Şurası bilinen bir gerçek ki; Ülkeler arasında, ebedi dostluk yoktur, ebedi düşmanlıkta yoktur.
Sadece ve sadece, karşılıklı menfaat ve çıkar ilişkisi vardır. Menfaatlerin çatıştığı noktada, dost bilinen devletler düşman, düşman bilinen devletlerde dost olabiliyor. Tarihte bunun örnekleri çok fazla. Bir başka deyişle; tarih, bu gibi örneklerle dolu.
Yakın tarihe bakalım; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 15 Kasım 1983 yılında bağımsızlığını ilan etti. Aradan 37 yıl geçti ama Türkiye dışında, hiçbir ülke, KKTC’yi tanımadı. Bir ara Pakistan tanıdı, ABD devreye girince, tanıma kararını önce askıya aldı, sonrada iptal etti.
Keza, Türki Cumhuriyetleri diye tanımladığımız kardeş Türk Cumhuriyetleri de, tanımadı. Tanıma girişiminde bulunmadı. Peki neden? Nedeni gayet basit. Bu yeryüzü coğrafyasında, kim ekonomik ve askeri güç ise, onun dediği oluyor da ondan. Oysa, biliniyor ki ne Türkiye, ne de Türki Cumhuriyetleri böyle bir ekonomik ve askeri güce sahip değil. Yani, uluslararası arenada böyle bir etkin güce sahip değil. Türkiye Cumhuriyeti ’de Türki Cumhuriyetleri de, Ya ABD’de ye, Ya da Rusya ile AB ülkelerine, ekonomiden ticarete kadar bağımlı. İşte son yılın en önemli gelişmesi; T.C.’nin Gaz ve Petrol arayışı. Mavi Vatan olayında bir tane destekleyenimiz olmadı. ABD’sinden AB ülkelerine kadar, hepsi karşımızda… Keza Libya olayı aynı… Irak, Suriye harekatımız öyle.. İşlerine geldiği yerde destek, işlerine gelmediği yerde, karşımızdalar. ABD, göz göre göre, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, bir Kürt Devleti kurulmasının alt yapısını oluşturdu. Askeri teçhizattan, eğitime kadar, her türlü desteği verdi. PYD,YPG ve PKK’ ya…Keza Rusya, Suriye’de askeri üsler elde etti. Şimdi bu noktada, emperyal ülkelere boyun eğmeden, Türkiye’ye, bilhassa 1974 Kıbrıs harekatında yardım eden Kaddafi’den bahsedeceğim.
Kaddafi’nin Ankara Kara Harp Okulu Mezunu olduğunu, Kıbrıs barış harekatında Amerika'ya kafa tutarak, Türkiye'ye yardım ettiğini, 1970`lerdeki petrol krizi sırasında, Türkiye`ye ucuz petrol veren tek lider olduğunu, Amerikan ambargosunu yararak, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne 25 tonluk roket ve 4 uçak dolusu askeri mühimmat hibe ettiğini, Türkiye'ye gönderilecek malzemelerin uçaklara yüklenmesinde, bizzat yardım ettiğini ve sırtında uçaklara malzeme taşıdığını, Amerika ve İngiltere'nin Libya'daki tüm askeri üslerini kapattığını, Kendi Uçaklarındaki Libya bayraklarını çıkararak, Türk Bayrağı takıp, Kıbrıs’ın güneyinde Rum şehir ve limanlarını bombalayarak Türk çıkarmasına yardım ettiğini biliyor musunuz?
Ve;
Libya'da evlerde kullanılan elektrik bedava, su ve doğalgaz zorunlu ihtiyaç kapsamında olduğu için bedava, Libya'da eğitim ve sağlık hizmetleri bedava. Libya devleti, tüm hastalara ilacı hiçbir ücret talep etmeden verildiğini,
Benzinin litresi 0.08 Avro, yani bir Libyalının bir litre benzine ödediği para Türk Lirası'yla yaklaşık 20 kuruş olduğunu,
Libya ulusal bankalarının faiz almadığını,
Libya vatandaşlarının hiçbir şekilde vergi ödemediğini,
Libya’nın , hem Afrika'da hem de tüm dünyada, en borçsuz ülke olduğunu,
Libya'da arabaların fabrika çıkış fiyatına satıldığı, nakliye bedellerini devletin karşıladığı,
Yurtdışında burslu okuyan öğrencilere Libya devletinin, iadesiz olarak aylık 1650 Avro burs verdiğini,
Libya'da tüm üniversite mezunlarının bir iş bulana kadar maaşa bağlandığını,
Libya'da evlenmek isteyen tüm çiftlere devletin , 150 metrekarelik daire verdiğini,
Libya'da istisnasız olarak her aile aylık, 300 Avro, yaklaşık 760 Türk Lirası yardım aldığını,
Petrol gelirlerinin yüzde 90'ı Libya halkına gittiğini, biliyor muydunuz?
Ne yazık ki bu Kaddafi’nin değeri bilinmedi. En büyük büyük ihaneti, nankörlüğü, yardım ettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden gördü. İşte uluslararası ilişkilere tipik bir örnek. Kimin kiminle dost olacağına, kimin kiminle dostluğunu devam ettireceğine, süper güçler karar veriyor…
SON SÖZ: ‘’ GÜÇLÜ TEKNOLOJİ, GÜÇLÜ EKONOMİ, GÜÇLÜ ORDU, ÜLKENİN TEMİNATIDIR.’