DAVOS’DA FAKİRLERE BAKIŞ AÇISI

Geçtiğimiz ay içinde,23-26 Ocak 2018 günlerinde, Davos Zirvesi,her yıl olduğu gibi Davos (İsviçre)’de gerçekleştirildi.Eskiden çok umursardık .Ancak Türkiye kamuoyuna pek yansıtılmadı.

Önce kısa bir bilgi tazeleme yapalım:”Davos Dünya Ekonomik Forumu ya da, Davos Zirvesi nedir?”diye.

Davos Zirvesi,1971 yılında başlıyor. KlausSchwab adlı kişi,yeteri derecede iyi çalışamayan Avrupalı şirketlere, Amerikan tekniklerini anlatma hedefi ile konferansı kurduğunu söylemişti…

Dünya Ekonomik Forumu,amacını “dünyanın durumunu iyileştirmek” olarak tanımlıyor. Acaba öyle mi? Eğitim Kitapları, İş Kitapları, Sosyoloji Kitapları ve Din Kitapları da, insan ve insanlar için çok güzel yazılar içeriyor, örnekler ve olaylar, hikayeler, olaylar anlatıyor ama, gerçekte çok daha başka şeylere tanık oluyoruz. Zirvelerde eğitim, gelir eşitsizliği,teknoloji ve bilimdeki gelişmeler, iklim değişikliği, kamu sağlığı gibi konular tartışılırmış. Bu yılkı konu ise kısaca;“fakirlerin haline üzülme” imiş.!“

Yoksa yukarıda tartışılan konular göz boyama ya da timsahın gözyaşları mı? Bunu algılamak için, ”Davos Dünya Ekonomik Forumu'na kimler katılıyor?”ona bakmak gerekir.

Davos Dünya Ekonomik Forumu'na; Devlet ve siyaset adamları, Bakanlar, Başbakanlar önemli Bankaların yöneticileri, Tröst ya da Kartel boyutuna ulaşmış dünyanın en büyük şirketlerinin patron ya da CEO’ları, Ünlü gazeteciler, ticaret birlikleri ve kurumların başkanları, güdülenmiş akademisyenler ve de Uluslararası Para Fonu ve Birleşmiş Milletler temsilcileri katılacak kurumlar arasında yer alır.

Aslında forumun üyesi ve finansörleri özel şirketlerdir. Seçkin politikacılar, bilim insanları, sivil toplum örgütleri, din adamları ve medya temsilcileri işin süsüdürler.

Kimi zamanlarda Davos başlatılırken Financial Times gibi kimi gazetelerde sureti haktan görünen yazarlara “uluslararası liberal düzen hasta…Liberal düzen dağılıyor çünkü, halkın gereksinimlerini tatmin edemiyor”bile dedirtirler. Bu da, algı yönetiminin bir başka versiyonudur.

Bu toplantılarda tartışılan,ancak özünde birleştikleri konu; “neo-liberal sistemi nasıl sürdürürüz, dünyadaki insanların beyinlerini nasıl yıkarız?” konularıdır.

Geliniz bu konuda,iki terimi ve düşünürü anımsatalım…

Birincisi; AntonioGramsci’nin; “Elit bir azınlığın toplumun geri kalan büyük bir çoğunluğuna hükmetmesi, çoğunluğun da hükmedilmeyi ve yönetilmeyi kabul etmesini içeren“HegemonyaKavramı”dır.

Gramcsi;

*Egemen sınıf çıkarlarını destekleyecek olan temel eğilimleri, inançları, ahlâk kurallarını ve topluma egemen olmasını istediği tüm değerler sistemini; aile, okullar, sendikalar ve STK’lar gibi toplumsal kuruluşlara etki ederek yayar…

*Bu araçlar sayesinde azınlık,çoğunluğu denetler. İnsanları, sisteme olan rızasını üretmek ve sağlamak için de, medya etkin bir şekilde kullanılır. Medyada haber değeri olacak olay ve olgular hep egemen sınıfın bakış açısı ile sunulur. Nedeni malûm; Güç ve Para dır. O gücü ve kazanılan ve de kazanılmaya devam edilen, para akıtan sistemi korumak için, daha doğrusu kendi çıkarları için bunu hep yaparlar…

*Liberal kapitalist üretim ilişkileri, doğal düzen kabul edilir. Kapitalist her türlü girişim ve uygulamaları sağduyu ve toplumun çıkarı olarak sunulur. Bireycilik yüceltilir.”der.

İkincisi ise Ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un dilimize kazandırdığı, “Mankurtlaşma“ sözcüğüdür. Mankurtlaşma; zihnin başkaları tarafından yeniden yapılandırılması yoluyla, kişinin kendi kimliğinden uzaklaştırılması ve yabancılaştırılması, böylece konuları egemen güçlerin bakış açısı ile değerlendirilmesi olarak tanımlanabilir.Bu iş,bireyler düzeyinde olduğu üzere toplumlar içinde geçerlidir.

Özetle Davos Zirveleri’nin özünde,neo-liberal politikaların değişmez ve kalıcı olması için “Hegemonya” ve “Mankurtlaşma” yöntemlerinin günümüz uyarlaması konuları üzerinde durulur. Eğer, sanayiden, tarıma, finanstan ticarete üretimden satışa tüm safhalarda, kitleler de bu algıyı oluşturamazlarsa, o kitleler bunlara inanmayabilir ve de başka alternatifler arayışına girebilirler. Bunu önlemek için, dünya için, dünya toplumu için, faydalı işler yapıyoruz, bizim önerilerimizi, bizim uygulamalarımızı, dikkate alın mesajı verirler.

Gelinen noktada, uzağa gitmeyelim.Bu yılkı Zirvede de,Irak ve Suriye’de,yakın geçmişte Libya’da yaşanan trajediler tartışıldı mı? Bu coğrafya da yaşayan insanların sıkıntıları dile getirildi mi? Yaşam koşullarını, adaleti, eşitliği, demokrasiyi,hukukun üstünlüğünü dile getirdiler mi?

Davos’un konuşmacıları, efendileri olan petrol ve silah şirketlerin çıkarları için “Kaç milyon kişi,Libya, Irak ve Suriye’de öldürüldü?Kaç milyar dolar silah satıldı? Ne kadar göçmen Akdeniz’in sularında can verdi?Bodrum’da cansız bedeni kıyıya vuran Suriyeli Aylin bebeği anımsamak ”gibi konuları gündemlerine getirdiler mi?

SON SÖZ : ‘’ DAVOS, KENDİ ÇIKARLARINI KORUYAN BİR GRUBUN, ALGI YÖNETİMİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.