Diri Diri Gömülen Osmanlı Padişahı

Taht sevdası ve iktidar hırsı tarihin her safhasında kan ve vahşeti de beraberinde getirmiştir. Kardeşi kardeşe kırdıran bu hırs, kimi zaman akla hayale sığmayacak sonuçlar da doğurmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihte ilk kez toprak kaybetmesine neden olan 26 Ocak 1699 tarihli Karlofça Antlaşması, gerileme döneminin ilk adımıydı. Bu durum aynı zamanda hanedanlığın Avrupa'yı örnek almasına neden olacaktı.

Ancak gelişme adı altında gelen lüks düşkünlüğü ve sınıfsal ayrımcılık beraberinde kaosu getirdi. Bu kaostan beslenen Yeniçeri Patrona Halil, etrafına topladığı destekçileriyle bir isyan başlatacaktı.

Bu güçlü isyana direnemeyen dönemin padişahı III. Ahmed, görevinden feragat etti ve saltanatı yeğeni I. Mahmud'a devretti. 27 yıllık hapis hayatından sonra tahta geçen I. Mahmud, büyük şeyler yapmayı hedefliyordu.

***

Yıllarca kafeste tutulmasına rağmen zekâsı ve çalışkanlığından ödün vermeyen I. Mahmud, aldığı derslerin hakkını 35 yaşında padişahlığa geldiğinde verecekti. İlk başlarda isyancıların isteklerini gerçekleştirse de bu uzun sürmedi.

Planlarını yapan padişah, isyancıları sağ gösterirken soldan vurdu. 15 Kasım 1930'da huzuruna çağırdığı Patrona Halil, yalnızca iki yardımcısıyla Topkapı Sarayı'na geldiğinde öldürüldü.

Peşi sıra Patrona Halil'in yardımcılarını da halka linç ettiren I. Mahmud, İstanbul'u huzura kavuşturdu. Gerileme sürecini bir süreliğine de olsa yavaşlatan padişah, başta Sırbistan olmak üzere birçok ülkeyi geri aldı.

Başta askeri olmak üzere her alanda büyük başarılara imza atılan I. Mahmud dönemi 24 yıl sürdü. Son iki yılı varis belasıyla geçen padişah, yataklara düştüğünde en büyük darbeyi kardeşinden alacaktı.

Yürüyemeyecek durumunda olmasına rağmen ülkeyi kurtarmak için halkını selamlayan, doktoru tarafından yasaklanmasına rağmen ata binerek camiye giden padişah, Topkapı Sarayı’nın kapısında bayıldı ve bilinci kapandı.

Yapılan muayenede vefat ettiği söylenen I. Mahmud'un ardından alelacele tahta III. Osman geçirildi. Ancak eski padişahın kabrinin başında tek başına Kuran okuyan hafız, akşam saatlerinde boğuk sesler işitti.

Korkulu ve heyecanlı bir şekilde saraya dönen Hafız, uzun uğraşları sonucu Harem'in baş sorumlusu Kızlarağası'na ulaşabildi. I. Mahmud'un ölmediğini iddia eden adamın anlattıkları III. Osman'a haber edildi.

***

Taht hırsı insanlığının önüne geçen III. Osman, anlattıkları sonrası Hafız'ı ortadan kaldırttı. Komaya giren I. Mahmud'u ise mezarın içinde bir başına bıraktı.

Böylelikle Osmanlı tarihine iz bırakan padişahlardan I. Mahmud, canlı canlı ölüme terk edilmiş oldu. Kimi tarihçiler bunun bir şehir efsanesi olduğunu söylese de, bazı kaynaklar halen doğru olduğunu belirtiyor.