmeyen kalmamıştır sanırım. İran’da sadece doğal gaz ve petrolün dışında uranyum ve altın madeni olduğunu bütün çevre ülkeler bilmektedir. Şimdi yıllardır toprak altında kalmış petrol ve doğal gaz kaynağı olan Suriye - Türkiye sınırına hakimiyet kurma çabasının nedenleri, dilerim doğru algılanır. Bu durumun doğru değerlendirilmesi, günün geçiştirilmeden doğru plânların yapılması çok önemlidir.

Yöre halkının beklentileri hususunun çok iyi algılanması gerekir, yoksa içinden çıkamayacağımız bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

Ülkemiz şu an, savaş durumunda… Her zamankinden daha çok birlik, beraberlik içinde olmaya, seksen milyon olarak kenetlenmeye ihtiyacımız var.

Her vatandaşın bu bilinçle hareket edip, bu bilinçle davranması lâzım.

SON SÖZ: ‘’ SAVAŞ, KİMİN HAKLI OLDUĞUNA DEĞİL, KİMİN GÜÇSÜZ OLDUĞUNA KARAR VERİR.’’