Deprem Sonrası Sosyal Mesafe

Ülke genelinde çok büyük bir felakete ve sonrasında büyük bir acıya tanıklık ettik içimiz yanıyor ve yanmaya devam ediyor. Kolayda unutabileceğimiz bir felaket olmayacak şüphesiz.

Ancak büyük bir kabusu yaşamışken yaşarken de bir yandan yaralarımızı sarmaya başlamak gerekiyor.

Çünkü acı ama gerçek hayat devam ediyor hayata devam etme mücadelemizi sadece kendimiz için değil aynı zamanda kaybettiklerimizin geride kalan yakınları için de yapmalıyız, fikrindeyiz. Düşünün bir kere. Bir yakınınızın bir sevdiğinizin ya da hiç tanımadığımızın geride bıraktığı çocuğunun ya da birinci derecede yakının bu hayatın içinde bir dolu gereksinimlerini olduğunu ekonomik psikolojik sosyalleşme, sosyal yaşamın içinde var olma gereksinimleri bunları gidermekte sadece konuyla ilgili kurum kuruluşların çözmek ile ilgili yükümlü olduğu meseleler değil elbette. Tam da bu noktada sorumluluk ve vicdan duygularını hisseden her bireyin taşın altına elini koyması gereken bir durum olduğu düşüncesindeyim. Afette kaybettiğimiz insanlarımıza Allah’tan rahmet geride kalanlarımıza sağlık, sağlık derken sadece fiziksel değil en az onun kadar önem arz eden ruhsal sağlıkta dilememiz gereken bir dönemdeyiz. Benim içinde bana göre çocuklarımız için yetişkinlerimiz için sosyal alanları aktifleştirmemiz gerekiyor. Bir önce örneğin sinemaların, tiyatroların sosyal kültürel alanları bir an önce halkla entegre etmemiz acil bir durum olduğu kanaatindeyim.

Unutmamamız gerek ki hayatta hiçbir şey sonsuz değil. İnşallah bu yaşadığımız sıkıntılı günler de en kısa zamanda yerini güzel neşeli günlere dönecektir diyorum.

Bir daha tüm insanlığın bu ya da buna benzer felaketler yaşamamasını temenni ediyorum.