DEJAVU DİYORLAR YA!

Dejavu neye denir? Bir yaşanmışlığı tekrar aynı biçimde yaşamak. Aşağı yukarı böyle tanımlanan dejavuyu ne için gündemime aldım biliyor musunuz? Bundan yaklaşık 10-11 yıl önce yaşadığımız Açılım-saçılım oyununu yeniden aynı biçimde yaşıyoruz da onun için. O zaman önce terörist başı ile görüşüldüğü iddia edildi, sonra görüşen şerefsiz diye cevap verildi ve sonra bir de baktık Oslo'da görüşmeler başladı denildi ve görüşülerek açılım-saçılım başladı. Neler oldu, neler...Âkil adamlar ülkeyi ikna gezileri yaptı, bizler bu adamları protesto ettik, falan. İmralı'ya gidip gelmeler, mektup getirmeler,  kamuoyuna okutmalar falan filan.

Neyse daha fazla uzatmayayım. Aynı olayları yaşamıyor muyuz? Buna dejavu demek doğru olmaz mı? Aynı yönetim var, aynı kişiler gidip terörist başı ile görüşüyor, benzer mektuplar ve benzer açıklamalar. Yalnız bu sefer bir fark var. İktidar ile daha önce açılıma karşı çıkan bir ortak var. İşte galiba konunun ana noktası da burası. Bu açılım-saçılım  konusu kişisel hesaplara sığacak bir konu değildir. Kim nerede, hangi bağlılık içerisinde olursa olsun, açılım konusuna olumlu yaklaşamaz, yaklaşmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Beka sorunu budur. Suriye'de 13 yıl direnen Beşar'ın 10 günde bir mermi sıkmadan teslim olmasının arkasından bizde açılım aceleciliği tesadüf mü etti? Suriyeliler ülkemizde varlıklarını sürdürürken, hiç gereği yokken bir de açılım yapmak bir takım çağrışımlar yapmıyor mu? İmralı'dan gelen mektup ve o mektup üzerine yapılan açıklamaların üzerinde hiç durmayacağım. Çünkü bir kurgunun olduğu çok belli. Bu aşamadan sonra belli ki, Anayasa değişikliği gelecek. İşte düğüm noktası da budur. Anayasa'nın ilk 4 maddesi, 66. Maddesi ve diğer Milli ve Üniter(Tekil) yapıyı bozacak maddeleri değiştirme girişimlerine karşı mutlaka uyanık olmalıyız. Tekrar ediyorum, bu mesele kişisel hesapların arkasında durulacak bir mesele değildir. Elbette insanların düşünceleri, bağlılıkları, duyguları vardır ve olacaktır. Ancak Büyük Başbuğ Atatürk'ün dediği gibi; "söz konusu olan Vatan ise, gerisi teferruatdır." Ülke konularında asıl olan böyle bakmaktır ve bakabilmektir. Ben insanımızın böyle bakmaya eğilimli olduğuna inanıyorum. Çünkü Türk Milleti, Devlet ve Hükümet arasındaki farkı bilir ve asıl olanın nihai noktada Devlet olduğunun daima farkındadır.

Sonuç olarak şunu belirtmeliyim: Anayasa bile değiştirilse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milli kimliği ve Tekil (Üniter) yapısı değişmeyecektir. Çünkü bu Devlet, kâğıt üzerinde kurulmadı, savaş meydanlarında kuruldu.