Denetim Yoksa Bedeli Ağır Oluyor

Ülkemizde yıllardır konuştuğumuz ama bir türlü kalıcı şekilde çözemediğimiz bir mesele var: denetim eksikliği. Gıdadan fiyat kontrolüne, hijyen koşullarından iş güvenliğine kadar birçok alanda denetimlerin kağıt üzerinde var olduğu, fakat sahada aynı ciddiyetle uygulanmadığı bir gerçek. Ne yazık ki bu eksiklik kimi zaman sadece ekonomik kayıplarla sınırlı kalmıyor; vatandaşın sağlığına, hatta canına mal oluyor.

Market raflarında son kullanma tarihi geçmiş ürünler… Hijyen koşullarını hiçe sayan işletmeler… Fahiş fiyatların kontrol edilmediği pazarlar… Eksik ve standart dışı ürünlerin satıldığı yerler… Her gün karşımıza çıkan ama kanıksadıkça tehlikesini unuttuğumuz bir tablo bu.

Oysa devletin en temel görevlerinden biri, vatandaşın yaşam kalitesini ve güvenliğini korumaktır. Bunun ilk adımı da etkin, düzenli ve caydırıcı denetimlerdir. Denetim olduğunda işletmeler daha dikkatli olur, kurallar ciddiye alınır, tüketici de kendini güvende hisseder. Fakat denetim gevşediği anda tablo değişiyor; fırsatçılar ortaya çıkıyor, standartlar düşüyor, vatandaşın sağlığı riske atılıyor.

Bugün gıda güvenliğinden fiyat istismarına kadar birçok alanda yaşadığımız sorunların önemli bir kısmı, aslında “denetimsizlik” sorununun yansıması. Çünkü biliyoruz ki denetim yalnızca bir kontrol mekanizması değildir; aynı zamanda eğitici, düzenleyici ve caydırıcı bir güçtür.

Bu nedenle ülke çapında:

Gıda işletmelerinin daha sık ve şeffaf denetlenmesi, Fiyat artışlarının objektif kriterlerle takip edilmesi, Halk sağlığını ilgilendiren her alanda cezai yaptırımların artırılması, Vatandaşın şikâyet mekanizmalarına kolay ulaşmasının sağlanması, Kayıt dışı üretimin ve merdiven altı imalatın önüne geçilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Unutmayalım:

Denetimin olmadığı yerde düzen olmaz, düzenin olmadığı yerde ise en büyük bedeli her zaman vatandaş öder.

Kısa zaman önce bir aile yok oldu gitti ve bu olay hepimizin yüreğini yaktı. Böcek ailesinden bahsediyorum. Gezmek için ülkelerine gelen aile, bir daha yaşadıkları evlerine dönemediler. Önce gıda zehirlenmesi dendi. Sonra ilaçlama dendi. Ancak insanlar şuanda dışarıda yemek yemeye korkar hale geldiler.

Her akşam haberlerde tarihi geçmiş ürünlerin satıldığını görüyoruz. Sizler de üşenmeyin hepimizin gittiği şu 3 harfli marketlere bakın. Özellikle de peynir ve süt ürünlerine raflar tarihi geçmiş, küflü ürünlerle dolu. Uyardığınızda da siz suçlu oluyorsunuz. Şikayet ediyorsunuz ama adamlar meydan okurcasına küflü ürünlerini satmaya devam ediyor. Dikkat etmeyenler de maalesef bunları alıp tüketiyor.

Bugün bu konuyu konuşmak bile aslında gecikmiş bir uyarı niteliğinde. Çünkü artık “denetim yapılmalı” demek yetmiyor; denetimin herkesin hissedebileceği kadar görünür ve etkili olması gerekiyor. Aksi halde bir gün haberlerde izlediğimiz o acı olayların muhatabı hepimiz olabiliriz.

Vatandaşın sağlığı, güvenliği ve hakkı için denetim şart değil; zorunluluktur.

Ve bu zorunluluğun ertelenmeye tahammülü kalmamıştır.