Yaz aylarının vazgeçilmez aktivitelerinden biri olan düğün sezonu açıldı.
Bugünlerde sağımız, solumuz düğün dernek...
Maşallah herkes evlenme peşinde.
Düğünden haftalar önce dağıtılan çocuklar evde kalsın, eller boş gelmesin davetiyeleri, evlenecek çiftlerin yakınlarını telaş içine sokar.
Bayramlar seyranlar, yıllık izinler, yaz tatilleri…
Hepsi iptal!
Kız tarafı erkek tarafı, hısım akraba, gelin damadın dost ve arkadaşları derken, herkes heyecan içinde o günün gelmesini iple çeker.
***
Düğüne kısa bir süre kala…
Önce erkeklerden başlayalım;
Biz erkekler çok rahatız. Düğün gecesi için kendimizi hiç sıkmayız.
Bir pantolon, bir gömlek, üstüne bir ceket, tercihen kravat…
Çocukluk arkadaşı berbere de sinekkaydı tıraşı,
Oldu, bitti…
Ya kadınlar?
İşte orda durun!
Kadınlar, haftalar öncesinden düğün provasına başlar. Kıyafetinden ayakkabısına, saçından makyajına, takısından tokasına, parfümünden çantasına kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülür. Sinir bozucu, bıkkınlık verici, bezdirici bir süreçtir ki bu, anlatılmaz yaşanır.
Birbirine gizliden kin güden kadınlar da, ‘Düğünde en şık ben olcam!’ hırsıyla yanıp tutuşur. Öyle ki; sabah akşam, gece gündüz demeden en güzel ve en pahalı kıyafetlere abiyelere, ayakkabılara çantalara, saç modellerine parfümlere bakılır.
Kendi aralarında ise, çaktırmadan düğünde nasıl bir kombin yapılacağı sorulur.
Karşısındaki akıllı elbet… Açık vermez;
“Valla bilmem ki. Hele o gün bir gelsin, bakarız!”
***
Günlük hayatta şort etek, eşofman tişört, terlik babet giyen kadınlar;
Düğün gecesi ‘Sinderalla’ya dönüşür!
Düğünden sonra, yani saatler gece yarısını gösterdiğinde,
(Devam Edecek…)