DEĞER Mİ ?

Tam da seçim arifesinde 19 adet şeker fabrikası, gözlerimizin içine baka baka, tüm çabalara, tüm tepkilere rağmen babalar gibi satıldı. Peki ama neden? Hangi haklı gerekçelerle satıldı?

Yıllar pancar ekicisinin, pancar çiftçisinin el emeği göz nuru ürünlerini verdiği bu fabrikalar, yok pahasına gitti… Resmi açıklamalara göre; beş yüz binden sazla aile, geçimini pancar ekiminden sağlıyor. Üstelik beslenme piramidinde en sağlıklı şeker, pancar şekeri olmasına rağmen…
Şimdi bu fabrikaların işçilerini işsizliğe, çiftçileri açlığa mahkûm ettiklerini bilmiyorlar mıydı. Hem de Türkiye’de işsizliğin arttığı şu dönemde…İşsizler ordusuna yeni üyeler katıldı. Bu durum bilinmesine rağmen yine de zarar ediyor bahanesiyle yıllardır çalışan fabrikalar satıldı. Bir başka husus; üniversiteler yasasını onaylayıp en köklü üniversitelerin bölünmesi hadisesidir. Bizim en eski üniversitemizin mazisi (biri hariç) ortalama 50-60 yıldır. Henüz kendi gelişimini tamamlayamamış, laboratuvar, ders araç gereç ve en önemlisi de donanımlı, bihakkın akademik kariyere sahip öğretim üyesinden yoksunken, bu bölünme niye?

Üniversiteyi bölmek mi daha iyi? Üniversitesinin eğitim kalitesini yükseltmek mi daha iyi?

Yerdem mantar biter gibi üniversite açtık ta ne oldu?

Hoca yok, ders kitabı yok, bina yok, gerekli teçhizat ve ekipmanlar yok, uygulama atölyeleri ile laboratuvar yok… Yok, yok, yok…

İsim vermeyim ama bölgemiz üniversitelerinden birinde HUKUK FAKÜLTESİ açıldı, yeterli ve gerekli öğretim üyesi bulunamadığından, hiçbir akademik değeri bulunmayan piyasa avukatları derse giriyor… Keza TIP FAKÜLTELERİ… Peki neden?
Rant ekonomisi böyle bir şeydi. Dolar (4,750)ve Euro aldı başını gitti ülkede ortalama % 20 devalüasyon oldu. Sebebi faiz lobisi dendi, adeta sağduyu ile alay edildi. Benzin 6.12 motorin 5.60 oldu . Vatandaş ne yapalım alıştık diye tevekkülle boyun eğiyor. Benzin istasyonları vergi dairelerinin yerini aldı adeta…
Vergi barışı, imar affı denildi, vergisini ödemeyeni, kaçak bina dikeni , boğazdaki yalısına büyütüp tadilat yapanlar affedildi. Peki, bu durumda vatandaş dan yasalara saygılı olmasını, kurallara uymasını beklemek boşuna değil mi? Vatandaş ben yaptım, oldu bitti, nasıl olsa seçim zamanı bana yine kolaylık sağlanır diye yasaları hiçe sayıyor. Olan dürüst vatandaşa, dürüst iş adamına oluyor…Gelişmiş hiçbir ülkede bunları göremezsiniz… Orada yasa ve kurallar ne ise o olur… Zamana, zemine göre yaz, boz tahtası yapılmaz…
Şimdiye kadar konuşulup yapılmayanlar yapılmaya başlandı. Emekliye bin lira ikramiye verelim dendi ( buna seçim rüşveti diyorlar)ama, kıyma olmuş 55 lira, elektriğe gaza suya zamlar gelmiş, verdiğinin hep fazlasını geri almış o ayrı. Açlık sınırı 1685 lira civarı, ama milletçe bunu da sineye çektik. Bu günlere çok şükür daha beter olmasın dedik.Milletçe kaderci yaklaşımı benimsedik. Çünkü bu millet hep çile çekmiş, hep kanaatkâr olmuş, uysal, devletine saygılı bir Millettir… Ezilsin, ezildiği kadar, kaderine razı olur. Devleti ne derse o olur…
Eğitim sistemi hallaç pamuğu gibi atıldı. Yeni eğitim yılında kayıtlar nasıl olacak belli değil. Eğitim göçleri başladı (iyi okulların civarına yerleşim) bunlar gene gözlerinizin içine baka baka yapıldı…
Üniversitelerde ders verecek profesör kalmadı, çocuklarımız üniversitede okuyor diye sevindiniz.
Hastanelerde ameliyat yapacak cerrah olmadığı için, başka hastanelere sevk edildiniz. Sağlık reformu yapılmıştı çünkü, sıra yoktu ama cerrah da yoktu, bunlar gözlerinizin içine baka baka yapıldı sadece seyrettiniz.
Daha dün Afrin’e oradanMenbiç’egidiyorduk, gençlerimiz bu uğurda şehit oldu. Afrin’densonrası yalan oldu. Artık Tel Rifat , Münbiç unutuldu. Bir daha ağızlara alınmaz oldu..Bu olanlar gözlerinizin içine baka baka oldu. Siz birden seçim derdine düşüp unutuverdiniz. Neden birden bire seçime gidiyoruz diye dahisormadınız.
2017'de Cumhuriyet rejimini başkanlık sistemi ile değiştirmenize karşın halâ Cumhuriyet ile yönetiliyormuş gibi, mış gibi yaparak 29 Ekimi 19 Mayısı 23 Nisanı kutladınız .Rahatsız olmadınız hiç.
Ülke halkının % 85'i bir şekilde borç batağına saplanmış, sanayici tesisini balkanlara taşımış, ülke gençleri kurtuluşu, yurt dışında arar olmuş. Akademik kadrolar ilk defa yurtdışı müracaatta rekor kırmış. Kısacası hergün farklı bir kesim ülkede umudunu kaybederken sen gözlerinin içine baka baka olan biteni inşallah olmaz diyerek savuşturup kendini rahatlatırken herşey şakır şakır gerçekleşmeye devam ediyor… Temenni etmek, umut etmek, dilekte bulunmak gibi avuntularımıza sarılmış gidiyoruz…
Görünen bu günler bile, bu gidişle aranacak hale gelecek kuşkusu belleğimizi zorluyor. Halâmış gibi yaşandığı için, halâ herşey, senin gözlerinin içine baka baka olduğu halde, sen bakar kör olduğun için, görmediğinden olan biteni kanıksadığından, evet ; bugünler bizim halâ güzel günlerimiz. Umarım bu güne kadar bir türlü düzene sokulamayan işler, seçimden sonra da sihirli değnekle yoluna sokulur. O zaman, gününüzü güzel yaşamaya çalışın. Elle gelen düğün bayram.. Dileğimiz; ülkemiz için, insanımız için en iyisi olsun.

SON SÖZ: ‘’ CENNETLİKSİN BABA DİYEN OĞULA BABA, UMAMIYORUM EVLAT DEMİŞ.’’